Made in EU: Türkiye için şartlar, fırsatlar ve riskler
Geçtiğimiz hafta Ticaret Bakanı Sayın Bolat’ın Türkiye’nin de “Made in EU”ya dahil olacağını duyurması, Türk işletmeleri bakımından memnuniyetle karşılandı. Ancak, içeriği konusunda kamuoyunda bazı belirsizlikler olduğu görülmektedir.
Türkiye’nin bu kapsama dahil olması ihtimali, Avrupa Komisyonu’nun 4 Mart 2026 tarihli “Stratejik Sektörlerde Sanayi Kapasitesinin Artırılması ve Karbonsuzlaştırmanın Hızlandırılmasına İlişkin Önlemler” başlıklı tüzük teklifinde yer almaktadır. Bu düzenleme kamuoyunda Sanayi Dönüşümünü Hızlandırma Yasası olarak da anılmaktadır. Teklifte yer alan bir hükme göre, AB ile serbest ticaret anlaşması veya gümrük birliği bulunan üçüncü ülkelerden gelen içerik bazı durumlarda “Birlik menşeli içerik” olarak kabul edilebilmektedir. Türkiye, AB ile gümrük birliği nedeniyle bu kapsama girebilecek devletler arasındadır. Ancak, “Made in EU”, otomatik, sınırsız ve geri alınamaz bir statü değildir.
“Made in EU” hangi resmin parçasıdır?
Avrupa Birliği, son yıllarda sanayi politikasını yeniden şekillendirmektedir. Amaç; Avrupa sanayisinin rekabet gücünü artırmak, stratejik bağımlılıkları azaltmak, temiz teknolojilerin yaygınlaştırılmasını hızlandırmak ve sürdürülebilir ve dayanıklı değer zincirleri oluşturmaktır.
Bu yaklaşım;
* Avrupa ekonomisini 2050 yılına kadar iklim nötr (net-sıfır emisyonlu) hale getirmeyi amaçlayan Avrupa Yeşil Mutabakatı,
* karbon-nötr teknolojilerin üretimini artırma ve Avrupa Sanayisini bu alanlarda küresel rekabette güçlendirme amaçlı Net-Sıfır Sanayi Tüzüğü (EU 2024/1735),
* Avrupa sanayisinin ihtiyaç duyduğu kritik hammaddelere güvenli erişimini sağlama amaçlı Kritik Hammaddeler Tüzüğü (EU 2024/1252) ile
* Malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımını içeren Tek Pazar Sistemiile birlikte değerlendirilmelidir.
Bu çerçevede özellikle karbon-nötr teknolojiler, elektrikli araç ve batarya üretimi ile enerji yoğun sanayiler (çelik, alüminyum, çimento vb.) öne çıkmaktadır.
“Made in EU”ya katılım şartları
Bir ürünün Birlik menşeli veya eşdeğer içerik olarak kabul edilebilmesi için başlıca kriterler şunlardır:
(i)AB menşe kurallarına uygunluk: Ürünün ve içerdiği bileşenlerin menşei AB gümrük menşe kurallarına uygun olarak belirlenmelidir.
(ii) Ana bileşenlerin AB menşeli olması: Özellikle elektrikli araçlar ve batarya teknolojilerinde, ürünün kritik bileşenlerinin de belirli oranlarda AB menşeli olması şarttır.
(iii) Karbon ve çevre kriterlerinin karşılanması: Birçok sektörde ürünlerin düşük karbonlu üretim standardına uygun olması aranmaktadır.
(iv) Kamu alımlarında eşit muamele sağlanması: “Made in EU”, kamu alımları, devlet destekleri, enerji ve teknoloji ihaleleri alanlarında önem kazanmaktadır. AB şirketlerine kamu ihalelerinde eşit erişim sağlanmaması halinde, Avrupa Komisyonu ilgili devletin “Made in EU” kapsamındaki eşdeğer statüsünü kaldırma yetkisine sahiptir.
(v) Arz güvenliği ve stratejik bağımlılık şartı: Stratejik tedarik bağımlılığı riski oluşturan devletleri, Komisyon kısmen veya tamamen kapsam dışına çıkarma yetkisine sahiptir.
“Made in EU”ya dahil olmanın olası faydaları ve riskleri
“Made in EU” kapsamına dahil olmak; Türk şirketlerinin AB kamu ihalelerine erişimini kolaylaştırabilir, Avrupa sanayi tedarik zincirlerine entegrasyonu artırabilir, elektrikli araç ve batarya sektöründe yeni fırsatlar yaratabilir, çelik, alüminyum ve çimento sektörleri için avantaj sağlayabilir, Türkiye’yi Avrupa için yakın üretim merkezi haline getirebilir.
Buna karşılık; kritik bileşen şartları üretimi zorlaştırabilir, düşük karbon dönüşümü ek maliyetler doğurabilir, sistem AB sanayisini korumaya yönelik olduğundan Türkiye’ye sınırlı alan bırakabilir, kurallar zaman içinde daha korumacı hale gelebilir.
Sonuç
“Made in EU”, Avrupa Birliği’nin sanayi politikasında yeni bir döneme işaret etmektedir. Amaç yalnızca çevresel dönüşüm değil, aynı zamanda Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücünü artırmak ve stratejik tedarik zincirlerini Avrupa merkezli hale getirmektir. Bu çerçevede Türkiye, AB ile arasındaki gümrük birliği sayesinde bazı stratejik sektörlerde Birlik menşeline eşdeğer içerik sağlayabilen bir üretim merkezi konumuna gelebilir. “Made in EU” gümrük birliğinin geleceği ve modernizasyonu açısından da yeni bir müzakere penceresi açmaktadır.