11 °C
Nevzat Saygılıoğlu
Nevzat Saygılıoğlu EKO ANKARA nevzatsaygilioglu@atilim.edu.tr

Ekonomimiz ne idi, ne oldu, ne olacak?...

Bu kadar iç ve dış gündem konuları varken, yakın bir zamana kadar bir türlü gündeme oturmayan ekonomimiz artık ilk sıralarda yerini almış bulunuyor. Aslında seçimlerin etki veya hipnoz alanına girmiş bir durumdayız; ama bir yandan da her kesimin hayatın içinde ekonomiye ilişkin olarak yaşadıkları var.

Bir takım şeylerin çarpıtıldığı ve hatta gizlenemediği alandır ekonomi. Gerçeklerle yüzleşmektir ekonomi. Ekonomi, mucizelere veya hayallere dayanmaz, gerçeklere dayanır.

Artık şimdilerde sokaktaki insandan, tepedeki patrona, evdeki kadından devletteki yöneticiye kadar herkes ekonomiyi izliyor; ya da izlemek zorunda hissediyor.

Şimdi ne demek istediğimizi yakın geçmişten bugüne ve yakın geleceğe bakarak açıklamaya çalışalım.

- Ekonomik sorunlar ağırlıklı olarak yakın geçmişten geliyor!
Bu hükümetin 16 yıllık iktidarının son birkaç yılında giderek ekonomik sorunlar görüyoruz. İşte size birkaç örnek…

- Türkiye’nin ikiz açığı olarak bilinen iç açık (bütçe açığı) ve dış açık (cari açık) son dönemde tavan yapmış durumda.

- Dünyada yaşanan likidite bolluğunun ve tasarruf açığımızın bir araya gelmesi ile özel sektörün çığ gibi büyüyen dış borçları. “Borç yiyen, kesesinden yer” özdeyişini adeta hatırlatırcasına artık son yıllarda ortaya çıkan sıkışma. Bu borçların nasıl ödeneceği konusu.

- Ülkenin ekonomik çarkının sürdürülmesi için gerekli olan ve büyümeye bağlı olarak artarak devam eden ara malı ve yatırım malı ithalatının gerektirdiği döviz ihtiyacı.

- Zaten hiç değişmeyen yıllık 50-60 milyar dolarlık petrol faturası.

- Son iki yıldan beri ABD ve AB ülkeleri merkez bankalarının başlattıkları sıkı para politikalarının sonucu olarak durma yolundaki döviz girişleri.

- İç açık olarak ifade ettiğimiz bütçe açıklarındaki büyüme ortada. Terör ve dış operasyonların yarattığı kaynak ihtiyacı, vergi tahsilatındaki tıkanma sonucu ortaya çıkan bütçe açığı.

- Reel ekonomide çarpıklığı en önemli örneği olarak gayrimenkul piyasasındaki frensiz büyüme.

- …

- 15 Temmuz sonrası ağırlaşan ekonomik tablo var!
Son yıllarda ekonomide yaşanan bozulmayı daha da kronikleştiren ve gün yüzüne çıkaran gelişme 15 Temmuz darbe girişimi. Nasıl mı?...

- Zaten ağırlaşan ekonomik sorunlar OHAL ilanı ile yeni bir noktaya geldi.

- Yabancılar ürktü; yurtdışından gelen ağırlıklı kısa vadeli sermaye girişleri azaldı ve hatta tersine çıkışlar başladı.

- Yetmiyormuş gibi yerli yerleşikler de çeşitli yollarla varlıklarını, sermayelerini yurtdışına götürmenin yollarını denedi.

- Suni teneffüslerle firmalara ucuz ve teminatsız kredi destekleri sağlandı. Bu bir can suyu oldu, ama yapısal bozukluk ve boyutsal büyüklük nedeniyle yetersiz kaldı.

- İşsizliği önleme adına neredeyse her hafta bir yeni destek veya düzenleme getirildi. İşsizlik kısmen durduruldu.

- Vergi ve teşviklerin sayısı unutuldu. Perakende ve plansız teşvikler getirildi, ama kısa vadede sonuçları alınmadı.

- Vergi ve sosyal güvenlik borçlarının affı ve yeniden yapılandırılması yoluna defalarca gidildi ve artık sistem yama tutmaz hale geldi.

- Gayrimenkul sektöründeki çarpık büyüme ve ortaya çıkan stokları eritme adına tedbirler getirildi. Yine de bu sorun çözülemedi.

- Bütün bunlar bütçe üzerinde baskı yarattı. Nakit açığı ve bütçe açığı artmaya devam etti.

- …

- Şimdi de seçim vaatleri gelecek için ciddi risk oluşturuyor!...

Ülkenin ekonomisinde sıkıntılar yaşanınca ve bu da hissedilir noktaya gelince, başta muhalefet olmak üzere, siyasiler bu zayıf noktaya çalışmaya başladılar. Gün olmasın ki siyasilerin özellikle Cumhurbaşkanı adaylarının seçim vaatlerini duymayalım.

- Asgari ücret tutarının artırılması ve vergi dışı bırakılması tüm siyasilerin ortak vaadi haline geldi. Artık rakamlar çarpıştırılıyor!...

- Seçimlerin Ramazan Bayramı'na rastlamasından olsa gerek, emeklilere bayram harçlığı söylemlerinde yarış başladı. Bu arada iktidar partisi uygulamaya geçti bile…

- Öğrencilere burs yarışı da baş gösterdi.

- Genç işsizlere parasal destek de öne çıkmaya başladı.

- Bu arada şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusu siyasilerin önemli bir politik malzemesi haline geldi.

- Unuttuklarımız, yer darlığından yazamadıklarımız, bundan sonra gündeme gelecekler işin cabası…

- Sonuç olarak;

Ekonomide bugüne kadar yaşananlar, seçim atmosferinde bol keseden verilenler ekonominin gerçek yönünü gizleyemeyecek. Seçim sonuçları ne olursa olsun, kim kazanırsa kazansın, ekonomide ciddi “kemer sıkma” dönemi başlayacak. Yaptığımız “kehanet “ değil, sadece “önemli hatırlatma”!…

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.