10 °C

İtalya deri sektöründe büyük fırsatlar var

Ekonomik krizin İtalya deri sektörünü de etkilediğine dikkat çeken Uyguner “İtalya’da kapanan ve satıştaki fabrikaları dolaşıyoruz. Ülkede son iki yılda çok yer kapandı, güneyde de kuzeyde de. Önümüzdeki iki sene bayağı bir fırsat var” değerlendirmesini y

İtalya deri sektöründe büyük fırsatlar var

 

Didem ATALAY

 

 
ANKARA - Türkiye'nin deri sektöründe 2023 yılında 5 milyar dolarlık ihracat hedefi bulunduğunu dile getiren Türkiye Deri Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜDİS) Başkanı Bekir Burak Uyguner, ekonomik krizin İtalyan deri sektöründe fabrikaların kapanmasına ve elden çıkarılmasına neden olduğunu belirterek, ülkede önümüzdeki iki yıl boyunca çok önemli fırsatların olduğunu kaydetti. Sektörde ihracatın bu yıl 1.6 milyor dolar düzeyinde sonuçlanacağını ifade eden Uyguner "2023 hedefleri için yüzde 10-12 arası bir artış gerekiyor, ama ihracatımız şu anda o hızda artmıyor. Hedefi tutturmak için Avrupa'da ki fırsatları değerlendirmeliyiz" dedi. 
Sektörde Türkiye'nin know- how açığı olduğunu, Türkiye'nin markası olmadığını ve  küçük baş ve büyük başta yüzde 50 dışarıya bağımlı olunduğunu vurgulayan Uyguner,  bazı sektör ürünlerinde ithalat hacminin ihracat düzeyini aştığını söyledi. Uyguner "Türkiye'de deri ve deri mamulleri sektörü o kadar da başarılı bir sektör değil" değerlendirmesini yaptı.
Ankara Sohbetleri'ne konuk olan TÜDİS Başkanı Bekir Burak Uyguner, Ankara Temsilcimiz Ferit B.Parlak ve arkadaşımız Didem Atalay'ın sorularını yanıtladı.
 
İtalya'nın markalarıyla deri sektörüne liderlik yaptığını biliyoruz. Türkiye'de İtalya gibi olacak mı?
İtalya'ya iki haftada bir gidiyoruz. Kriz nedeniyle önemli fırsatlar oluştu. Meslektaş ziyaretlerinin yanı sıra kapanan ve satıştaki fabrikaları dolaşıyoruz. Son iki yılda çok yer kapandı, güneyde de kuzeyde de. Önümüzdeki iki sene bayağı bir fırsat var. Örneğin bir tesisi Bursa İhtisas OSB'ye kurduk. Her ay 250 bin metrekare döşemelik deri yapılıyor o fabrikada. Üzerine yeni makine eklemeleri yapacağız. Türkiye'de döşemelikte çok büyük açık olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'de insanlar yavaş yavaş zenginleşiyor ve zenginleştikçe daha lüks şeyler istiyorlar. Yerdeki döşemeyi beğenmiyor, gidiyor parke yapıyor. Deri olsun diyor. Burada çok büyük bir açık var. Ayrıca her yıl 1 milyon konut yapılıyor ve döşemeye özellikle deri döşemeye ilgi her geçen gün artıyor. Yerli üretim olmadığı için de ihtiyaçlar ithalatla karşılanıyor.  
 
Kurduğunuz fabrika sadece iç tüketim için mi, ihracat da yapacak mısınız?
İhracat da olacak ama öncelikle imalatı oturtalım. Bu iş tam er meydanı. En rekabetçi pazar. Genelde yarı mamul olarak getirilen hammadde ya Güney Amerika, ya Pakistan tarafından geliyor. Rakiplerimiz İtalyanlar, Çinliler, Brezilyalılar. Bizde de maliyetler yüksek. Önce üretim ve Ar-Ge'yi zenginleştirip sonra dış ticaret ayağına bakacağız.
 
Döşemelik deride üretici firma sayısı artar mı? 
Ufak tefek bir şeyler yapanlar var ama onlar hep butik. Büyük çaplı imalat yapan döşemelik deride kimse yok. Büyük iş yapanların hepsi ithalat yapıyor.  Pazarın bence çok genişleyecek payı var; Türkiye'de çok büyüyebilecek bir pazar.
 
