Türkiye merkezli şirketin Almanya’daki faaliyetleri ve çifte vergilendirme riski

Türkiye’de fa­aliyet göste­ren bazı şirketler, Almanya’da ayrı bir şirket kurma­dan doğrudan iş yapmayı tercih et­mektedir. Ancak bu tercih, çoğu durumda Alman­ya’da vergi mükel­lefiyeti doğmasına ve bek­lenmeyen vergi yükleriyle karşılaşılmasına yol açmak­tadır.

Zira Türkiye ile Almanya arasında yürürlükte bulu­nan “Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendir­meyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması” (ÇVÖA) ve Alman Vergi Hukuku ge­reğince, bir Türk şirketinin Almanya’daki faaliyetleri belirli şartlar altında “işye­ri” oluşturabilmektedir. Bu durumda, şirket farkında ol­maksızın Almanya’da vergi mükellefi haline gelip, o iş­yerine atfedilebilen kazanç bakımından vergi, ceza ve diğer yükümlülüklerle karşı karşıya kalabilmektedir. Do­layısıyla, Almanya’daki faa­liyetler nedeniyle yalnızca Türkiye’de kurumlar vergisi ödeneceği yönündeki kana­at, hukuken her zaman isa­betli değildir.

Almanya’da faaliyetin “işyeri” oluşturması

İşyeri, belirli bir yerde ve belirli bir süreklilik arz eden, işletmenin faaliyeti­nin yürütüldüğü ve işletme­nin üzerinde tasarruf yet­kisine sahip olduğu her tür­lü sabit yer veya tesistir. ÇVÖA’da işyeri, Almanya’da “işin tamamen veya kısmen yürütüldüğü sabit yer” ola­rak tanımlanmaktadır. Al­manya’daki yönetim yeri, şube, büro, fabrika, atölye ile maden veya doğal kaynak sa­hası işyeri kapsamında de­ğerlendirilir. Bu bağlamda, yalnızca bir ofis veya ileti­şim bürosu açılmış olması, vergisel yükümlülük doğma­yacağı anlamına gelmez.

Keza, (i) altı ayı aşan inşa­at işleri ile (ii) herhangi bir on iki aylık dönem içinde al­tı ayı aşan danışmanlık, IT hizmeti, mühendislik, proje bazlı çalışmalar gibi hizmet­ler, fiziki ofis olmasa dahi iş­yeri olarak kabul edilmekte­dir. Hizmetin, Türkiye mer­kezli şirketin çalışanı ya da şirketin bu amaçla görev­lendirdiği kişi aracılığıyla sunulması arasında ayırım yoktur.

Buna karşılık, Türkiye’de­ki şirkete ait mal veya ticari eşyanın sadece depolanma­sı, teşhiri, teslimi amacıy­la kullanılan tesisler işye­ri oluşturmaz; Türkiye’de­ki şirkete ait mal veya ticari eşyanın sadece depolanma­sı, teşhiri, teslimi amaçlarıy­la ya da başka bir teşebbü­se işlettirmek amacıyla elde tutulması da işyeri oluştur­maz. Benzer şekilde, işe iliş­kin sabit yerin; (i) sadece teşebbüse mal veya ticari eş­ya satın alma veya bilgi top­lama veya (ii) teşebbüs için sadece hazırlayıcı veya yar­dımcı karakter taşıyan diğer herhangi bir işin yürütülme­si amacıyla ya da (iii) şirke­te ait mal veya ticari eşyanın depolanması, teşhiri, teslimi faaliyetlerinin birkaçını bir arada icra etme amaçlarıy­la elde tutulması işyeri oluş­turmaz.

Bu istisnalar, söz konu­su sabit yerde yürütülen fa­aliyetlerin (bir arada değer­lendirildiğinde) toplamının ÇVÖA anlamında sadece ha­zırlayıcı veya yardımcı faali­yet niteliğinde kalması halin­de uygulanır. Aksi halde işye­rinin var olduğu kabul edilir.

İşyeri oluşumuna yol açan riskli durumlar

Uygulamada birçok şirket, Almanya’da işyeri oluştur­duğunu ancak vergi incele­mesi sürecinde fark etmek­tedir.

Türkiye merkezli şirke­tin Almanya’daki faaliyetini oradaki bir kişi aracılığıyla yürütmesi, riskli bir durum­dur. Şöyle ki; bu kişi Türkiye merkezli şirkete bağlı çalışı­yor, Türkiye’deki şirket adı­na mutaden sözleşme yapma yetkisine sahip ve yapılan faaliyetler sadece yardım­cı ya da hazırlayıcı nitelikte değilse, işyerinin varlığı ka­bul edilir. Türkiye’deki şir­ket, Almanya’da birden faz­la “yardımcı” faaliyet yürü­tüyor ve bunlar birleştiğinde işletmenin ana amacına hiz­met eden bütünsel bir tica­ri süreç oluşturuyorsa, “ha­zırlayıcı faaliyet” kabul edil­mez, işyeri oluşur.

Buna karşılık, Almanya’da bağımsız, yani kendi nam ve hesabına çalışan bir acenta ile çalışma istisna oluştur­maktadır; kendi işlerine ola­ğan şekilde devam eden bir acentanın Türkiye’deki şir­ketin işlerini de yürütmesi işyeri oluşturmaz. Özellik­le e-ticaret ile uğraşan şir­ketler, çoğunlukla bu modeli tercih etmektedir.

Türkiye’deki şirketin or­tak müdürünün Alman­ya’daki evden (home office) faaliyet göstermesi, vergisel açıdan riskli başka bir du­rumdur.

Türkiye’deki şirketin Al­manya’da iştiraki kural ola­rak ana şirket açısından iş­yeri oluşturmaz. Ancak, Al­manya’daki iştirak Türkiye merkezli şirket adına söz­leşmelerin akdedilmesinde belirleyici rol oynuyor, eko­nomik ve hukuki açıdan ba­ğımsız hareket etmiyor ve yürüttüğü faaliyetler yar­dımcı nitelikte kalmıyorsa, işyeri oluşabilecektir.

Mahsup mekanizması yeterli koruma sağlamaz!

ÇVÖA, Türkiye merkezli şirketin Almanya’daki işye­ri yoluyla elde ettiği kazanç­lar için Almanya’da ödenen vergilerin, Türkiye’deki ku­rumlar vergisinden mahsup yoluyla indirilmesi imkanını sunmaktadır. Ancak, kurum kazancı üzerindeki toplam vergi yükünün Almanya’da Türkiye’dekinden daha yük­sek olduğuna dikkat etmek gerekir.

Sonuç olarak, vergilendir­me bakımından belirleyici olan, faaliyetin Almanya’da fiilen nasıl yürütüldüğüdür. Almanya’daki faaliyetlerin işyeri oluşturup oluşturma­dığı her somut olayda ayrı değerlendirilmesi gereken teknik bir konudur. Yanlış yapılandırmalar ciddi ver­gisel sonuçlar doğurabilece­ğinden, faaliyet başlamadan önce hukuki ve vergisel ana­liz yapılması büyük önem ta­şımaktadır.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.626,35 -0,57 %
Dolar 44,4749 0,07 %
Euro 50,9980 0,03 %
Euro/Dolar 1,1455 -0,06 %
Altın (GR) 6.452,37 0,07 %
Altın (ONS) 4.497,42 -0,33 %
Brent 112,65 4,88 %