10 °C

OHAL değil daha fazla demokrasi

OHAL değil daha fazla demokrasi

Ünal SADE / Kamu Yönetimi Uzmanı

 

Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekte 11.7 büyüme oranını yakaladığı, (Çin'in aynı dönemde yüzde 11.9 büyüme oranını yakaladığını düşünürsek rakamı biraz daha iyi anlama imkanımız olacaktır. Bu büyüme oranıyla birlikte 2004 yılının ikinci çeyreğinden bu yana ilk kez çift basamaklı büyüme oranına ulaşılmış oldu.)

Bu büyüme hızıyla OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen birinci, tüm dünyada en hızlı büyüyen ikinci ülke olduğu, komşu ilkeler dahil pek çok ülke ile vizelerin de kaldırıldığı "pozitif" diplomatik ilişkilerin kuvvetlendiği, başta komşumuz Yunanistan olmak üzere pek çok AB üyesi ülkede ekonomik kriz ve işsizlik kıskacında çok ciddi kemer sıkma politikaları uygularken pek çok ekonomik verinin olumlu yönde seyrettiği, bütçe açığının GSMH'ya oranla düştüğü (Geçen yıl yüzde 6'larda iken yüzde 4'lere düşmüştür), finans sektörünün risklerden arındığı, Merkez Bankası döviz rezervlerinin arttığı, Fransa ve Almanya'nın engelleme çabalarına rağmen AB ile 13. Başlık olan Gıda güvenliğinin müzakereye açıldığı, sivil Anayasaya geçiş arayışlarının hız kazandığı, çetelerle savaşta her şeye rağmen yol alınma azminin devam ettiği,

Şu günlerde belki de bu tablodan rahatsız olanların taşeron olarak kullandıkları terör örgütünün artan/arttırılan eylemleri ile oluşan kaos ortamından yararlanma hevesleri Türkiye'yi hak etmediği bir tartışmanın içerisine itiyor.   "Olağanüstü Hal ilan edilsin" (OHAL) fikri belli çevrelerce ne yazık ki dillendirilmeye başlanmış bulunuyor.

Bölge halkı olağanüstü hal şartlarını 15 yıl yaşamak zorunda kaldı…

OHAL uygulaması aslında bizim yabancı olmadığımız bir konudur.

Hatırlayalım: PKK nın 1984 yılında Eruh ve Şemdinli'de düzenlediği saldırılar sonrasında yaşanan gelişmelere bağlı olarak 1987 yılında önce 11 ilde (Doğu+Güneydoğu) uygulanmaya başlanılan OHAL uygulaması her 4 ayda bir Bakanlar Kurulu kararı ile 46 kez uzatılarak kaldırıldığı 30 Kasım 2002 ye kadar neredeyse 15 yıl uygulamada kalmış bir özel yönetim şekliydi.

Terörle mücadelenin "sert" yöntemlerle yürütüldüğü, bugün "Ergenekon" kapsamında bir kısmı ortaya çıkan karanlık "yargısız infaz" ların zemin bulduğu, köylerin boşaltıldığı, temel hak ve özgürlüklerde ciddi yaralanmaların olduğu, koruculuk sisteminin 40 kişiden neredeyse 70 bine çıkmasına vesile olduğu ve bölge halkının "normal hayat" şartları dışında 15 yıl yaşamak zorunda bırakıldığı bir dönemdi.

Şimdi birileri çıkmış ve siyasal hedefleri uğruna OHAL ilan edelim diyor.

Ohal nedir? İlan ettiğiniz bölgede hangi özgürlükler nasıl yara alır? Hangi faydayı sağlar? Tartışmalarından uzak sadece "isteriz" denecek kadar basit bir şeymidir OHAL?

OHAL Temel Hak ve Özgürlüklerden Vazgeçmek Demektir…

OHAL neler getirir buyurun inceleyelim:

OHAL'in sınırlarını Anayasa'nın temel çerçevesi dışında 25/10/1983 tarihli 2945 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çizer. (OHAL isteyenler bu kanunu okumuşmudur sizce)

Bir yerde OHAL ilan edilirse ne mi olur? Kanun'dan özetle sıralayalım:

· Bölgenin belirli yerlerinde yerleşim yasaklanabilir. (OHAL Kanunu 9-a)

· Belirli yerlere giriş çıkış yasaklanabilir veya sınırlandırılabilir. (OHAL Kanunu 9-a)

