10 °C

Kılıçdaroğlu DÜNYA'ya konuştu: Yüksek katma değerli üretimden 5 yıl vergi almayacağız

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Eskişehir mitingi öncesi Genel Yayın Yönetmenimiz Hakan Güldağ'ın sorularını yanıtladı

Kılıçdaroğlu DÜNYA'ya konuştu: Yüksek katma değerli üretimden 5 yıl vergi almayacağız

Yıllar önce DÜNYA gazetesinde yazarlık yaptığını belirten CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Ekonomide olup biteni izlemek için DÜNYA çok önemli. Eve de alıyorum” dedi. Genel Yayın Yönetmenimiz Hakan Güldağ’ın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, olası bir CHP iktidarında ekonomik anlamda üretimin ön planda olacağını söyledi. Kılıçdaroğlu “Önümüzdeki dönemde teşvik sistemini tamamen değiştireceğiz. Katma değeri yüksek ürün üreten sektörler için özel teşvikler vereceğiz. 5 yıl süreyle vergi almayacağız” dedi.

• Meydanlarda en çok hangi vaatlerinize sahip çıkıldığını gözlemliyorsunuz? 

Emekliye iki maaş ikramiye, 1500 lira asgari ücret, çiftçiye mazotun 1.5 lira olması… 

• Bu seçimlerde ekonomiye ağırlık veriyorsunuz kampanyanızda. Merkez Türkiye gibi... Neden? 

Vatandaşımızın taleplerine karşılık vermeye çalışıyoruz. Ayrıca, Türkiye’nin, ekonominin ihtiyaçlarını göz önüne alarak projeler üretiyoruz. Merkez Türkiye Projesi de bunlardan biri... 

• Merkez Türkiye Projesi’ne ne gibi tepkiler aldınız? 

Sanki belli kesimlerde bir hayal kırıklığı oldu. Daha çok, öğretmenlere ve memurlara da emekliye ikramiye gibi vaatler beklentisi vardı… Yo hayır, bir hayal kırıklığı yok. Ayrıca yeni bir vaatte bulunmam doğru da olmaz. Çünkü mevcut bütçe, önümüzdeki süreç, bizim hangi konuda ne kadar vaatte bulunmamız gerektiğini hesaplamamız için sınırlar çiziyor. Ben eski hesap uzmanıyım. Maliye Bakanlığı’nda çalıştım. Dolayısıyla bir vaatte bulunurken, ne yapabileceğimizi bilerek yaparım. Yapamayacağım şeyleri vaat etmem doğru değil. Tabii uzun dönemde, memurların da, öğretmenlerin de, diğer kesimlerin de sorunları var ve çözülmesi gerekiyor. Ama bizim seçim meydanlarında dile getirdiklerimiz daha çok kısa vadeli talep ve beklentilere yönelik. Uzun vadeli talepler Merkez Türkiye projemizin içinde… 

• Asgari ücret ile ilgili iş dünyasından bir tepki geldi mi? 

Hayır, herhangi bir tepki gelmedi. Çünkü asgari ücret yükselecek diye iş dünyasının üzerine herhangi bir özel bir yük gelmeyecek zaten. Bunu özellikle dikkate aldık. En büyük arzumuz iş dünyasının üretmesi ve istihdam yaratması… 

• İş dünyasının maliyetlerinin yükseleceği algısı oluşmadı mı? 

Tam tersine... Ayrıca bizim iş dünyası için çok güzel bir projemiz var. KOBİ’lere 0 faizli kredi vereceğiz. 

• O nasıl olacak? 

Özeti şöyle; vergi ve sigorta prim borcu olmayacak, ödediği vergi ve sigorta primi kadar bir yıl süreyle 0 faizli kredi kullanacak. Bu bir yandan kayıt dışını engelleyecek. Bir yandan da KOBİ işini büyütecek ve istihdamı artıracak. Üretimi teşvik etmek istiyoruz bu projeyle. 

• Ne kadarlık bir kaynak gerekiyor, hesaplandı mı? 

Vergi ve prim borcu olan ne kadar KOBİ var diye baktığınızda, sayı bir hayli yüksek. Özellikle son dönemde ödeyemeyenler de çok arttı. Dolayısıyla, ilk yıl için 0 faizli krediden yararlanan az olacak. Ama bu ilk yıl için böyle... Çünkü biz prim ve vergi borçlarının ödenmesine de kolaylık getireceğiz. Biriken borçları temizledikten sonra şirketler için yeni bir süreç başlamış olacak. 

Merkez Türkiye Projesi’ni anlamak gerekiyor 

• Merkez Türkiye Projesi’ne, ütopik bulanlardan, zaten söylenmişti diyenlere uzanan geniş bir yelpazede sıkı eleştiriler var... 

