15 °C

Görüşürse, istihbarat görüşür

Başbakan Erdoğan, referandum sürecinde ateşkes ilanı için terör örgütüyle görüşüldüğü yönündeki iddiaları yine reddetti.

Görüşürse, istihbarat görüşür

ANKARA - Başbakan Erdoğan, terör örgütü elebaşıyla görüşme yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak, ''Görüşmeler noktasında da bu ülkenin istihbari örgütleri görüşür. Neyi görüşür? Terörü, acaba minimize eder miyim, terörü bu ülkede yok edebilir miyim?'' dedi.

Erdoğan, TV8'nin canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, ''yarın Diyarbakır'da yapacağı konuşmanın içeriğinin ne olacağının'' sorulması üzerine, Diyarbakır mitingi ile ilgili olarak haftalardır beklentileri artıran bir kampanya olduğunu ve kendisinin de bunu anlamakta zorlandığını söyledi. Erdoğan, ''Zira, biz belli bölgenin Başbakanı değiliz. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanıyız. Aslında 2005 Ağustos ayında birçok mesajları verdik'' dedi.

'Evet'ler, 'hayır'lar ve BDP'nin oyları

Bir gazetecinin, ''Referandum sürecinde 'evet''lerle 'hayır'lar yarışırken, Barış ve Demokrasi Partisi'nin sanki vereceği oylar önem kazandığı için belki dikkat Diyarbakır'a doğru yöneldi. Bu arada da ateşkes ilanı aslında lehine çalıştı partinizin... Dolayısıyla böyle söylentilerin, İmralı etrafından dönen münakaşalar da buradan kaynaklandı gibi. Görüştü görüşmedi gibi tartışmalar cereyan etti. Devletin görüştüğü sonunda kabul edildi ama bizim aklımıza şöyle bir soru takıldı; devletle hükümet aslında aynı şeyler değil mi? Sizin direktifinizin haricinde mi birtakım olaylar cereyan ediyor'' sorusu üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

''Devletin sürekliliği vardır, hükümetlerin sürekliliği yoktur. Biz, hükümet olarak devlet denilen bu önemli mekanizmayı almışız ve milletimizin bize verdiği yetkiyle yönetiyoruz ama bizden önce de yine yönetenler vardı. Aynı mekanizmayı kullandılar. İstihbari örgütler olsun, çeşitli bakanlıklar belli yerlerle görüşmeleri hep yapmışlardır, yaparlar. Terörist başı, birileri tarafından o zamanki yönetime teslim edilmiştir ve teslim edildikten sonra da o zamanki hükümet yine bu mekanizma eliyle almıştır ve bugünkü İmralı'ya yerleştirmiştir. Şimdi o zamanki hükümetin ortağı olan siyasi parti, öyle kampanyalar yürütmüştür ki, 'Niçin F tipi cezaevlerine taşınmıyor?' İmralı'ya bunu yerleştiren sensin. Oraya yerleştirirken bu kararı veren organ içerisindesin. Şimdi F tipi cezaevini konuşuyorsun. O gün İmralı'ya hangi nedenlerle, hangi saiklerle yerleştirdiysen, bugün de orada aynı saiklerle duruyor. Demek ki orada durmasının bir nedeni, bir gerekçesi var.

Görüşmeler safhasına gelince, görüşmeler noktasında da bu ülkenin istihbari örgütleri görüşür. Neyi görüşür? Terörü acaba minimize eder miyim, terörü bu ülkede yok edebilir miyim? Bu gibi düşüncelerle ülkemizin geleceği, halkımızın, milletimizin geleceği için bu görüşmeleri yapar. Bunu sadece onlarla da yapmaz, adi suçlarda da yapar. Bu, onların zaten doğal görevidir.''

Yurtdışında yapılanma var

''Terör örgütünün başı İmralı'da. Fakat, sanki oradan terör örgütünü yönetiyormuş gibi bir izlenim ortaya çıkıyor. Sanki oradan birtakım mesajlar birilerine gidiyor? Burada bir gariplik yok mu?'' sorusu üzerine de Erdoğan, kendisinin bu izlenimi paylaşmadığını söyledi.

