2026 Varlık Barışı’nda hukuki güvenlik ve uygulamada eşitlik sorunu

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ekonomik koşul­ların giderek ağırlaştığı bir or­tamda, faaliyet geli­ri elde eden mükel­leflerin gözü kula­ğı vergi affında. Son af kanunu 12 Mart 2023’te çıkmıştı.

7440 sayılı Kanun, bir yandan kapsam­lı vergi affı getirir­ken diğer yandan vergi teşvik­lerini -üstelik hukuki güvenlik ilkesi bakımından oldukça tar­tışmalı bir şekilde- törpülemiş­ti. Yaklaşık her iki buçuk yılda bir çıkarılan kapsamlı vergi affı kanunlarına alışık zihinler, geç kalan sevgiliyi bekler gibi has­retle yenisini bekliyor.

Bir vergi affı mı?

Her varlık barışı, özünde bir vergi affıdır. Çünkü bildirilen varlıkla bağlantılı geçmiş ver­gisel durumun incelenmesini ve buna bağlı tarhiyat yapıl­masını belirli koşullarla en­geller, izin verilen varlıkların oldukça düşük vergi oranla­rıyla kayıt altına alınmasını sağlar. Dolayısıyla, 7582 sayılı Kanun (7582 SK) ile getirilen varlık barışı da kuşkusuz bir vergi affı.

Her varlık barışının af bo­yutu aynı değildir. Bunu esas itibarıyla düzenlemenin kap­samı ve yararlanana sağladığı hukuki koruma belirler. 7582 SK, varlık barışının kapsamına para, altın, döviz, menkul kıy­met ve diğer sermaye piyasası araçlarını almaktadır. Ancak 4 Temmuz 2026 tarihli Bazı Var­lıkların Ekonomiye Kazandı­rılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1), yurt dışında bulu­nan ancak kapsama girmeyen varlıkların, örneğin taşınmaz­ların, 31 Temmuz 2027 tarihi­ne kadar kapsamdaki varlıkla­ra dönüştürülerek bildirilme­sine de izin vermektedir.

Tebliğ’in bu imkanı sade­ce yurtdışındaki varlıklar için açıkça düzenlemesi, yurt için­deki dönüşümün “idarece” ya­saklandığını düşündürmekte­dir. Ancak, yasada yurt içindeki kapsama giren varlıklar bakı­mından belirli bir edinim tarihi aranmadığından, bildirim sü­resi içinde kapsamdaki varlık­lara dönüştürülen yurt içi var­lıkların da düzenlemeden ya­rarlanabileceği kanaatindeyim.

Bu yorumun kabulü halinde, 2026 Varlık Barışı’nın fiili uy­gulama alanı, hem yurt içinde hem de yurt dışında bulunan kapsam dışı varlıkların nakde veya finansal varlıklara dönüş­türülmesi yoluyla önemli ölçü­de genişlemektedir.

Ne derece hukuki koruma sağlıyor?

7582 SK gereğince, “bildiri­len varlıklara isabet eden tu­tarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tar­hiyatı yapılmaz”. Dolayısıyla yasa, bildirilen varlığa isabet eden tutar bakımından vergi incelemesi ve tarhiyat koruma­sı sağlamaktadır.

Ancak bu, bil­dirilen tutarın vergi inceleme­si veya takdir komisyonu kara­rı sonucu bulunan her matrah farkını açıklayan otomatik bir “joker” olduğu anlamına gel­memektedir. Nitekim yasada aynen, „Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları so­nucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenler­le matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu madde kapsa­mında bildirilen tutarlar, bu­lunan matrah farkından mah­sup edilmeksizin tarhiyat ya­pılır.” denmektedir (7582 SK md.10 ile KVK’ya eklenen ge­çici md.19/8, son cümle).

Gö­rüldüğü üzere 7582 SK, hangi durumda matrah farkının „bil­dirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenler”den kay­naklandığı konusunda yeterli açıklama içermemektedir. Bil­dirilen varlık ile bulunan mat­rah farkı arasındaki nedensel­lik bağı vergi incelemesi ve tar­hiyat korumasının temel şartı haline getirilmiş; ancak bu ba­ğın içeriği, ispat ölçütleri ve karma nedenli durumlarda uy­gulanacak ayrıştırma yöntemi belirlenmemiştir.

Bu nedenle, bu köşede 16 Haziran 2026’da yayımlanan varlık barışına ilişkin yazım­da “başka nedenlerle bulunan matrah farkları” bakımından korumanın olmadığına işaret etmiş ve bu konuda en azından tebliğde gerekli belirlemenin yapılacağını düşünmüştüm.

Ancak, Bazı Varlıkların Ekono­miye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ, hatalı amortis­man ayrılması ile gider, indirim ve istisnaların yanlış uygulan­masını “diğer nedenler”e örnek vermekle yetinmektedir. Teb­liğ eklerinde de bildirilen var­lığın kaynaklandığı faaliyet, iş­lem veya durum hakkında bil­gi talep edilmemektedir. Daha sonra yapılacak bir inceleme­de bildirilen varlık ile bulunan matrah farkı arasındaki ilişki­nin mükellef tarafından hangi bilgi ve belgelerle ortaya konu­lacağı da açıklanmamıştır.

Hukuki güvenlik ve uygulamada eşitlik

Transfer fiyatlandırmasın­da uygulanan bedel, kabul edi­len fire oranı veya değerleme işlemi nedeniyle ortaya çıkan bir matrah farkı, hangi haller­de bildirilen varlıktan kaynak­lanmış sayılacaktır? Bu konuda nesnel ve öngörülebilir ölçüt­lerin bulunmaması, belirlilik ilkesi bakımından ciddi sorun yaratmaktadır.

Bu belirsizlik, vergi müfettişleri ile takdir ko­misyonlarının benzer olaylar­da farklı değerlendirmelere ulaşmasına ve benzer durum­daki mükelleflerin farklı mu­amele görmesine yol açabilir. Dolayısıyla, mevcut düzenle­me çok sayıda uyuşmazlık ya­ratmaya adaydır. Yasa koyucu, bildirilen varlık ile matrah far­kı arasında aranacak nedensel­lik bağını ve korumanın maddi sınırlarını gecikmeden açıklığa kavuşturmalıdır.

Yazara Ait Diğer Yazılar