Dalgalanıyoruz, durulmak istiyoruz

Orkun GÖDEK
Orkun GÖDEK Bakış Açısı

Mart ayında açıklanan sürpriz Moody’s kararından bu yana yerel varlıklarda dalgalanma durumu devam ediyor. İçerinin yoğun gündemi dışarının oynaklık artışı ile birleştiğinde ortaya çıkan resim, Kasım 2016 ile 26 Ocak 2018 arası dönemde görülmek istenmeyen, artan yatırımcı iştahına paralel göz ardı edilen risklerin fiyatlanma aşamasına geçildiğini ifade ediyor. Türk lirası cinsinden fiyatlanan varlıklar için yoğun gündemi daha karmaşık hale getiren son başlık ise ABD Hazinesinin Rus oligarklara yönelik açıkladığı son yaptırım paketi oldu. Bölge risklerinin ABD’nin gerçekleştirmesi muhtemel askeri harekat ile birleşmesi geride kalan haftanın en önemli başlıkları olarak gündem oluşturdu.

7 yıldır devam eden Suriye iç savaşı bir kez daha yerel varlıklar üzerinde ek baskı unsuru olarak beliriyor. Bölgenin kendi içerisindeki çıkmazı ve son gelişmeler de bir kez daha gösteriyor ki problem ne denli hızlı çözülürse bizim açımızdan o kadar pozitif yansımaları olacak. Bunun nasıl olacağını ise ne bilen var, ne de sunulan çözüm örnekleri üzerinde uzlaşı. Manzaradaki bulanıklık arttıkça yatırımcıların portföy dağılımları arasında da geçişkenlik ivmeleniyor.

Kısa vadeli fiyatlamaların yatırımcı risk algısında yarattığı dalgalanmadan yakınmak bir yana dursun, önemli güç sahibi kişilerin sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri açıklamaların peşinden koşma durumumuz devam ettikçe –ki en azından 2020 seçimlerine dek öyle görünüyor- dönem dönem oynaklık artışlarını fiyatlama çabamız sürecek. Bu da bilinen, dile getirilen kırılganlıkları azaltmak, mümkünse ortadan kaldırmak için daha hızlı çalışmamız anlamına geliyor.

İçeride işlem yapan tüm kesimler açısından zor bir hafta oldu. Türk lirasının sepet kur nezdinde 4.60’lı seviyelerde işlem görmesi, tamamı olmasa da bir kısmının kalıcı olma riskini enflasyon görünümü açısından düşündüğümüzde işleri zorlaştırma potansiyeline sahip. Tercih olarak büyümenin öne çıkarılması kur maliyetlerinin arttığı ortamda faiz seviyelerine dair öngörülebilirliği de zorlaştırma potansiyeline sahip. Bu ise en istenmeyen senaryo anlamına geliyor.

Sıklıkla “TCMB ne yapar?” sorusuna yanıt arıyoruz. Yanlış değil ama tek odak noktasının bu olması sağlıklı değil. Tüm sorularımızın yanıtı maalesef TCMB’nin alacağı tek bir kararda değil. PPK toplantısı 25 Nisan’da gerçekleşecek. Henüz iki hafta var ve gündem iki saat içerisinde değişebilme potansiyeline sahip. Sonraki yazılarda muhtemel adımları daha kapsamlı tartışma şansımız olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
ECB hamleleri ve riskler 14 Eylül 2019
GOÜ heyecanı her yerde 07 Eylül 2019
Beklemekle oluyor mu? 17 Ağustos 2019