Meclis'ten kansere müjde çıktı!

TBMM Sanayi Komisyonu Başkanı Fındıklı, "Türkiye, 1, 1,5 yıl içinde, en ağır kanserleri tedavi edebilecek ilaçlar konusunda dünyaya bir müjde verecek"

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

ANKARA - TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mücahit Fındıklı, Türkiye'nin, 1-1,5 yıl içinde en ağır kanserleri tedavi edebilecek ilaçlar konusunda dünyaya müjde vereceğini belirterek, "Artık hayvanlar üzerinde deneme aşamasına gelindi. Bu tür örneklere bakarsanız, ilaç patentine ilişkin düzenleme çok önemli" dedi.

Fındıklı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, buluşların özendirilmesi, artması ve bunlardan oluşan markaların korunması amacıyla, patent haklarına ilişkin yeni düzenlemeler içeren yasa tasarının görüşmelerinin devam ettiği belirtti. Türkiye'nin 2023 hedeflerine fasonculuk ve taklitçilikle ulaşamayacağını kaydeden Fındıklı, bu nedenle tasarının önemli olduğunu dile getirdi.

Tasarının görüşmelerinde, özelikle tohumculuğun da patent altına alınmasına ilişkin düzenleme ile ilgili bazı iddiaların söz konusu olduğunu anlatan Fındıklı, "Tasarı bu şekilde geçerse, Türk çiftçisinin uluslararası tohum firmalarına mahkum olacağı öne sürülüyor. Ancak bu iddia gerçeği yansıtmıyor" dedi.

Tasarıdaki söz konusu düzenlemeye göre, tohumun patent altına alınacağının doğru olduğunu, ancak bunun, çiftçinin artık ürününden yeni tohum üretemeyeceği anlamını taşımadığını belirten Fındıklı, şunları söyledi:

"Örneğin çiftçimiz patent hakkı bulunan tohum satın aldı ve bundan domates üretti. Bu çiftçi, ürünün bir kısmından yeniden tohum elde edip yine ekebilecek. Bundan elde edeceği üründen de aynı şekilde yararlanabilecek. Bunun önünde hiçbir engel olmayacak. Çünkü artık aldığı tohumu kullanım hakkına sahip.

Yalnızca söz konusu üründen elde ettiği tohumu analiz edip bir başkasına satamayacak. Böylece tohumun patentini korumuş olacağız. Bu koruma, yeni araştırmaların, ürünle ilgili geliştirmelerin de önünü açacak. Burada çiftçi de mağdur olmayacak, patent sahibi de. Çiftçi, patentli tohumdan elde edeceği üründen alacağı tohumla yine ürün elde edebilecek. Kanun o kadar açık ki bunda tartışılacak hiçbir unsur yok. Çiftçi ürün elde etmek için sürekli aynı tohumu satın almak zorunda olmayacak. Biz kendi çiftçimizin aleyhine bir düzenleme yapabilir miyiz?"

Fındıklı, tabii döllenme ile ortaya çıkmış olan tohumların zaten patent kapsamında olamayacağını, bunların coğrafi işaretle değerlendirilebileceğini vurguladı.

"Hayvanlar üzerinde deneme safhasına gelindi"

Tasarının diğer tartışılan düzenlemelerinden birinin de ilaçların patentlenmesi olduğunu kaydeden Fındıklı, bu alandaki yeniliklerin, özelikle Ar-Ge'yi geliştireceğini söyledi.

Buna en iyi örneğin, Türkiye'de kanser tedavisi için ilaç geliştirme çalışmaları olduğunu anlatan Fındıklı, "Ar-Ge çalışmalarını ciddi oranda desteklediğimiz bu çalışma son aşamalarına geldi. Ümit ediyorum ki 1, 1,5 içinde, Türkiye, dünyadaki en ağır kanserlerin tedavisinden kullanılabilecek ilaç konusunda sürpriz yaparak dünyaya bir müjde verecek. Ümitle bekliyoruz. Çalışmalar son aşamaya geldi. Laboratuvar çalışmaları da tamamlandı. Şimdi hayvanlar üzerinde deneme safhasına gelindi. Bu çalışmaya ciddi destek aktarılıyor. Eğer bu tür çalışmaların patentinin, marka değerinin korunmasına ilişkin yasal düzenlemeler yetersiz olursa; yabancı bir ülke gelir, bu ilacı bulan hocaya markayı koruma ve patent hakkı konusunda daha cazip teklifler sunar ve ilacın patentini alır. Bu tür durumları önlemek için ilaçtaki patent düzenlemesi çok önemli" diye konuştu.

Böyle önemli buluşların desteklenmesi açısından ilaçta patent uygulamasında da yeni düzenlemelere gidilmesi gerektiğini, tasarıda bu düzenlemelerin yapıldığını anlatan Fındıklı, bilim adamlarının buluşlarının koruma altına alınması, buluşu yapılan üründen elde edilecek gelirin en az üçte birinin bilim adamına verilecek olmasının bu düzenlemelerin içinde yer aldığını söyledi.

Patent uygulamalarındaki bazı sıkıntılar nedeniyle bir çok bilginin rafta kaldığını, değerlendirilemediğini belirten Fındıklı, bu tasarı ile birlikte artık Türkiye'nin markalaşma konusunda da önünün açılacağını kaydetti.