16 °C

"Konuşmada edebi aşan tek bir cümle yok"

CHP Lideri Kılıçdaroğlu grup toplantısında olaylı Danıştay töreninin ayrıntılarını paylaştı. Erdoğan'ın yaptığı çıkışı eleştiren CHP Lideri, 'Kürsüde yapılan her konuşma saygıdeğer konuşmadır. Sözden korkulur mu? Bunlar düşünceden korkuyorlar' dedi

"Konuşmada edebi aşan tek bir cümle yok"

İSTANBUL -  Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. CHP Lideri'nin gündeminde de olaylı Danıştay toplantısı vardı. Toplantının ayrıntılarını anlatan Kılıçdaroğlu, 'Feyzioğlu gayet dikkatli ve düzgün bir konuşma yaptı. Konuşmasında bizi de eleştirdi. Siyasetçi her eleştiriyi dikkatle dinlemek zorundadır. Eleştiri doğru olmayabilir ama biz aklımızı kullanacağız, sabırlı davranacağız, her eleştiriden ders çıkaracağız" dedi.

Danıştay'daki tören üzerinden Erdoğan'a yüklenen Kılıçdaroğlu, "Düşüncesini açıklayana tahammül edemiyor. Bunu bir diktatör bozuntusu söylüyor. Düşünceye tahammül edememek doğru değil" dedi.

Kılıçdaroğlu konuşmasının son bölümünü ise 17 Aralık operasyonlarına ve 4 eski bakan hakkındaki fezleke görüşmelerine ayırdı. "Savcıları görevden aldın. Ama yeni atadığın savcılar da aynı şeyleri söyledi" diyen CHP Lideri, "17 Aralık’ta darbe diyor.. Allah aşkına neyin darbesi. Bu diktatör bozuntusuna soruyorum. 700 milyarlık kol saatini senin bakanın koluna darbeciler mi taktı?" ifadelerini kullandı.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları:

Devlet adamı dürüst olmalıdır, "Paraları sıfırlayın" dememelidir. Acaba ülkeyi yöneten bu niteliklere sahip mi? Şeyh Edebali’nin de devlet adamına öğütleri var. Der ki; "Ey oğul beysin. Bundan sonra güceniklik bize, gönül almak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana. Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana. Ey oğul öfken aklını mağrur eder. Bu yüzden sabırlı ol. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Cahiller arasındaki alime, zenginken fakir düşene, hatırlıyken itibarını kaybedene acı. Yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Nereden geldiğini bil ki gideceğin yeri unutma."

Bunu 700 yıl önce söylüyor. Dünyanın pek çok bilgini benzer öğütlerde bulunmuştur. Kin ve öfkeyle devletin yönetilemeyeceğini dünya örneği göstermiştir. 2014’de şimdi biz Şeyh Edebali’nin öğütlerini okuyoruz. 2014 Türkiyesi’nde bu öğütleri bir daha okumak ihtiyacı olduğu için.  Keşke Türkiye bugün içinde bulunduğu çalkantılı süreci yaşamamış olsaydı. 

21. yüzyılda mutlak güç diye bir kavram yoktur. Güçler ayrılığı ilkesi vardır.  Çağdaş demokrasilerde 4. Güç medya vardır. Mutlak güce yeniden dönen bir sürecin içine girmiş oluyoruz. Akılla yönetilmeyen toplumlar ağır bedeller ödemişlerdir. 21. yüzyıl Türkiyesi’nde ağır bedeller ödemek istemiyoruz, birinci sınıf demokrasi istiyoruz.

