Bankacılık sistemine dair birkaç önemli veri

Orkun GÖDEK
Orkun GÖDEK Bakış Açısı

Bu kez sizlerle iki önemli kurumuz tarafından açıklanan birkaç veriden ve ne anlamamız gerektiğinden bahsetmeye çalışacağım. Rakamlar BDDK ve TCMB’ye ait. Bizler için kılavuz niteliğinde verileri inceleyeceğiz.

Öncelikle BDDK ile başlayalım. Bankacılık sektörünün ilk çeyrek performansına dair konsolide olmayan rakamları açıklandı. Sektörün aktif büyüklüğü yıl sonuna göre yüzde 4.9 artışla 2.8 trilyon lira seviyesinde gerçekleşti. Oldukça sık tartışılan krediler kalemindeki değişiklik yüzde 5.5. Menkul değerler ise aynı dönem içerisinde yüzde 4.1 büyümüş. Sistemin kredileri fonlamadaki en önemli kaynağı olan mevduat artışı yüzde 4.4. Bir önceki yılın aynı dönemine göre kar artışı yüzde 65 olurken, sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 16.1.

Bu kadar çok rakamdan detaya girmeden basitçe anlayabileceklerimiz az çok belli. Sistemin kar artışında muazzam bir performans var. Krediler ve mevduatlar neredeyse birbirine paralel artış göstermiş. Sermaye yeterliliği de emsal ülkelerin oldukça üzerinde. Hükümetin yetkili organlarınca alınan kredi artışına yönelik önlemler ilk çeyrekte işe yaradı. Bunu Merkez Bankası’nın 13 haftalık ortalama ile hesapladığı ve kamuoyu ile paylaştığı rakamlardan da görmek mümkün. Kredi Garanti Fon (KGF)’ye ulaşımın kolaylaştırılması ve teminat seviyelerinin yukarı çekilmesi de söz konusu gelişmelerde etkili.

Gelelim diğer önemli verilere. Bu kısım için TCMB’nin yabancı para (YP) mevduat rakamlarını kullanmayı tercih edeceğim. Maalesef vatandaşların YP mevduat biriktirmeye yönelik tutumları hız kesmeden devam ediyor. Son olarak 28 Nisan haftasına dair açıklanan veriler de bu görüşümüzü destekliyor. Toplam YP mevduatlardaki değişim haftalık bazda 7.1 milyar dolar olurken, 6 Ocak haftası verisi dahil yıl başlangıcında bugüne dek ise 23.6 milyar dolar artış söz konusu. Sadece son 12 haftalık kümülatif performans 19.5 milyar dolar. Yurt içi yerleşiklerin aynı dönem içerisindeki toplam YP mevduat rakamı 160.6 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Söz konusu rakam 2016 yılının Mayıs ayı seviyelerine ulaştığımız anlamına geliyor. Yıl başlangıcından bu yana değişim ise 15 milyar dolar artış şeklinde. Peki, döviz biriktirme eğiliminde dağılım nasıl?

Türkiye’de şirketler kesiminin döviz açısından borçlu olduğu bilinen bir gerçek. 2008 krizi sonrası yasa koyucuların aldıkları önlemler sayesinde bireylerin döviz borçlanmalarının önüne geçilmişti. Ancak küresel likidite koşullarının gevşetilmesi ve ucuz YP borçlanma imkanlarının artması ile birlikte şirketlerin dış finansmana ulaşımında ciddi artış olmuştu. Hikayeye bu taraftan yaklaştığımızda döviz biriktirme eğiliminin şirketler ağırlıklı olmasını bekliyoruz. Ancak gerçekleşme pek de öyle değil. Ocak ayından bu yana katılım bankaları dahil gerçek kişi hesaplarındaki döviz biriktirme tutumu 7.8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, tüzel kişilikler için söz konusu rakam 7.2 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Şirketlerin döviz biriktirme isteğinin tamamının YP borçlarından kaynaklandığını düşünmek gibi yanlış bir adım atsak dahi bireylerin tutumunu açıklamakta güçlük çekmek mümkün.

Vatandaşların dövize olan merakı işlem yapmak, kendileri lehlerine avantaj yaratmaktan kaynaklanıyorsa buna diyecek bir söz yok. Ancak TL’den kaçış aynı hızda devam edecekse bankaların kredi artışlarında da aynı hızı beklemek yanlış olacaktır. Çünkü yerel para biriminden mevduat bulmakta zorlanan sistem, faiz oranlarını yukarı çekerek rekabet etmek zorunda kalacak, bunu da bir noktaya kadar kredi faizlerine yansıtmayacak fakat ardından maliyeti taşıyamaz noktaya gelecek ve fiyatlara eklemek zorunda kalacak. Bu da işlerin içinden çıkılmasını daha da güçleştirecektir. Kredi/mevduat rasyosunun yatay-yüksek seyrini koruması da durumu açıklamak adına örnek olarak gösterilebilir.

YP mevduat biriktirme durumu önemli bir konu. Vatandaşın TL’ye olan güvenindeki sarsılma makro anlamda enflasyon gibi önemli bir konuyu da gündeme getiriyor ancak bu yazının konusu değil.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
ECB hamleleri ve riskler 14 Eylül 2019
GOÜ heyecanı her yerde 07 Eylül 2019
Beklemekle oluyor mu? 17 Ağustos 2019