"Bankalar kredi vadelerinde serbest bırakılmalı"

Bireysel ve ticari borçların ödenebilir taksitlere bağlanması gerektiğini belirten ASO Başkanı Özdebir, "Yeniden yapılandırmada bankaların elini serbest bırakmak lazım" dedi

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ankara Sanayi Odası Başkanı (ASO) Nurettin Özdebir, dünya ekonomisi ve Türkiye'nin pazarlarındaki sıkıntılara karşın ülke ekonomisinin ifade edildiği kadar kırılgan olmadığını belirterek,  "Şu anda dünyadaki konjonktür ve etrafımızdaki olaylar, Türkiye'nin üzerindeki baskılar morallerimizi bozuyor ama bu ilelebet devam edecek bir şey değil" dedi.

Özdebir, gazetecilerle sohbet toplantısında, hem Türkiye hem de dünya ekonomisinin kritik dönemlerden geçtiğini söyledi. 

Terör olayları nedeniyle iç piyasada endişelerin artıp artmadığının sorulması üzerine Özdebir, olaylar dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde iş hayatının tıkandığını dile getirdi. 

İş yapılamaması durumunda insanların borçlarını ödeyemeyeceğinin altını çizen Özdebir, sanayicinin şikayet etmesine karşın istisnasız herkesin cirolarının geçen yıla göre arttığını söylediklerini aktardı.

"2016 yılının mart ayına çek yazılıyor"

Ülke genelinde organize sanayi bölgelerinde kullanılan elektrikte de yüzde 10 civarında artış olduğunu kaydeden Özdebir, "Bu, sanayide çarkların döndüğünün bir göstergesi" diye konuştu.  Bu durumda insanların neden şikayet ettiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Özdebir, ödeme vadelerinin uzamasının, sanayicinin moralini bozan unsurlardan olduğunu ifade etti. Piyasada genel kabul gören vade süresinin 90 gün olduğunu anlatan Özdebir, bugün itibarıyla 2016 yılının şubat, mart aylarına dönük çek ve senetlerin yazıldığını bildirdi. 

"Türkiye ekonomisi o kadar kırılgan değil"

Tahsilat konusunda da sıkıntılar yaşandığına işaret eden Özdebir, "Bir de bunun üzerine 7 Haziran'da seçim yapıldı ve hükümet kurulamadı. İkinci bir seçim yapılacak? Bunun sonuçlarından ne çıkacak? En iyimser tahminlerle tek başına iktidar çıksa bile bu iktidar eskisi gibi konforlu bir iktidar olmayacak gibi insanların endişeleri var" değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu endişelere hak verilmesi gerektiğini vurgulayan Özdebir, buna karşın Türkiye'nin bundan 10 yıl önceki Türkiye olmadığını kaydetti. Özdebir, "Her şeye rağmen Türkiye ekonomisi o kadar kırılgan bir ekonomi değil. Şu anda dünyadaki konjonktür ve etrafımızdaki olaylar, Türkiye'nin üzerindeki baskılar morallerimizi bozuyor ama bu ilelebet devam edecek bir şey değil" dedi. 

 "Sanayinin üretim kabiliyeti düzeliyor"

Özel sektörün yurtdışı borçlarının çevrilmesi gerektiğinin altını çizen Özdebir, söz konusu borçlara ilişkin maliyetlerinin artacağını, bunun karşılanabilmesi için de ihracat yapılmasının zorunlu olduğunu söyledi. 

Özdebir, Türkiye'nin ihracat pazarlarında çeşitli nedenlerle sıkıntılar bulunduğuna dikkati çekerek, söz konusu sıkıntıların uzun sürmesinin beklendiğini dile getirdi. Avrupa pazarlarına çıkış konusunda da sorunlar bulunduğunu anlatan Özdebir, "Türk mallarının Avrupa'ya erişimi zorlaştı" ifadesini kullandı.  

Söz konusu sorunlara karşın, ithal malların çok yüksek oranda pahalılaşması nedeniyle yerli mallara talebin arttığını vurgulayan Özdebir, özellikle sanayide kullanılan yatırım mallarında da benzer bir durumun ortaya çıktığını belirtti. 

