Almanya’daki GmbH iştiraklerinde müdür ve çalışanların vergilendirilmesi

Türk şirketlerinin Almanya’daki faaliyetleri son yıllarda belirgin şekilde artmıştır. Bu çerçevede, Türkiye merkezli şirketin Alman­ya’daki iştirakinin müdür ve çalışanlarının ne şekilde vergilendirileceği tartışma konusu ola­bilmektedir. En yaygın varsayım, bir kişinin Almanya’da bir takvim yılında 183 günden az kalması halinde vergi doğmayacağı yönünde­dir. Oysa, Türkiye ile Almanya arasındaki “Ge­lir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergi­lendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme An­laşması” (ÇVÖA) çerçevesinde vergilendirme yalnızca süreye bağlı değildir. Özellikle faali­yetin fiilen nerede yürütüldüğü, ücretin han­gi yapı tarafından ekonomik olarak üstlenildi­ği ve çalışma ilişkisinin kime bağlı olduğu gibi unsurlar belirleyici olabilir. Bu nedenle mese­le, yalnızca gün sayısını takip etmek değil; gö­revlendirme modelini doğru kurgulamaktır.

Müdür ve çalışan ayrımı

Türkiye’deki limited şirkete karşılık gelen GmbH, yaygın bir şirket tipidir. Alman Huku­ku’nda GmbH müdürü, şirketin organıdır ve klasik anlamda çalışan değildir. Ancak müdür ile şirket arasındaki ilişki genellikle hizmet sözleşmesine dayanır ve düzenli ücret söz ko­nusudur. Özellikle ortak müdürlerde uzun süre ücret ödenmemesi, emsallere aykırılık nede­niyle vergisel risk doğurabilir, şirketlerin buna dikkat etmesi gerekir. Vergilendirmede çalı­şanlar ile müdürler arasında ayrım yapılır. Ça­lışanlar bakımından esas itibariyle ÇVÖA’nın bağımlı faaliyet hükümleri uygulanır. Ücret ge­liri, kural olarak faaliyetin icra edildiği ve ay­nı zamanda mukim olunan devlette vergilendi­rilir; şartların varlığı halinde, mukim olunma­yan devlet de vergileme hakkı elde eder. Buna karşılık, yönetim organı niteliğindeki müdür­ler bakımından ÇVÖA’daki yöneticilere ilişkin özel düzenleme uygulanabilir ve her iki devle­tin vergileme hakkı gündeme gelebilir.

Mukimlik ve beyan yükümlülüğü

Vergilendirmede ilk adım, kişinin hangi devletin mukimi olduğunun belirlenmesidir. Mukim olunan devlette kişi kural olarak tam mükelleftir ve dünya çapındaki gelirleri için beyan yükümlülüğü doğar. Örneğin Alman­ya mukimiyeti halinde, Türkiye’de elde edilen gelirler de Almanya’da beyan edilir. Ancak, be­yannameyle bildirim otomatik bir vergi öde­me sonucu yol açmaz; hangi gelirler üzerinden Almanya’da vergi ödenmesi gerektiğini ÇVÖA belirler. Bununla birlikte, eğer bir gelir Alman­ya’da gelir vergisi beyannamesine dahil edili­yorsa, onun üzerinden vergi alınmasa dahi, ki­şinin toplam gelirini ve dolayısıyla artan oran­lı tarifede tabi olacağı basamağı yukarıya taşır.

İkamet belgesi mi, yaşam merkezi mi?

Almanya’da çalışma izni, kural olarak bir ikamet izni kapsamında verilir. Yani, kişi ika­met belgesine de sahiptir ve bu mukimiyet yö­nünde güçlü bir karine oluşturur. Ancak, kişi­nin Türkiye’de de ikametgahı varsa mukimlik doğrudan belirlenemez ve hayati menfaatle­rin merkezi esas alınır. Yaşam merkezi, kişinin şahsi ve ekonomik ilişkilerinin yoğunlaştığı devlettir. Genel olarak; aile, sosyal çevre ve ya­şam düzeni kişisel; faaliyet merkezi, gelir kay­nakları ve yatırımlar ise ekonomik bağları gös­terir. Yaşam merkezi Türkiye’de ise, kişi Tür­kiye’de mukim kabul edilir ve Türkiye’de tam mükellef olur. Bu durumda:

(i) Türkiye’de mukim çalışanın Almanya’da­ki ücret geliri Türkiye’de vergilendirilir; ama Almanya da vergilendirme hakkına sahiptir. Ancak; çalışan Almanya’da bir takvim yılında 183 günden az kalmış, ücret Almanya’da mukim olmayan işveren tarafından veya o işveren adı­na ödenmiş ve ödeme Türkiye’deki işverenin Almanya’da sahip olduğu bir işyerinden ya da sabit yerden yapılmadıysa, vergilendirme yet­kisi yalnızca Türkiye’ye aittir.

(ii) Buna karşılık Türkiye’de mukim müdü­rün Almanya’daki bir GmbH’dan elde ettiği üc­ret ve benzeri ödemeler, Türkiye’nin yanı sıra Almanya’da da vergilendirilebilir. Bunun için kişinin çalışan değil, yönetim organı niteliğin­de müdür olması gerekir Yaşam merkezi belir­lenemiyorsa veya her iki devlette daimi konut yoksa, mutat mesken esas alınır. Kişinin hem Türkiye’de hem de Almanya’da kalmayı adet edindiği bir ev varsa veya her iki Devlette de böyle bir ev söz konusu değilse, artık vatandaş­lık dikkate alınır. kişi hem Türk hem de Alman vatandaşı ise ya da her iki Devletin de vatandaşı değilse, bu durumda Türkiye ve Almanya’nın yetkili makamları onun hangi devletin muki­mi olduğu sorununu karşılıklı anlaşma yoluyla çözeceklerdir. Görüldüğü üzere, Almanya–Tür­kiye hattındaki faaliyetlerde yetersiz planlama, ciddi vergisel riskler yaratabilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.168,16 0,92 %
Dolar 44,3443 0,09 %
Euro 51,4132 -0,17 %
Euro/Dolar 1,1582 -0,27 %
Altın (GR) 6.217,23 -0,96 %
Altın (ONS) 4.357,72 -1,12 %
Brent 100,24 3,16 %