Euro 2 yılın zirvesinde

Orkun GÖDEK
Orkun GÖDEK Bakış Açısı

2017 yılı içerisinde karşılaştığımız fiyatlama tecrübelerinden liste yapacak olursak ilk sıraya ‘siyasi riskin fiyatlanma süreci’ başlığını eklemek yanlış olmayacaktır. Son dönemin en gözde haber başlığı olan “euro/dolar paritesi yükselmeye devam ediyor” ifadesi de temelde bu nedene dayanıyor. Ortak para biriminde gerçekleşen fiyatlamalar ters köşe hareketini devam ettirirken, parite 1.20 seviyesini yukarı yönde geçerek Ocak 2015 değerlerine ulaşmayı başardı.

Hareketin çıkış noktasını yakalamayı başaran kesimde yer aldığımız için kendimizi şanslı görebiliriz. Son gelişmeleri anlamlandırmakta zorlansak da eurodaki yükseliş esasen Avrupa-ABD ayrışması kaynaklı. Ortak para biriminin en büyük destekçisi Fransa çıkışlı olan “Avrupa’da siyasi riskler azalıyor” düşüncesiydi. Devam eden sürecin ise iki önemli kırılım noktası var. Öncelikle ABD ekonomisindeki zayıflama ve gerçekleşen verilerin bölgenin gerisinde kalması nedeniyle momentumda yukarı yönde artış gözlendi. Akabinde ise ABD Başkanı Trump’ın siyaset arenasında kaybettiği güven ve Beyaz Saray’ın içerisinde bulunduğu istifalar silsilesi ABD dolarının zayıflamasını kolaylaştırdı. Böylece euronun değerlenmesi ile başlayan parite yükselişi küresel çapta ABD dolarının zayıflaması fazı ile devam etti. Bugün de farklı bir noktada değiliz. Anlam vermekte zorlandığımız nokta ise ABD’de nispeten Q2 dönemi ile birlikte başlayan ekonomik toparlanmanın Q1 dönemine kıyasla Avrupa ile aradaki makasın açılmasına izin vermediği ortamda değerlenme olması. Ancak temel konu başlığı değişmiyor; Başkan Trump’ın manevra alanı daraldıkça, toplumda kabul görme oranı geriledikçe ABD doları da zayıflıyor.

Para politikaları cephesinde Fed’in elinin zayıflamakta olduğu kanaatinde değiliz. Bu düşünceyi hareketin yanlış okunması şeklinde değerlendiriyoruz. Fed’in kendi yol haritası var ve adım adım ilerleme düşüncesinde. Başkan Trump’lı dönemin etkisi bize göre yol haritasından dönüşten ziyade hızlandırıcı yönde. Gelecek dönemin taşıdığı riskler Kasım 2016’nın öncesine göre daha fazla. Yönetimin 4 yıllık süreyi tamamlayıp tamamlayamayacağı sorusunun yanıtını vermek kolay değil. Ayrıca siyaseten zayıf bir yönetim, genellikle görev süresinin son 3-4 ayında bulunan başkanlar için kullanılan “topal ördek” ifadesini çok daha önce taşımaya başlayabilir.

Dünya üzerinde net bir şekilde para politikasında normalleşme sürecini başlatan ve uygulamakta kararlı olan tek kurum an itibarıyla Fed. ECB ve BoJ ise yakın vadede Fed’in attığı adımların yakınından geçmeyecek izleniminde. Her iki bölgede de toparlanma kırılgan ve sürdürülebilir görülmüyor. ECB’nin USD bazlı bilançosu Fed’i büyüklük olarak geçmiş durumda. Varlık alım programının sonlandırılması ve faiz artırımıyla başlayan süreç, ABD cephesinde bilanço operasyonu ile son fazına geçecek. Sonrasında ise para politikasının etkinliğini artırması ve farklı sorunlara eğilme isteği öne çıkacak. Başkan Trump’ın yarattığı risk Fed’in attığı adımları hızlandırması fikrini destekliyor.

Konuyu toparladığımızda kabul etmemiz gereken tek değişmez, trendin karşısında durulmaması gerçeği. ABD dolarındaki zayıflamayı ölçümleyebilecek en önemli gösterge dolar endeksi. Yıl başlangıcında 103 seviyelerindeki seyrin nereye dek devam edebileceğine kafa yorarken, bugün 92’nin aşağısındaki oluşumu açıklamaya çalışıyoruz. Euronun sağladığı avantaj biraz da sahip olduğu popülariteden. G10 grubu üyeleri arasında yıl başlangıcından bugüne dek USD karşısındaki değerlenmenin ilk sırasında %15’e yaklaşan performansı ile İsveç kronu (SEK) ilk sırada yer alıyor. Üyelerin tamamı primlenirken, euro ise ikinci sırada bulunuyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
ECB hamleleri ve riskler 14 Eylül 2019
GOÜ heyecanı her yerde 07 Eylül 2019
Beklemekle oluyor mu? 17 Ağustos 2019