Deride ithalat azaltılabilir mi?
Örneğin kamu kurum ve kuruluşlarında sadece yerli üretim deri kullanacağız denilse, memleketimizdeki öz hayvan sayısına dayanarak söylüyorum, bizim Türkiye'deki öz hayvan sayısıyla bunu verebilmemiz mümkün değil. Biz ne yapacağız o işe özel ara hammadde getireceğiz. Burada bir istihdam yaratacağız. Burada para kazanılacaksa bunun vergisi Türkiye Cumhuriyeti'ne ödenecek. Bir de şu var; askeriye cilt kalitesi olarak bozuk bir deri alıyor. Baskılı endüstriyel deri alıyor. Butik işlerde kullanılacak mallar değil bunlar. Belli teknik özellikleri olan endüstriyel mallar. Türkiye'de yetişen sığırın derisi bunu yapmamız için lüks. Ara hammadde getirilir, o Türkiye'de bir katma değer kazanıp işlenip satılır. Mesela, Türkiye'ye hala canlı hayvan geliyor. 300 kilonun altında hala fonsuz geliyor. Türkiye'de besleniyor değer kazanıyor, biraz istihdam sağlıyor, kesiliyor, satılıyor. Buna benzer bir şey olur. Ama zaten Türkiye'nin içerideki hayvan varlığı bizim tabakhanemizdeki üretim miktarlarımıza yetişmiyor. Bundan dolayı biz ortalama küçük baş ve büyük başta yüzde 50 dışarıya endeksliyiz hammaddede.  
 
Konfeksiyon için gereken deriyi Türkiye'den sağlayabiliyor musunuz?
Türkiye kürklük konfeksiyonluk derinin yüzde 80'ini işliyor. Bunun için Balıkesir'in kuzusu yetmez. İspanya'dan da, Yunanistan'dan da almak durumundayız. Bu ithalat olacak. Bunun için yapacak bir şey yok. 
 
Sektörün 5 milyar dolarlık ihracat hedefi var. Verilen destekler yeterli mi?
Türkiye'de hayvancılıkla ilgili Tarım Bakanlığı ciddi destek veriyor. Verilen teşvikler üreticiye verilen destekler rakamlar çok büyüyerek gidiyor. Tahmin ediyorum 5-10 sene sonra Türkiye'de çok iyi bir hayvan varlığı oluşacak. Bu benim şahsi düşüncem. Çok yatırım yapılıyor. Belki 10 sene sonra başka bir yerde olabiliriz. 
 
Sektörün ihracatı ne kadar, potansiyeli yansıtıyor mu? 
Deri mamulleri ihracatı olarak bakarsak Türkiye, olması gereken yerde değil. 2023 ihracat hedefi 4.5-5 milyar dolar. Bu sene sonunda çıkacak rakam 1.6 milyar dolar. Buna ulaşmak için yüzde 10-12 arası bir artış lazım. Şu anda o hızda artmıyor. Göz ardı ettiğimiz bir bavul ticaret boyutu var. Ciddi bir döviz girdisi var. 1 milyar doları aşmıştır. Çok mal gidiyor. İran'a eşek sırtında giden mal da, Suriye'ye giden sınır ticareti de bavul ticareti. Türkiye için iyi mi? İyi, para getiriyor. Ama bir yandan da bizim de çok şikayetçi olduğumuz bir konu olan kayıtsızlığı doğuruyor.
Dünyada yapılan deri ve deri mamulleri ihracatı aşağı yukarı 200 milyar dolar civarında. Türkiye ilk 15'e giremiyor. Bizim burada payımız bavul ticaretiyle beraber 2.5-3 milyar dolar. Yüzde 1'i. Burada Çin, İtalya, Hong Kong, Fransa, Almanya çok büyük. 
 