"Düşünceden bile korkuyorlar"

Siyasetçi her eleştiriyi dikkatle dinlemek zorundadır. Eleştiri doğru olmayabilir ama biz aklımızı kullanacağız, sabırlı davranacağız, her eleştiriden ders çıkaracağız. Öfkeyle kalkıp öfkeyle oturursanız sadece kendinizi değil toplumu da ateşe atmış olabilirsiniz. Biz vekil dokunulmazlıklarının kalkmasını hep savunduk. Bir olmazsa olmaz dokunulmazlığımız var. O da kürsü dokunulmazlığı. Milletin vekili kürsüye çıkıp düşüncelerini özgürce dile getirecek. Biz titriyoruz acaba iktidar da gerekli özeni gösteriyor mu? Sözden korkulur mu? Düşünceden korkuyorlar. Kitap bile bazen bombadan daha tehlikeli diyebiliyorlar. Kürsüde yapılan her konuşma saygıdeğer konuşmadır.

O anları anlattı

Düşüncesini açıklayana tahammül edemiyor. Bunu bir diktatör bozuntusu söylüyor. Düşünceye tahammül edememek doğru değil. 10 Mayıs Danıştay’ın 146. Kuruluş yıldönümü. Törene ben de gittim. Tören sırasında gittiğimde ön sırada oturan devlet ricali vardı. Ben de onlara merhaba dedim. Saygı içinde ayağa kalkıp tokalaştık. Bir kişiye de elimi uzattım. Hafif öne doğru eğildi ama ayağa kalkmadı. Olabilir. Biraz sonra Genelkurmay Başkanı da içeri girdi. Baktım bu esas duruşa geçmiş. Elini uzatıyor, başını eğiyor.Beğenirsin beğenmezsin herkese saygı duymak zorundasın. Birinin önünde esas duruşa geçebiliyorsun ama eleştiriye tahammül edemiyorsun.

"Dünyanın en cahil adamı"

Önce Danıştay Başkanı sonra da Barolar Birliği Başkanı çıktı. Konuşmanın sonlarına doğru birisi koltuğunda oturamamaya başladı. Sonra yanındakilerle konuştu ama her seferinde ses tonunu arttırarak. Sonra ayağa kalktı, kürsüde konuşan hatibe ‘edepsizlik yapma’ dedi. Arada bir tarihten bahseder. Tarihi de bilmiyor. Hayatımda gördüğüm dünyanın en cahil adamı.

Konuşmada edebi aşan tek bir cümle yok. Bizi de eleştirdi muhalefet olarak. Biz de saygıyla dinledik, dinleyeceğiz Arkadan daha büyük bir şey söyledi, söyledikleri için ‘baştan aşağı yalan’ dedi. Bunu duyunca kulaklarıma inanamadım. Hukukun üstünlüğü onun için baştan aşağı yalan tabi AYM’de Başkan hukukun üstünlüğüne vurgu yaparsa, aynı benzer konuşmalar Danıştay’da da yapılırsa demek ki Türkiye’de bir sorun var. ‘Sen buna müdahale ediyorsun, hukukun üstünlüğü yok’ diyorlar ama o buna tahammül edemiyor.

Feyzioğlu’nun Barolar Birliği Başkanlığı’na seçilmesi vekillerin seçilmesinden daha demokratiktir. Vekilleri halk mı seçiyor. Kandırıyoruz birbirimizi. Oturuyor beyefendi, bir liste yapıyor, vatandaşın önüne koyuyor, ıy ver diyor. Bu diktatör bozuntusu seçiyor. Gel yasayı değiştirelim diyoruz ama yanaşmıyor. Kenan Evren’in arkadaşı da ondan. O da bir darbeci. Kapalı kapalı ardında kendi arka bahçesi olan memur sendikasıyla sözleşme yaptı. 

Kendi vekillerine tuzluk dedi. Kendi vekillerinden biri ‘nasıl dersin’ dedi. Diktatör derken kusura bakma sen diktatör değil diktatör bozuntususun.

Bir ülkeyi yöneten kişi milletin önüne çıkıp ‘Yasama ve yargı benim için ayak bağı’ derse o diktatördür.

