Çevresi için KADIN

Filiz KARAOSMANOĞLU
Filiz KARAOSMANOĞLU SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM filiz@itu.edu.tr

Gezgin olmamım en harika yanı gezegenimizin doğal ve kültürel zenginliklerini keyif ve mutlulukla keşfetmek iken, en kaygı verici, hatta hiddet uyandıran yanı da yitirilen büyüklükleri görüp birden adeta donup kalmak. Dünyamızın bir güzelim yeri için endişe ettiğimde, konu ile ilgili bilgilerimi değerlendirmek bende duygu karmaşası ve eyleme geçme isteği yaratır. Ve birden, bir yerde her şeye, yaşama inatla inanmamı, güvenmemi perçinleyen bir güzelliğin karşısında kala kalırım. Şiirler okuyasım, şarkılar söyleyesim gelir. Çoğu kere zıpladığım da olur. Önceki yaz, İzlanda'nın jeotermal kaynaklarla, şelalelerle iç içe su ve yeşil gücünü gezerken, batan bir ekonominin doğa ile dost nasıl yükselişe geçtiğini inceleyip, ilk kez balık derisinin ayakkabı, çanta, giysi, aksesuar için işlendiği görürken, Sigríður Tómasdóttir adlı bir kadın ve Gullfoss Şelalesi (Altın Şelale) yaşamıma girdi. 1907'de Gullfoss Şelalesi'nden elektrik üretilmesi istendi. Sigríður Tómasdóttir'in babası çiftçi Tómas Tómasson bu teklifi "Arkadaşımı satmam" diyerek geri çevirdi. Sonrasında şelale yabancı yatırımcılara kiralandı. S. Tómasdóttir kira sözleşmesi iptali için çok uğraştı. Aile davasını önce kaybetti. Sigríður'a “Erkekler iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsa yap” denilerek kendisini Gullfoss Şelalesi'ne atması gerektiği konusunda tehditler de savruldu. Sigríður kira sözleşmesini 1934 yılında geçersiz kıldı ve ulusal kahraman oldu. Mahkemeyi sıkı bir şekilde takip eden dağ yollarında uzun yolculuklar yapıp, uçsuz bucaksız nehirleri geçip Reykjavik’te sayısız görüşmeye katılan Tómasdóttir, İzlanda'nın ilk çevre aktivisti, dünyanın bilinen en eski kadın aktivistlerinden biri oldu. Hükümet şelaleyi 1945 yılında satın aldı. Sigríður şelalenin korunması konusunda uğraşını sürdürdü. Bugün bu altın güzellik ve yanındaki toprak alan doğal koruma alanı. Bizim ilk kadın çevre aktivistimiz kimdi diye hızlı bir okuma yaptığımda, Kerime Yıldız'ın köşe yazısında Zenci Fatma Kadın adlı Osmanlıya ulaştım. Fatma Hanım, Beykoz bataklığının ağaç dikilerek kurutulması için Sultan Abdülaziz'in (1861-1876) arabasının altına yatmış ve ağaç dikimi için ferman çıkartılmış. Tarihçilerimizden bilgi gelirse sevinirim. Ülkemizde doğrudan çevreye odaklı sivil toplum kuruluşlarında kadın katılımı, lider sivil aktivist oranı yüksek. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği'mizde de kadın üye oranı %60. Doğasını sevmek, korumak ve kollamak zaten anaç bir duygu ve sahiplenme değil mi? Anadolu'da ve Rumeli'de pencere önlerindeki küpe çiçeğinde, taze oksijensiz kule ofislerde bir küçük kaktüs ya da lila rengi bir orkidede doğasının tadını alan, dünden bugüne çevremiz için uğraş veren kadınlara ve tüm kadınlara selam ve yeşilimiz bol olsun. Hepimizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

İTÜ Öğretim Üyesi Prof.Dr.Filiz Karaosmanoğlu tarafından kaleme alınan Sürdürülebilir Yaşam köşesi,  SÜT-D işbirliği ile hazırlanmıştır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
İTÜ’müzün arısı 10 Mayıs 2022
Yaratıcı ekonomi 21 Nisan 2022
Bahar gelirken 29 Mart 2022
Biyoekonomi coşarken 21 Aralık 2021
İklim şövalyeleri 25 Kasım 2021
Yeşil pasaportlu ihracat 17 Ağustos 2021