· Belirli yerler boşaltılabilir veya başka yerlere nakledilebilir. (OHAL Kanunu 9-a)

· Resmi ve özel eğitim kurumlarında eğitime ara verilebilir, öğrenci yurtları süreli/süresiz kapatılabilir. (OHAL Kanunu 9-b)

· Eğlence yerlerinin (Tiyatrolar dahil) işleyişine müdahale edilebilir, gerektiğinde kapatılabilir. (OHAL Kanunu 9-c)

· Tüm haberleşme araçlarına el konulabilir. (OHAL Kanunu 9-e)

· Araçların bölgeye giriş ve çıkışları yasaklanabilir. (OHAL Kanunu 9-j)

· Sokağa çıkmak sınırlanabilir/yasaklanabilir. (OHAL Kanunu 11-a)

· Belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklanabilir. (OHAL Kanunu 11-b)

· Kişilerin üstleri, araçları ve eşyalara aranabilir. (OHAL Kanunu 11-c)

· Gazete, dergi, broşür, kitap, el ve duvar ilanı ve benzerlerinin basılmasını, çoğaltılmasını, yayımlanmasını ve dağıtılmasını, bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış veya çoğaltılmış olanların bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklanabilir/ izne bağlanabilir ya da toplatılabilir. (OHAL Kanunu 11-e)

· Söz, yazı, resmi, film, plak, ses ve görüntü bantlarını ve sesle yapılan her türlü yayımı yasaklanabilir. (OHAL Kanunu 11-f)

· Her nevi sahne oyunlarını ve gösterilen filmleri gerektiğinde durdurulabilir/yasaklanabilir. (OHAL Kanunu 11-h)

· Kamu düzeni veya kamu güvenini bozabileceği kanısını uyandıran kişi ve toplulukların bölgeye girişini yasaklanabilir, bölge dışına çıkarılabilir veya bölge içerisinde belirli yerlere girmesi veya yerleşmesi yasaklanabilir. (OHAL Kanunu 11-k)

· Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklanabilir/ ertelenebilir. (OHAL Kanunu 11-m)

· Dernek faaliyetlerini; her dernek hakkında ayrı karar almak ve üç ayı geçmemek kaydıyla durdurulabilir. (OHAL Kanunu 11-o)

· Olağanüstü Hal istemek aslında ilan edilen bölgede yukarıda saydığımız önlemlerin alınmasını da istemek anlamına gelir.

Dikkat edin burada sayılan şeyler Anayasa ile güvence altına alınmış olan tüm temel hak ve özgürlükleri OHAL kapsamına alınan bölgede askıya almak ve uygulamayı yapacak kamu güçlerinin insafına bırakmak anlamına gelmektedir.

Anayasa ile güvence altına alınan:

· Özel hayatın gizliliği ve korunması,

· Haberleşme hürriyeti,

· Konut dokunulmazlığı,

· Yerleşme ve seyahat hürriyeti,

· Basın hürriyeti,

· Toplantı hak ve hürriyetleri,

· Mülkiyet hakkı,

· Düşünce ve kanaat hürriyeti,

Sadece OHAL ilan edilen yerlerde "sınırlandırma - askıya alma- kaldırma" tehdidi altına alınmaktadır. Oysa Anayasa'ya göre bu haklar "dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez" temel hak ve hürriyetlerdir.

Yaşadığı coğrafyada oluşan özel şartlara hiçbir katkısı olmayan sıradan insanları hiç de adil olmayan bir şekilde başka yerlerde sınırsızca kullanılan temel hak ve özgürlüklerden mahrum bırakmak anlamına gelen OHAL maalesef terörle mücadeleyi bölge halkı ile mücadele haline getirmek anlamı da taşımaktadır.

Bu sebeple zaten 30 yılı aşkın süredir bölgede yaşanan kaos ortamında pek çok noktada mağdur bulunan bölge halkına 15 yıl yaşadığı OHAL'i yeniden reva görmek bu yolla bitirilebileceği şüpheli olan terör uğruna bölge halkını da kaybetmeye kapı açmak demektir.

Teröre ne kadar hayır diyorsak ve sebeplerle OHAL'e de o kadar hayır demek zorundayız. Başbakan'ın da ifade ettiği gibi bölge halkının ihtiyacı OHAL değil "daha fazla demokrasidir"

Aksi yaklaşımlar sadece terörü güçlendirecektir.

unalsade@mynet.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.