Çoğunluğu var ama yine de içine sindiremiyor. Arada bir yargıçlığa da soyunuyorlar. ‘Ben Silivri davalarının savcısıyım’ demedi mi? Şimdi kalkmış timsah gözyaşları döküyor. Bazıları haksız yere içerideymiş. 

Anayasamızda bir hüküm var. Kimseden izin almadan saldırısız ve silahsız herkes gösteri yapabilir diyor. 1 Mayıs’ı kutlayacaklar, yasak getiriyor. Yasak getiren adam demokrat değil diktatördür. Çiftçi Başbakan’ı bulmuş derdini anlatacak. ‘al ananı da git’ diyor. 

Bu diktatör talimat verdi, 34 yurttaşımız öldürüldü. Ankara’nın karanlık dehlizlerinde bu olay kaybolmayacaktır diyordu. Çıkardı mı? Çıkarmadı. Diktatörler aynı zamanda katildirler, İstanbul Barosu dünyanın en büyük 3. Barosu… Yöneticilerini yargılamaya kalktı yasalara aykırı olarak.

CHP olduğu sürece senin söylediklerin gerçekleşmeyecek.  Gazetecilere ‘boyunlarınızdaki tasmaları ben çıkardım’ dedi. Boyunlarında tasma olanlarla havuz medyasını oluşturdu.  Fezlekeler görüşülürken TBMM’de fiili yasak uygulandı vatandaşlar görmesin diye. Neden korkuyorsunuz? Diktatörler kime kardeşim dediyse bir süre sonra arkadan hançerleniştir. Esad’a kardeşim dedi, beraber tatil yaptılar bir baktık elinde hançer arkadan hançerliyor.

Hayatımda bu kadar paraya aşık bir adam görmedim. Para deyince sigortaları atıyor. Hele yeşil olursa dolar olursa sorun yok

"Menderes kim sen kim?"

AYM’ye gayri milli diyeceksin, işadamlarına vatan haini, çiftçiye al ananın da git diyeceksin. Sonra da kalkacaksın diyeceksin ki ‘Bu ülkede bize karşı darbe yapılıyor’… 17 Aralık sürecini niye darbe olarak yorumluyor. Şimdi gitmiş 60’lardan Menderes’ten bahsediyor. Menderes kim sen kim? Onun adını ağzına alacak son kişisin. Menderes çocuklarına ‘paraları sıfırla’ demedi. Menderes o kadar temizdi ki çocuklarına ‘Ben başbakanken ticarete atılmayın diye öğüdü’ vardı

"Yeni savcılar da aynı şeyleri söyledi"

17 Aralık’ta darbe diyor.. Allah aşkına neyin darbesi. Bu diktatör bozuntusuna soruyorum. 700 milyarlık kol saatini senin bakanın koluna darbeciler mi taktı? 100 milyon dolardan 10 lira eksik.. Senin oğluna Suudi Arabistan’dan darbeciler mi gönderdi. Senin bakanlarının çocuklarının yatak odalarına boy boy 7 kasayı darbeciler mi yerleştirdi. Senin önüne 18 Nisan 2013’te senin bakanların devletin sırlarını Reza Zarrab’a satıyor diye raporu darbeciler mi koydu? Bunlara cevap veremez. En ufak şeye cevap veriyor, bunlara gelince tık yok. Kendisi bu işin başı. Bunları sonuna kadar takip edeceğiz. Senin bakanın Zafer Çağlayan’ı 28 seferde 52 milyon dolar rüşvet aldığını darbeciler mi iddia ediyor. Muammer Güler’in 10 seferde 10 milyon dolar aldığını darbeciler mi iddia ediyor. O savcıları görevden aldın. Ama yeni atadığın savcılar da aynı şeyleri söyledi.

Darbe paranoyasının arkasına saklanmasın. Ortada darbe falan yok. Sen bu milletin cebine darbe yaptın. Senin çocukların, bakanların köşeyi döndü.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.