21 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Faiz meselesi yine gündemde

Yılın son günlerinde ortalık süt liman. Oynaklık yok gibi. İşlem hacimleri düşük. Herkesin pozisyonlarını koruduğu anlaşılıyor. Bunda piyasaların kapalı olmasının etkisi var tabii. Ama Noel kutlaması yapmayan, piyasaları açık olan ülkelerde de durum buna benziyor. Örneğin kısa vadede çalkalanmakla şöhretli bizim piyasalarımızda da son günlerde bir rehavet hakim. Can sıkıcı bir şeyler olmazsa, sanırım yılı böyle bitireceğiz. Ortalık böyleyken önem katsayısı yüksek iki yeni gelişme oldu. ABD’de üçüncü çeyrek büyüme oranının revize edilmesi bunlardan birisi. Öteki de, TCMB’nin yılın son politika toplantısında aldığı kararlar.

ABD ekonomisinde büyümenin hızlandığı biliniyordu. Üçüncü kez revize edilen 2014 üçüncü çeyrek büyüme oranı hızın her türlü beklentinin ötesine geçtiğini gösteriyor. Kasım ayında yüzde 3.9 olarak hesaplanan büyüme hızı aralık ayında yüzde 5 düzeyine çıkartıldı. Bu 2003 yılından bu yana bir çeyreklik dönemde kaydedilen en yüksek hız. Malum, şimdilerde her şeyi ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz yükseltme operasyonu açısından okuyoruz. Böylesine yüksek bir büyüme hızı FED’in büyümeyi desteklemek amacıyla faizi düşük tutması gereğini ortadan kaldırıyor. Yani hızlanan büyüme para otoritesinin elini rahatlatıyor. Faiz yükseltme adımının öne alınmasına imkan yaratıyor. Buna rağmen, faizin yükseltilmesi için öngörülen tarih şimdilik değişmedi. Bu işin 2015 yılının ortasından önce yapılmayacağı şeklindeki kanaat muhafaza ediliyor. 

TC Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun  (PPK) aralık ayı toplantısı bu haftanın ikinci önemli olayı oldu. Merkez Bankası, beklendiği gibi, sürpriz yapmadı. Faiz oranlarını da duruşunu da değiştirmedi. Aslında gündemin daha yoğun ve heyecanlı olduğu bir döneme rastlasa 2014’ün bu son PPK toplantısı sadece haber olarak duyurulup, geçilirdi sanırım. Noel durgunluğunda medyada biraz daha fazla yer buldu bu toplantı. 

Aralık toplantısındaki değerlendirmelerin öncekilere benzer özellikleri var. Faizlerin değiştirilmemesi bunların başında geliyor tabii. Bundan önceki üç toplantıda olduğu gibi bu toplantıda da faizler aynen muhafaza edildi. Merkez Bankası’nın bir süredir sürdürdüğü ihtiyatlı duruşu bu toplantıda da devam ettirmesi önceki toplantılarla benzer olan bir başka özellik. Para otoritesinin ihtiyatlı duruşu kuşkusuz uluslararası gelişmelerden de etkileniyor ama son dönemde ihtiyat gerektiren temel etken enflasyon. Nitekim aralık ayı toplantısında aynı kaygı yine açıkça dile getiriliyor. Yapılan yazılı açıklamada yer alan “enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir” ifadesi bu kaygının sürdüğüne işaret ediyor. 

Aralık ayı toplantısında öncekilerle benzeşmeyen yeni yönelimler de var. Örneğin, daha önce önemli bir endişe noktası olarak vurgulanan gıda fiyatlarındaki inatçı yükseliş son toplantı notunda yer almıyor. Merkez Bankası gıda fiyatlarında beklenen düzeltmenin aralık ayında başladığını düşünüyor galiba. Bu önemli. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin etkisine gıda fiyatlarındaki düzeltme de eklendiğinde yeni yılın ilk aylarında beklenen enflasyon düşüşü daha büyük bir olasılık haline geliyor. Para otoritesinin algısındaki değişikliğin önemi burada yatıyor. 

Merkez’in algısındaki daha ilginç bir değişme büyüme konusunda ortaya çıkmış gibi görünüyor. PPK açıklamasında hükumetin açıkladığı yapısal reformlara açık bir atıf var. Bu reformların büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceği söyleniyor. Büyümeye böylesine güçlü bir atıf yapılmasının arkasında iki neden olabileceğini düşünüyorum. Para otoritesi faiz nedeniyle aralarında bir gerginlik olduğu bilinen siyasi otoriteye destek vermek istemiş olabilir. Bu pek usulden değildir ama anlaşılabilir bir niyet olduğunu düşünmek mümkün. 

Para otoritesinin yapısal önlemler-büyüme bağlantısına yaptığı vurgunun büyümek için faizin düşürülmesini ısrarla talep eden siyasi otoriteye “ büyümeye destek vermek benim işim değil, bakın hükumet bunu pekala yapıyor işte” mesajını iletmek anlamına geldiği de düşünülebilir. Gerçekten de siyasi otoritenin çok kapsamlı bir yapısal önlemler paketiyle devreye girmesini Merkez Bankası’nın üstüne kalmış olan büyümeyi destekleme fonksiyonunun asıl sahibine geri verilmesi olarak yorumlamak mümkün. Eğer Merkez Bankası’nın meramı gerçekten buysa, oldukça değişik bir tavırla karşı karşıyayız demektir. Önemli bir değişimdir bu.