Bu projeyi anlamak için Türkiye’nin coğrafi konumunun sağladığı avantajı gerçekten anlamak gerekiyor. Ve Türkiye’nin genç nüfus potansiyelini iyi bilmek gerekiyor. Bu iki ana unsuru görmezlikten gelirseniz bu projenin değerini anlayamazsınız. Bu proje, denizi olmayan ülkeler için Türkiye’yi bir limana dönüştürüyor. Bu projeyle, Karadeniz ve Akdeniz’i en verimli şekilde kullanıyoruz. Karayolu, deniz yolu bağlantıları kuruyoruz. Enerji hatlarını yeniden rehabilite ediyoruz. Dolayısıyla bu proje 2 milyon 200 bin ek istihdam yaratacak. 2035’te olgunlaştığında 147 milyar dolarlık ek katma değer yaratacak. Bu projeyi eleştirenlere sadece şunu sormak isterim: Böyle bir projeyi kim üretmiş bugüne kadar? Çıksın desinler ki, şu proje üretilmişti… 

• Merkez Türkiye Projesi için bir analiz yapıldı mı? 

Projeyi üretirken, büyüme hızı, kişi başına gelir, mega kentin nasıl oluşacağı, bu kente ilişkin özel yasa, sivil toplum kuruluşlarının oradaki fonksiyonu, orada daha aktif rol almaları, bürokrasinin sıfırlanması, dört büyük limanın dünyaya entegre edilmesi… Hepsi detaylarıyla hesaplandı. Acaba şunu biliyorlar mı? Gelişen ekonomiler 1990’da dünyadan ne kadar pay alıyorlardı, bugün ne kadar alıyorlar? Kimi ülkeler açıkça bu süreçte olağanüstü bir avantaj sağladılar. Sağlayamayan tek ülke var Türkiye. 

• Türkiye sizce geri mi kaldı? Orta gelir tuzağını aşamayacak bir konumda mıyız? 

Biz o geride kalmayı aşmak istiyoruz. Sadece orta gelir tuzağı bakımından değil, orta teknoloji tuzağından da Türkiye’yi kurtarmak istiyoruz. Türkiye, katma değeri yüksek ürünlere yönelmeden, bilgi toplumunu yakalama şansı yoktur. 20’nci yüzyılın sonu, 21. yüzyılın başı, dünyanın bilgi toplumuna geçtiği süreçtir. Buna göre kendinizi konumlandıramıyorsanız, eğitimi buna uygun inşa edemiyorsanız, sanayinizi buna göre inşa etmiyorsanız, üniversiteler bilgi üretmiyorsa siz dünyanın gerisinde kalmışsınız demektir. Ekonomi 3 yıldır patinaj yapıyor. Ben söylemiyorum; söyleyen Cumhurbaşkanı. Peki, 3 yıldır neden patinaj yapıyor? Ne var önünde engel? Muhalefet mi engel oluyor? Hayır. Yeni bir ekonomik programları yok. Dünyayı iyi okuyamıyorlar. O kadar kaybımız oldu ki. İşte Ortadoğu’da barış olsaydı eğer, Türkiye dünyadaki durgunluğu en rahat atlatan ülke olurdu. Şimdi en ağır yaşayan ülke... 

• Merkez Türkiye Projesi 2035’i işaret ediyor. Siz kampanyanızda ‘bana 4 yıl verin’ diyorsunuz. Bir çelişki var mı? 

Kısa vadeli çözümler için 4 yıl diyoruz... Emekliye 2 maaş ikramiye, asgari ücretin yükseltilmesi, öğrencilerin yurt sorunun çözülmesi gibi hedefl er 4 yıl içerisinde olacak. Merkez Türkiye Projesi’nin başlangıcı ise 2017. Bu tarihten itibaren katma değer üretmeye başlayacak. Ve bu bir puzzle gibi birbirini tamamlayan ve birbirini büyüten bir proje. Özel sektörün yatırımlarıyla, teknoparkıyla, diğer unsurlarıyla bu proje 2035’te olgunlaşacak. Katma değeri ise çok daha öncesinden yaratmaya başlayacak... 

• Proje neden 2035’te olgunlaşmak zorunda? 

Çünkü 2035’te Türkiye genç nüfuslu ülkeler grubundan yaşlı nüfuslu ülkeler grubuna girmiş olacak. Onun için önümüzdeki 20 yıllık sürenin Türkiye’nin genç nüfusu avantajı ile coğrafi konumunun avantajı birbirini destekleyerek, avantajı iki misline çıkarması gerekiyor. Bir şey daha var hedefte, yine iktidarın hedefinde olmayan bir şey; Türkiye, insanı gelişmişlikte dünyada 69’uncu sırada. Türkiye 2035’e kadar, önümüzdeki 20 yıl içinde, 49 basamak atlamak zorunda, ilk 20’ye girmek için. İlk 20’ye girersek, zaten ekonomide de ilk 10’a girmiş oluruz. Giremezsek, şansımız yok. 