Erdoğan, böyle bir havanın oluşturulmaya çalışıldığını ifade ederek, ''Kendi tespitlerimi söylüyorum. Şu anda terör örgütünün, dağda, şehirde ve yurt dışında bir yapılanması var ve bu yapılanmalar kendi içinde de belli sıkıntıları yaşıyorlar. Şu anda bu sıkıntılar artık kendini göstermeye başladı. Yurt dışında özellikle bir siyasal yapılanması var. Yurt dışındaki siyasal yapılanma da etkinliğini sürdürüyor'' diye konuştu.

Takaya bindirilip gönderilen elemanlar

''MHP'li sözcüler, sizinle doğrudan irtibatı olmasa bile referandum konusunda terörist başıyla bir pazarlık yürütüldüğünü iddia ettiler. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz'' sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, ''Buna ben şaşarım'' dedi.

Erdoğan'ın açıklamasının ardından, gazetecinin, ''Ama onlar diyorlar ki, 'Sayın Başbakan tabii kendisi takaya binip de terörist başıyla görüştü demiyoruz. Adamlarını gönderdi, 'evet' desinler BDP'liler diye'' sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, ''İddiasını ispatla mükelleftir. Onun 'takaya binip gönderdi' dediği elemanlar noktasında, aynı şeyi ben kendilerine söylerim. İmralı adasına siz yerleştirdiniz ve yerleştirdikten sonra siz kimlerle bu görüşmeleri yaptırıyorsanız o dönemde, ben de aynı insanlarla o görüşmeyi yaptırıyorum. Olay bu kadar basit'' dedi.

Ana muhalefet ve 13 Eylül

Hayır afişlerinin azlığına dikkat çekilerek, ''Evet konusunda mahalle baskısı mı var?'' sorusuna karşılık Erdoğan, ''O kampanyayı yürütenler nasıl yürütüyor bilemem. Mahalle baskısı diye bir şey konuşacak olursak mahalle baskısını bu 'hayır' diyenler çok iyi başarırlar. O işte çok mahirdirler. Bunu bir çok yerlerde özellikle kızlarımıza çok yaptılar. Özgürlükler konusundaki baskıları çok gördük'' yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu'nun referandumu adeta kendi meşruiyeti için kullanma gayretinde olduğunu  dile getiren Erdoğan, ''Buradan eğer kendine göre 'hayır' oyları fazla çıkarsa kendi meşruiyetini ispat etmiş olacak. Onun için 13 Eylül çok önemli. 13 Eylül'de ana muhalefet partisinde yeni bir süreç başlayabilir'' dedi.

Erdoğan, ''referandumun ardından daha bir uzlaşma görebilecek miyiz CHP ile MHP'yle AK Parti arasında?'' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:

''Benim uzlaşmamak gibi bir şey kitabımda yok. Ben icraatın içindeyim zaten. Onların böyle bir işi yok. Onların işi sadece karalama, sadece hakaret etme, bu. Bizim işimiz gücümüz var, işimizle meşgulüz. Biz ülkeye hizmette koşturuyoruz, öyle boş vaktimiz yok. Yani dünyanın bir tarafına git, ülkene gel, ülkenin illerini dolaş. Bunları yapmak durumundasınız. Onların böyle bir sıkıntısı öyle bir durumu yok. Biz hizmette şu an yarış halindeyiz. Bunu yapmak durumundayız, yapacağız da. 12 Eylül sonrasında da yine aynı şekilde, yani böyle bir gayretin içinde, onlardan böyle bir yaklaşımı gördüğümüz anda seve seve biz de bunları otururuz dertleşiriz, konuşuruz.''

"Devlet, vatandaşı öldürenleri affedemez"

Mitinglerinde gündeme gelen af söylemleri ile ile ilgili bir soru üzerine de Erdoğan, yoğun bir bilgi kirliliği ve kara propaganda olduğunu söyledi.

Erdoğan, ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak değil, bir vatandaş olarak bir yakımın şehit olması durumunda, kendim adına birinin bunu affetmesine müsaade etmem. Onu, tarih boyunca affetmem, yaşadığım sürece affetmem'' dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin 7 bin şehit verdiğini ifade ederek şöyle devam etti:

''Bu şehitlerin yakınları var. Bu insanlar dururken, siz onların katili olarak bildiklerimizi affedebilir misiniz? Katilleri affetmek başka bir şey, terörün içerisinde yer almak başka bir şey. Şimdi kalkıp da devlet, kendisine karşı işlenilen suçları affedebilir, ama vatandaşı öldürenleri affedemez. 

 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.