2023 hedefi olan 5 milyar dolarlık ihracatı tutturmak için neler yapılmalı? 
Yıllık 5 milyar dolar ihracat gerçekleştirmek isteniyorsa öncelikle tesise yatırımı yapılması gerek. Mevcut fabrikalarla bu iş olmaz. Bu bir tek fabrikaları büyütmekle de olmaz, fabrikalar büyüsün ama ondan sonra o malı yapacak know-how, makine ve insan lazım. Bugün İtalya'da bu işi yapan dünyanın önemli ustalarının çoğu boşta. Biz 10 sene önce İtalya'ya gittiğimizde bizi fabrika kapısından sokmayan işletme sahipleri, bugün bize kartlarını verip 'sizin için Türkiye'de ne yapabiliriz, biz Türkiye'de çalışmak istiyoruz' diyorlar. 10-15 sene önce Türkiye'ye İtalyan bir usta getirmek zordu, gelmezdi adamlar. Tabii Türkiye'nin şartları da değişti. Bizim şirkette 3 tane İtalyan var. İstanbul'dan Venedik'e günde 5 tane uçak var. Antep'e gider gibi Venedik'e gidiyorsun. Geliyorlar bakıyorlar ki Türkiye fırsat ülkesi. Can güvenliğinin tehlikede olduğu bir ülke değil ki. Hindistan'la, Pakistan'la, Çin'le karşılaştıramazsın ki Türkiye'yi. Avrupa gibi bir ülke yani. Özellikle İstanbul. Şu anda tesis yatırımlarını yapmak için doğru zaman. Türkiye'nin know- how açığı var. Bunların üzerine, Türkiye'nin markası yok. Marka olmadığı zaman Türkiye'de dünyanın ayakkabısı, çantası yapılıyor da, yapılıyor. 
İtalyanların ihracatı bizim 10 mislimiz civarında. Çin 35-50 milyar dolar arasında bir yerde. Türkiye'de biz kendimizi olduğumuzdan büyük görmeyi severiz. Yurtdışından bak, Türkiye'ye yatırım yapar mısın diye. Türkiye'de ucuz işçilik var mı? Asya'ya kıyasla bakarsan yok. Markan var mı, yok. Olmaz. Bugün 1.5 milyar dolar ihracat yapmak kötü değil tamam ama başarı mı? Hayır, değil. 
Devletin biraz kayıt dışılıkla uğraşması lazım ki bizim gibi OSB'ler içinde kayıt düzen içinde çalışan işletmeler devamlı yumruk yemesin. Bir tanesi bu. İkincisi know-howın gelmesi lazım. İşi bilen adamların Türkiye'ye gelmesi gerekiyor. Bu satıcı olabilir, imalatçı olabilir, deri ustası olabilir. Bunları müteşebbisler getirecek. Ve İtalya'da kapanmış şirketler varsa onları alıp getirmek lazım Türkiye'ye. Normalde İtalya'da bir makine alabileceğin paraya bir fabrika alabiliyorsan alman lazım. Şimdi onlar bu kötü durumdayken bundan yararlanacaksın.
 
Döşemenin önemi artıyor. Bu tarafta da var mıyız?
Türkiye aşağı yukarı hiç yok bu işlerde. Dünyada üretilen deri miktarının yüzde 50'si ayakkabıda kullanılırmış. Türkiye ayakkabısında çok ciddi bir ihracat yok yani. Neden? İstanbul'da üretim yapıyor adam ve üretim çok pahalı. Üretim pahalı, eleman pahalı. Anadolu'ya gidemiyor çünkü ayakkabıcının kümelenme içinde olması lazım. 
 
Eleman açığınız var mı?
Tabakhanelerde bu aralar yoğun bir şekilde açık var. Yetişmiş eleman maalesef yok. Deri teknisyenleri, okuldan çıkan gençler var ama teoriyi öğreniyor bir de pratik tecrübesinden geçmesi gerekiyor.  Çok iyi eleman yetişiyor mu Türkiye'de diye bakarsak, bir eleman en iyi o ülkedeki imalat kadar iyi yetişebilir. Türkiye'de yetişen adamla İtalya'da yetişen adam bir olmaz. Bir tanesi dünya markasına mal yapıyor, diğeri bir tüccara mal yapıyor. İtalya'da adam 'ben bunu 3 bin euroya satacağım. Sen buna göre bir mal yap' diyor. Senin müşterin böyle biri olduğunda sen ne tür bir ürün yaparsın?  Bir de senin müşterin senden 2-3 senti aradığı zaman nasıl bir ürün yaparsın?  Türkiye'de bizim sektörde öyle çok büyük Ar-Ge yapılmıyor. 
 
Burak UYGUNER
 
[PAGE]
      
Burak UYGUNER
 
Ferit B.PARLAK
Yıllarca dış ticaret açığımızı kapatan sektörler arasında ilk sıraları zorladı.
Geçtiğimiz yıl ihracatta resmi rakamlarda 1.5 milyar doları, bavul ticareti ile birlikte 3 milyar doları aştı.
Sektör temsilcileri 5 milyar dolarlık ihracatı ise kısa vade hedefi olarak belirledi.
Gösterilen çaba ve özveri, deri sanayicilerimizin hedefi yakalamasına belki de yetecek ama hedefi aşmak ve ekonomiye daha fazla katkı sağlamak, verilebilecek desteklerle mümkün olabilecek.  
Türkiye Deri Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜDİS) Başkanı Burak Uyguner ile hedefleri, destek beklenilen alanları ve fırsatları konuştuk. 
Uyguner'in "Sektörün ihtiyacı olan tevsi yatırımlar için Avrupa'daki kriz bir fırsattır.", "Modernizasyon ve marka için İtalya'da ciddi fırsatlar var.", "Artık hem AB'de hem Asya'da varız", "Birkaç yıl öncesine kadar hayal olan Çin bugün bizim pazarımız." şeklindeki görüşleri, verilebilecek desteklerin hangi yönde olacağına ışık tutuyor. 
 