Proje bazında teşvik sistemine geçeceğiz 

• Gazetemiz aracılığıyla, iş dünyasına iletmek istediğiniz mesaj var mı?

Öncelikle, biz kesinlikle Türkiye’de birinci sınıf demokrasiyi hedefliyoruz. Bu şu anlama geliyor: İş dünyası rahatlıkla siyasal iktidarı eleştirecek ama ertesi gün kapısının önünde bir müfettiş ordusu görmeyecek. İki, üreten Türkiye... Bu bizim sloganımız. Sanayisi katma değerli ürünler, üniversiteleri bilgi üretecek... Üç, güçlü bir sosyal devlet... Bu iş dünyası için de Türkiye’nin bekası için de güvence... 

Dört, kazanımlarımızı sürdürebilmek. Bunun için devlete liyakat esasını getireceğiz. Yani hak edeni hak ettiği göreve getirmek. Görüşü ne olursa olsun. 

• Olası bir CHP iktidarında, ekonomik anlamda ne ön planda olacak? 

Kesinlikle üretim... Katma değerli üretim. Önümüzdeki dönemde teşvik sistemini tamamen değiştireceğiz. Katma değeri yüksek ürün üreten sektörlere için özel teşvikler vereceğiz. Örneğin genetik de bunlardan biri... 5 yıl süreyle vergi almayacağız. Yeter ki, o katma değeri yüksek ürünü üretebilelim. 

• Teşvik sisteminde değişiklik düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle proje bazında teşvike geçilecek. Tabii bölge de olacak. Ağır sanayiyi artık bizim Ankara, İstanbul ve İzmir’den alıp Anadolu’ya kaydırmamız lazım. Merkez Türkiye Projesi’nin önemli hedefl erinden biri de budur zaten. İçi boşalan Anadolu’ya yeniden hayat verme projesi. Bunları yapmazsak huzursuzluk, kendi içinde kavga eden bir toplum çıkacak ortaya. Biz Merkez Türkiye Projesi’nde, akademisyen, planlamacı ve ekonomistlerin yanı sıra iş dünyasının da görüşünü aldık. Taleplerini dikkatle değerlendirdik. Bu proje, akşam yazılıp sabah ilan edilen projelerden değil. Tüm hesapların yapıldığı, bizim gibi düşünmeyen insanların da görüşleri alınarak yola çıkılan bir proje. 

• Türkiye’nin yeni bir büyüme modeline ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle... Bu model üretim odaklı olmak durumunda. Üretime endeksli bir büyüme modeli... 

• Sizce Türkiye kendi dinamiklerini doğru okuyor mu? Bunları geliştirecek politikalar üretebiliyor mu? MÜSİAD’ın kısa bir süre önce gazetelere ilanlar vererek, ‘Türkiye gerçek hedefleri hak ediyor’ diye dile getirdiği eleştirilerini bu yönde değerlendirmek mümkün mü? 

Türkiye’de planlama yok. Onun için neyi, nasıl yapacağını bilmiyor. Devleti devlet yapan bürokrasidir. Siyasetçi hedef verir, bürokrasi seçenekler üretir, siyasetçi de ona göre kararlar verir. Şimdi biz şu anda tasarruf açısından dünya sonuncusuyuz. Birikiminiz olmayınca ne yapacaksınız? Borçlanarak götürüyorsunuz o zaman. Siz tasarrufl arınızı yükseltemezseniz, ‘gelecekte güzel bir Türkiye inşa edeceğiz’ filan hikaye kalır. Türkiye hep bu açığı hissetti. Ama kendisini de hep tüketime verdi. Çünkü Türkiye’de siyaset uzun vadeli düşünmemiş, hep bir sonraki iktidarı düşünmüştür. Bir sonraki iktidarı düşündüğü için hep Türkiye kaybetmiştir. 

• Bir süredir yabancı yatırımcılarda fazla bir hareket yok. Uluslararası sermayeyi, yatırımcıyı çekmek için neler yapılmalı sizce? 

