Yapay zekâda 3 dev güçlerini birleştiriyor
Yapay zekâ rekabetinde yeni cephe dev veri merkezleri oldu. Naver, Nvidia ve Brookfield'ın Güney Kore'de kuracağı AI fabrikasının ilk etabı 10 milyar dolara ulaşırken, yaklaşık 100 bin GPU'yu barındıracak altyapı daha büyük bir planın başlangıcı olacak.
Projenin başlangıç noktası Naver'ın Sejong kentindeki hiper ölçekli veri merkezi olacak. Burada daha önce 55 megawat olarak planlanan yapay zekâ altyapısının kapasitesi önemli ölçüde artırılarak 200 megawata çıkarıldı.
İlk 200 megawatlık bölüm için öngörülen yatırım yaklaşık 10 milyar dolara ulaşıyor. Brookfield, kurulacak özel finansman yapısı üzerinden projeye 9 milyar dolara kadar kaynak sağlayacak. Nvidia ise Naver'a 1 milyar dolarlık stratejik yatırım yapacak.
Böylece proje yalnızca yeni bir veri merkezi yatırımı olmaktan çıkıyor. Dünyanın en büyük altyapı yatırımcılarından biri ile yapay zekâ işlemcilerinin en önemli üreticilerinden biri aynı tesisin büyümesine doğrudan dahil oluyor.
100 bin GPU aynı tesiste çalışacak

Yatırımın büyüklüğünü gösteren en çarpıcı unsur ise kurulacak işlem kapasitesi. İlk 200 megawatlık aşamada yaklaşık 100 bin Nvidia GPU'sunun kullanılması planlanıyor.
Altyapıda Nvidia'nın Blackwell ve Vera Rubin platformlarının yer alması öngörülüyor. Bu kapasite, büyük yapay zekâ modellerinin eğitilmesinden yeni nesil AI ajanlarının geliştirilmesine kadar son derece yüksek işlem gücü gerektiren çalışmalar için kullanılacak.
Naver yalnızca kendi yapay zekâ modellerini bu altyapıda çalıştırmayı düşünmüyor. Kurulacak işlem kapasitesinin Güney Kore ve ABD'deki başka yapay zekâ şirketlerine de sunulması planlanıyor.
Bu model, veri merkezini klasik anlamda şirketin kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir tesis olmaktan çıkararak ticari bir yapay zekâ altyapısına dönüştürecek.
200 MW'dan 1 GW'a çıkacak
Ancak yaklaşık 100 bin GPU ve 10 milyar dolarlık ilk yatırım, projenin nihai büyüklüğünü göstermiyor. Naver'ın uzun vadeli hedefi AI fabrikasının kapasitesini 1 gigawata kadar çıkarmak.
Bu hedef gerçekleşirse tesisin hesaplama ve enerji kapasitesi ilk aşamanın yaklaşık beş katına ulaşacak. Dolayısıyla 200 megawatlık bölüm, çok daha büyük bir altyapının başlangıç noktası olarak planlanıyor.
Naver'ın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Lee Hae-jin ile Brookfield Başkanı Bruce Flatt'ın 3 Eylül'de gerçekleştirdiği görüşmede de projenin sonraki aşamaları ele alındı. Brookfield'ın finansmanın yanı sıra ekipman ve altyapı tedariki ile yeni müşterilerin bulunmasında da Naver ile çalışması planlanıyor.
Yapay zekâ rekabetinde para altyapıya akıyor

Dev yatırım, küresel yapay zekâ yarışındaki önemli bir değişimi de ortaya koyuyor. Şirketlerin rekabet gücünü artık yalnızca geliştirdikleri yapay zekâ modelleri belirlemiyor. Bu modelleri eğitecek GPU'lara, onları barındıracak veri merkezlerine ve tesislerin ihtiyaç duyduğu elektriğe erişim giderek daha kritik hale geliyor.
Özellikle gelişmiş yapay zekâ modellerinin ihtiyaç duyduğu işlem gücünün hızla artması, teknoloji şirketlerini milyarlarca dolarlık fiziksel altyapı yatırımlarına yöneltiyor. Bunun sonucunda veri merkezleri teknoloji sektörünün en büyük sermaye harcaması alanlarından biri haline geliyor.
Naver'ın projesi bu yarışın Asya'daki önemli örneklerinden biri olacak. Şirket aynı zamanda yatırımı Güney Kore'nin dışa bağımlılığını azaltmayı amaçlayan “egemen yapay zekâ” stratejisinin bir parçası olarak konumlandırıyor.
Naver farklı bir finansman modeli kuruyor
Projede dikkat çeken bir başka ayrıntı ise milyarlarca dolarlık donanımın mülkiyet yapısı. Naver, AI fabrikasını işletecek ayrı bir şirket kuracak. Brookfield tarafından oluşturulacak özel amaçlı yapı ise GPU'lar ve diğer veri merkezi ekipmanları dahil fiziksel altyapının sahibi olacak.
Naver daha sonra bu altyapıdaki işlem kapasitesini kiralayacak. Böylece şirket devasa donanım yatırımlarının tamamını doğrudan bilançosuna yüklemeden büyük ölçekli yapay zekâ kapasitesine ulaşabilecek.
Aynı kapasitenin başka şirketlere sunulması da yatırımın gelir üreten bağımsız bir altyapı işine dönüşmesinin önünü açacak.
Naver, Nvidia ve Brookfield'ın kurduğu model başarılı olursa yapay zekâ yarışında giderek büyüyen bir eğilimin de örneğini oluşturabilir: Teknoloji şirketleri modelleri geliştirirken, trilyonlarca dolarlık varlığı yöneten yatırım şirketleri bu modelleri çalıştıracak fiziksel altyapının finansmanında daha büyük rol üstlenebilir.