Elektronik devre ithalatı tebliği çözüm mü, sorun mu?

Ömer EKİNCİ
Ömer EKİNCİ Dönüşüm Rotası omer.ekinci@desnet.com.tr

Geçtiğimiz hafta Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi birimi tarafından tebliğ edilen İthalatta Denetlenen Ürünlerin Tabi Oldukları Yönetmelikler kapsamında, baskı devre kartlar, entegre devreler gibi elektronik yarı mamüller için EMC testi uygulaması zorunlu hale geldi. Fakat üzerinde herhangi bir devre elemanı bulunmayan baskı devre kartına ya da herhangi bir devreye bağlı bulunmayan entegreye EMC testi uygulaması yapmanın teknik açıdan bir mantığı bulunmuyor.

Elektronik bir ürüne EMC testi yapılabilmesi için ürünün bitmiş ürün halinde olması gerekiyor. Baskı devre kartları ve entegre devreler, ülkemizin katma değeri en yüksek sektörlerinden biri olan elektronik üretim sektörünün yapı taşı. Teknik karşılığı bulunmayan bu yönetmelik, sayısı beş bini aşkın elektronik firmasına ciddi zararlar vermesi muhtemel bir uygulama olacağından tekrar değerlendirilmesi, teknik görüş alınması ve özel sektörün bu taleplerinin haklılığı ortaya çıktığı takdirde de bu uygulamadan vazgeçilmesi gerekmekte.

Bu konu neden önemli?

Çünkü ister liseli bir elektronik meraklısı olsun, ister üniversiteli bir elektronik yarışması adayı ya da mucit adayı olsun, ister genç girişimci bir ekip, isterse de Perpa’da küçük bir dükkanda kendi ürünlerini geliştiren bir start-up; prototip ya da POC (Proof of concept) ortaya çıkarabilmek için az sayıda elektronik karta ihtiyaç duyar.

Bunu içeride ürettirmek için önce bu üreticileri oluşturalım, sonra AR-GE için gençlerin, öğrencilerin, girişimcilerin ve start-up’ların istediği devreleri istediği adetlerde -ister pilot ister seri üretim- ürettirebilecekleri bir üretim gücü edinelim. O zaman böyle tebliğlerle, genelgelerle uğraşmaya da gerek kalmayacak. Bu tebliğ için de geç değil, eminm yetkililer sektörün ve genç girişimcilerin sesine kayıtsız kalmayacaktır.

İyi ki BTK var!

 Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı bir telekom operatörüyle 2008 yılında ortak bir proje yapmıştık şirketim Desnet tarafında. Proje müşteriden kaynaklı aksaklıklar nedeniyle yarım kaldı ama operatör müşterinin yarım bıraktığı taahhütleri bizden talep edince bir anlaşmazlığa düşmüştük.

Üzerinden geçen 16 yılın üstüne opetörün çalıştığı ve muhtemelen eski alacaklarını sattığı bir hukuk bürosu bizimle temasa geçti ve anapara olarak adlandırdıkları tutarın tam 10 katını talep etti. İki yol vardı, ya hukuki olarak karşı atağa geçip hakkımızı savunmak, ki bu da en az 2 yıl demek, ya da uğraşmayıp parayı ödemek. Ki 2. Yolu seçip “ödeyip kurtulalım” dememiz için aşkın haciz uygulama yoluna bile gitti hukuk bürosu.

Derken bir başka GSM şirketinde çalışan deneyimli bir arkadaşım bir fikir verdi. “BTK’nın muazzam çalışan bir şikayet sistemi var, oraya yaz” dedi. Hemen elimizdeki tüm dosyaları, taahhüt edilip yapılmayan şeyleri, uğradığımız haksızlığı yazdık. Sistem şöyle işliyor, BTK Tüketici Şikayet Bildirim Sistemi’ne şikayeti yazdığınızda BTK karşı tarafı da bu yazışmaya dahil ediyor ve belli bir süre içinde cevap yazma mecburiyeti veriyor.

İlk cevabı beğenmediniz, itiraz ettiniz diyelim. İkinci cevabı da beğenmediniz ve ikinci kez itiraz ettiniz. Ki genellikle ilk iki cevap savuşturucu nitelikte ve sizin sorularınızın cevabı olmayan şekilde geliyor. Ama pes etmeyip 3. Kez yazdığınızda BTK duruma el koyuyor ve hakem rolü üstleniyor. Dürüst olalım, hiçbir özel ya da tüzel tüketicinin operatörler kadar ekonomik ve hukuki destek gücü yok. Bu da demektir ki mahkemelik olursanız sahaya birkaç sıfır önde başlıyorlar. BTK işte bunu çözmüş. Siz ve dünyaca ünlü operatör orada eşitsiniz. Kim haklıysa o kazanıyor.

Hem de yıllarca dava sonucu beklemeden. Yerli ya da yabancı olmak haklı ya da haksız olmayı belirlemez. Ama BTK’ya nispeten küçük ölçekli işletmeleri operatörlerin çarklarında ezdirmediği için çok teşekkür ediyorum. Sonuç mu? BTK şirketimizi haklı buldu, operatör tek kuruş alamadan yaptığı tüm işlemleri ve dosyayı geri çekti.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Milyonluk vurgunu 07 Şubat 2024