Toplanan vergilerin doğru, sağlıklı harcanmadığı, hesabının verilmediği, demokrasinin olmadığı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Yabancı sermaye de gelmiyor işte... Türkiye’de birinci sınıf demokrasi olsun, her yıl bize 40-50 milyar dolar yabancı sermaye gelir. Simdi gelemiyor, çünkü güvenliği yok, mal güvenliği yok en başta. ‘Makul şüphe’ deyip, hepsini atabilirler içeriye. Mal varlıklarına TMSF aracılığıyla el koyabilirler. Niye gelsin yabancı sermaye? TÜSİAD kalktı en makul olan şeyi söyledi: ‘Hukukun üstünlüğü olmazsa yabancı sermaye gelmez’, söylediği bu. Evrensel bir kural. Bırakın dışarıdan geleni, yerli sermaye de yatırım yapmaz. Vay bunu söyledi diye, siyasi iktidar kalktı, TÜSİAD’ı vatan hainliği ile suçladı. 

• Olası bir CHP iktidarında Kemal Derviş’e görev vermeyi hala düşünüyor musunuz? 

Vereceğim... Bakın, Kemal Derviş Türkiye’yi 2001 krizinden çıkaracak programı hazırlamıştı. Sayın Derviş üç dört yıl önce dedi ki, “Bu programın süresi doldu. Türkiye artık krizden çıktı, şimdi yeni bir ekonomik programa ihtiyacımız var.” Reddettiler. Sıcak para vardı, herkes hayatından memnundu. Birdenbire sıcak para bitince bunların da ayağı yere değdi. Şimdi diyorlar ki Türkiye patinaj yapıyor. İyi de niye Güney Kore patinaj yapmıyor? Niye Hindistan patinaj yapmıyor da, biz patinaj yapıyoruz 

• Sayın Derviş, çok kısa süre önce bir televizyon kanalında Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’ı öven sözler söyledi. Teknik bilgisinin kuvvetli olduğunu ve ekonomik konularda dikkatli davranmaya çalıştığını vurguladı. 

Babacan özellikle bütçe politikasının sağlıklı yürümesi, kamu harcamaları açısından belli bir titizliği olan bir bakan. Ama o da maalesef kendisi özellikle kısa bir süre önce yaşanan Merkez Bankası’na müdahale sürecinde hiç konuşmadı ve bu şekilde Merkez Bankası’nın dünyadaki itibarını zayıfl attı. Merkez Bankası’ndan sorumlu olan bir bakanın dışarıdan müdahaleye en sert tepkiyi göstermesi gerekir. “Sayın cumhurbaşkanımız, bunu yapamazsınız” demesi lazım. Kendisini vesayet altında hisseden bir siyaset doğru karar alıp başarılı olamaz. Gelinen nokta o...

Çip üretimi için gözüm kapalı 1 milyar dolar verirdim

• Orta gelir tuzağını aşma konusunda Güney Kore modeli çok sık örnek gösteriliyor. Türkiye için bir model olabilir mi?

Güney Kore üretiyor. Teknoloji üretiyor. Çip üretiyor. Bizde de bir sanayici çip üretmek istedi. 1 milyar dolar yatırım gerekli diye Ankara’da anlattı durdu. Bir sonuç alamadı. Ben başbakan olsaydım gözüm kapalı bir milyar doları verirdim, yeter ki Türkiye çip üretsin. Çünkü, ürettiği andan itibaren Türkiye sıçrama yapacaktır. Ama önce bunu anlayan politikacıya ihtiyaç var! Bugün çip hemen her alanda büyük öneme sahip. Sadece elektronik sektöründe değil, örneğin otomotiv sanayiinde çok ihtiyaç var. Ulusal katma değeri artırmak açısından. Biz Güney Kore’den önce otomobil ürettik. Ama bizim otomobil markamız yok, Güney Kore’nin 3 markası var. Zamanında doğru hamleler yapmak çok önemli. Sorun, tümüyle siyasetten, siyasetin öngörüsüzlüğünden kaynaklanıyor.

Toplumu rencide edecek bir şey yapmamak lazım!

• Mitinglerinizde bir şey dikkat çekiyor. Zaman zaman siz eleştirilerinizi sıralarken, ‘yuh’ sesleri, ‘Hırsız’ ve benzeri tepkiler oluyor. Siz durdurmaya çalışıyorsunuz. Neden?

Biz 77 milyonu yönetecek bir partiysek, toplumun şu ya da bu kesimini rencide edecek her şeyden kaçınmamız lazım. Vatandaşın tepkisi var, ben onu anlıyorum zaten ama o tepkinin ifade edileceği yer sandık. Enerjilerinin gereğini sandıkta yapmalarında fayda var…

• Pek çok anket açıklandı. Rakam sormuyorum ama inandırıcılık bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz kendimize bir hedef koyduk: yüzde 35. Ben anketlere bir şey demiyorum. Bilimsel çalışmalara saygım var. Ama benim alanlarda gördüğüm, sokaktan gözlemlediğim şu: CHP olarak çok iyi bir noktadayız.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.