Kâr payı dağıtımında VUK-TFRS ayrımı

Soner ALTAŞ / Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettiş

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, gerçek ve tüzel kişi tacirlerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümlerine uymalarını öngörmüş iken, münferit ve konsolide finansal tablolarını, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartları’na ve bunların yorumlarına uyarak düzenlemelerini şart koşmuştur. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu da TMS/TFRS’yi uygulamakla yükümlü olan şirketleri belirlemiştir. Peki, finansal tablolarını TFRS’ye göre düzenleyen şirketler, VUK uyarınca tutulan yasal defter kayıtlarında yer alan kârı mı yoksa TFRS’ye göre hesaplanan kârı mı esas alacaktır? TTK’da bu hususa ilişkin bir açıklık bulunmadığı gibi konu ikincil düzenlemelerde de ele alınmamıştır. Oysa, Sermaye Piyasası Kurulu, konuyu, halka açık anonim ortaklıklar yönünden hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açıkça belirlemiştir. Halka açık anonim ortaklıklar, ancak Vergi Usul Kanunu’na göre tutulan kayıtlarda mevcut net dağıtılabilir kârdan veya diğer kaynaklardan karşılanabilen kaynaklardan (örneğin; serbest yedek akçelerden) kâr payı dağıtabileceklerdir. Bir diğer deyişle, SPK, dağıtılacak kâr payı tutarında üst sınırı, Vergi Usul Kanunu’na göre tutulan kayıtlarda yer alan ilgili kâr dağıtım kaynaklarının dağıtılabilir tutarı olarak belirlemiştir. Halka açık anonim ortaklıklar açısından konu bu kadar nettir. Kanımızca, SPK’nın bu düzenlemesi doğrudan halka açık şirketlere ilişkin olsa da, halka açık olmayan ancak finansal tablolarını TFRS’ye göre düzenleyen anonim şirketler tarafından uygulanabilir. Bir diğer deyişle, halka açık olmayan ancak finansal tablolarını TFRS’ye göre düzenleyen anonim şirketlerin de ancak Vergi Usul Kanunu’na göre tutulan kayıtlarda mevcut net dağıtılabilir kârdan veya diğer kaynaklardan karşılanabilen kaynaklardan (örneğin; serbest yedek akçelerden) kâr payı dağıtabilecekleri kanısındayız. 

Benzer bir düzenlemenin, halka açık olmayan, dolayısıyla TTK’ya tabi olan şirketler açısından da yapılmasında ihtiyaç vardır. Bu kapsamda, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın, güncel bu sorundan yola çıkarak, uygulamada tekdüzeliğin sağlanması ve özellikle yedek akçe ayrımında ortaya çıkan farklı uygulamaların da bu vesileyle ortadan kaldırılması amacıyla, TTK’nın 210’uncu maddesinin vermiş olduğu yetki çerçevesinde, halka açık olmayan anonim şirketlerde, hatta konuyu genele yayarak ticaret şirketlerinde kâr payı dağıtımının usul ve esaslarını bir tebliğ ile belirlemesinin ve bu tebliğde kâr payı dağıtımında esas alınması lazım gelen dağıtılabilir kâr tutarını açıklığa kavuşturmasının gerekli olduğu düşünülmektedir.