Belli yerlerde kümelenmek şart
Bundan 5-6 sene önce ben 'Hong Kong'da bir yer açmalıyız, buraya biz deri satabiliriz' dedim. Bütün rakiplerimiz dedi ki "Bu adam manyak, kafadan kontak!" Hong Kong fuarına gittiğimizde görmüştüm, herkes Hong Kong fuarına katılıyor, devlet destek veriyor fuara katılalım diye. Fuara gidiyoruz, derilerimizi asıyoruz, adamın biri ilgileniyor, ama Hong Kong'da ofisin var mı, diye sorup yok cevabını alınca arkasını dönüyor gidiyor. Sen o pazarda o işi yapacaksın. Oraya malını götüreceksin. Oradaki kargocuya vereceksin, o da sana parayı ödeyecek. Sistem bu! Bunu kurmazsan orada yaşayamazsın. Kendi sektörünün gerçeklerini görüp, belli yerlerde kümelenip iş aramak lazım. 
 
Herkes birbirini taklit ediyor
-Türkiye'nin moda oluşturan bir ülke olması söz konusu mu?
Dünyada zaten modayı kaç tane ülke yapıyor ki? Fransız, İtalyanlar yapıyor modayı biraz da Amerikalı kendi yaşam tarzını yansıtarak yapıyor. Türkiye'nin moda yapması da biraz iddialı. İyi üretim yapan bir yer olursun, müşterilerine iyi servis veren, dünya markalarını destekleyen bir yer olursun. Kendi markanı da yaratabilirsin, bu da olur ama modayı ben yapacağım demek iddialı. Bugün herkes birbirini taklit ediyor. Bütün tekstilciler İtalya'ya, Paris'e fuara gidiyor. Çünkü orada görecek orada gördüğünü burada uygulayacak. Biz de öyle yapıyoruz. İtalya'da fuarda deri standlarını geziyoruz. Artık yüzümüz eskidi. 
 
Sektörde en önemli maliyet unsuru yarı işlenmiş deri
 
[PAGE]
 
Sektörde en önemli maliyet unsuru yarı işlenmiş deri
- Sektörün maliyetlerini hangi unsurlar oluşturuyor?
Kuşkusuz en önemli maliyet unsuru yüzde 56 ile yarı işlenmiş derilerden oluşuyor. Toplam maliyet içinde işçiliğin payı yüzde 19 seviyesindeyken, yardımcı maddelerin payı yüzde 12, diğer maliyetlerin payı yüzde 8 ve finansmanın payı da yüzde 5 civarında seyrediyor.
 
Hayvan varlığı ençok yüzde 16 ile keçide arttı
-Hayvan varlığındaki değişimin durumu nedir? Yani kriz döneminde alınan önlemler yerini bulmuş mu?
Bu konuda Türkiye geride 2011'de ciddi gelişme gösterdi. Bizim çıplak gözle belirleyebildiğimiz bu hususlar, Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine de yansımış durumda. Toplam hayvan varlığımız 2010 yılına göre yüzde 9.5 artışla 45 milyon 195 bine yükseldi. Bunun içinde büyükbaş hayvan sayısı yüzde 9 artarak 12 milyon 483 bine, küçükbaş hayvan sayısı da yüzde 10 artarak 32 milyon 309 bine çıktı. Küçükbaş hayvan  yetiştiriciliğine doğru artan eğilim, rakamlarda da kendisini gösterdi. Bunlar içinde en yüksek artış yüzde 15.6 ile keçilerde gözlendi. Toplam artışın yüzde 8.9 olduğu büyükbaş hayvanlar içinde ise en yüksek artış yüzde 15.2 ile kültür sığırlarda oldu. 
 
Deri sektörü çok başarılı değil
- Ne kadar ithalat var ? 
Döşemelik deride ne kadarlık ithalat olduğunu tespit edemiyoruz ama mamul deride ham deriyle beraber aşağı yukarı 800 milyon dolarlık ithalat var. Bu çok ciddi bir rakam. Türkiye'de birçok şey böyle. Ayakkabıda 500 milyon dolar ihracat var ama 800 milyon dolar ithalat var. Türkiye'de deri ve deri mamulleri sektörü o kadar da başarılı bir sektör değil.
 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.