Kur seviyelerinin aniden yükselmesi ile firmaların ciddi bir kur riski ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Özdebir, "Diğer taraftan Türk sanayisinin üretim kabiliyetinde düzelme de var" dedi. 

"Bankalar kredi vadelerinde serbest bırakılmalı"

Dünyadaki düşük büyüme hızı sürdüğü müddetçe Türkiye'nin de özlediği büyüme rakamlarına ulaşmasının zor olduğunu kaydeden Özdebir, ekonominin 3. çeyrekte de 2. çeyrekte olduğu gibi beklentilerin üzerinde büyümesinin öngörüldüğünü söyledi. 

Yerli ürünlere talebin arttığı bir noktada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve ekonomi yönetiminin de bunu destekleyici tedbirler alması gerektiğini dile getiren Özdebir, "200 bin üzerinde emekli, kredi kartı ve tüketici borçları nedeniyle bankalar nezdinde takibe düşmüş durumda. 36 ayla sınırlandırılmış olan yeniden yapılandırmada bankaların elini serbest bırakmak lazım. Ekonomi yönetimi ve BDDK diyor ki 'şundan fazla taksit yapamazsın.' Yapsın kardeşim. Bu, borcun tahsil edilebilirliğini artırır" değerlendirmesinde bulundu. 

Aynı durumun ticari krediler için de geçerli olduğuna işaret eden Özdebir, borç yapılandırma söz konusu olduğunda ilgili firmanın bankalar nezdinde riskli olarak değerlendirildiğini, bu yüzden borcun bir an önce tahsil edilmesi yoluna gidildiğini belirtti. Özdebir, "Halbuki bana göre borcun ödenebilir taksitlere bağlanması riskin azalması demek. Mevzuat açısından müşterisini en iyi tanıyan banka bu konuda serbest bırakılmalı" diye konuştu. 

"Yapısal reformlara devam edilmeli"

 1 Kasım'da gerçekleştirilecek genel seçimlerin ardından kurulacak hükümetten beklentilerini de paylaşan Özdebir, Türkiye'nin yurtdışındaki algısının düzeltilmesi anlamında başta hukuk reformu olmak üzere yapısal reformların sürdürülmesi gerektiğini söyledi. 

Mahkemelerin uzun sürmesinin ve adaletin geç uygulanmasının doğru birşey olmadığını kaydeden Özdebir, "Bu adaletten de herkesin tatmin olması lazım" dedi. 

İş dünyasını ilgilendiren konularda da düzenlemeler yapılması gerektiğine dikkati çeken Özdebir, özel sektörün üzerindeki yüklerin hala yüksek olduğunun altını çizdi. 

Kamu kurumlarının harcamaları konusunda da mutlaka reform yapılması gerektiğini vurgulayan Özdebir, şunları söyledi: 

"Şu anda devlet ne yapıyor? Her bakanlık kendi bütçesini, yatırımlarını, harcamalarını hazırlıyor. Bunların altına bir yekun çekiyorlar. 'Ben şu kadar milyar lira harcayacağım' diyor. Ondan sonra geri dönüyorlar. Bunu karşılamak için ne yapılması lazım? Vergi toplanması lazım. Bunun için kimi zaman ithalat pompalanıyor. İthalattan alınan KDV, ÖTV... Bunlar artırılsın deniyor, kimi zaman da vergiler artırılıyor. Halbuki bu harcamalar verimli olarak yapılıyor mu? Gerekli mi? Başka türlü olsa daha ucuz olabilir mi? Bunların sorgulanması lazım. Bugün kamudaki lüksü hep beraber görüyoruz. Ankara'daki büyük binaların hepsi bakanlık binası oldu. Araba almak kısıtlandı ama en lüks arabalar bakanlıklar tarafından kiralandı. Türkiye'deki resmi araçlarla nüfus olarak bize yakın olan Almanya'yı kıyasladığınızda bizimki kat kat fazla. Onların milli gelirleri, kişi başına düşen gelirleri bizden kat kat fazla ama arabalara gelince bizimkiler kat kat fazla. Bunlara çeki düzen vermek lazım."