Fed’in aksiyon filminde figüran oluyoruz!

Atılım MURAT
Atılım MURAT AYKIRI FİNANS amurat@etu.edu.tr

2016’yı piyasalar açısından belirsiz görüyorum. Temel bir senaryo oluşturmak şu aşamada oldukça zor. Gelişen ülkelerdeki sıkıntılar malum. Gelişmiş ülkeler içinde en iyi durumda olan Amerika gibi duruyor. Ancak burada da şirket karları birkaç çeyrektir düşüyor. Petrol fiyatındaki çöküş nedeniyle, enerji sektöründeki şirketler sermaye harcamalarını kısıyor. Fed faiz artırım sürecine başlayarak belirsizlikleri göz ardı etti.

Fed’in geçen haftaki toplantısından sonra, Yellen’ın ağırlıklı olarak güvercin mesajlar verdiği yorumu yapılıyor. Başka bir basın toplantısı mı izledim diye düşünüyorum. Yellen, son günlerde alarm sinyalleri veren yüksek getirili tahvil piyasasına, kur hareketlerine, enflasyona dikkat edileceğini söyledi. Bu sıkıntılı göstergelerde nasıl gelişmeler olursa Fed faiz artırımını sonlandıracak, sorusu arada kaynadı gitti. Yellen bununla ilgili somut ifadeler kullanmadı. Enflasyonla ilgili soruyu, ‘‘Enflasyonun hedefin çok altında olduğunun farkındayım. Bununla ilgili kolay bir çözüm öneremem’’ şeklinde yanıtladı. Başkan aslında açık biçimde, ‘‘Enflasyonda bir artış olmadan da faizi artırabiliriz’’ mesajını verdi. Petrol fiyatı 11 yılın düşüğüne geldiği halde Yellen: ‘‘Petrol fiyatındaki düşüşün hızlanması beni biraz şaşırttı. Ancak faiz artırımının devamı için petrol fiyatının stabilize olması yeterlidir’’ yorumunu yaptı. Yellen’ın, ‘‘Merkez Bankası’nın ekonomik iyileşmeye darbe vurması, faiz artırımına geç başlaması durumunda olur’’ yorumu kanımca basın toplantısının çarpıcı anlarından birisiydi. Ekonomistler bununla ilgili önümüzdeki dönemle sıkça kalem oynatabilirler. Müşterilerinin çok fazla para çekmek istemesi nedeniyle iki hafta önce nakit ödemelerini donduran Third Avenue adlı fonla ilgili olarak Yellen, ‘‘Bu fon, ortalama kalitenin altında olan kredilere yoğunlaşmış. Sistemik bir risk teşkil etmiyor’’ ifadelerini kullandı. Bir an duralım ve düşünelim. Bu söylemlerin hangisi ‘‘güvercin’’ olarak değerlendirilebilir? Faiz artışları ekonomik verilere bağlıdır sloganını geçelim. Fed politikasını normalleştirmek istiyor. Belli ki bunu ekonomik dataya çok da takılmadan yapacak. İmalat sanayiinde görülen zayıflık, sanayi üretimindeki düşüş Fed için önemli olmadı. Amerikan ekonomisinin lokomotifi olan sektörlerdeki karların son çeyreklerde azalmasına kurum hiç itibar etmedi. Tarım dışı istihdamda ortalama rakamın son aylarda düşmesi de Fed’i etkilemedi. Özetle, ekonomi yerle bir olmadığı sürece, Fed faiz artırımlarına devam edecek gibi gözüküyor. İlginç olan nokta, Fed’in ‘‘2016’da 4 faiz artırımı’’ öngörüsüne piyasa katılmıyor. Dolayısıyla bunun fiyatlaması da yapılmıyor. ABD’de reel ekonomi, Fed’in tahmininden daha zayıf olabilir. Şirket karlarının düşmesi, petrol fiyatındaki düşüşün sermaye harcamalarının azalmasına yol açması risk faktörleri olarak duruyor. Fed, tüketim harcamalarının ve gayrimenkul yatırımlarının artmasının ekonomiyi dengeleyeceğini düşünüyor. Fed bir nevi dünyanın Merkez Bankası’dır. Küresel açıdan sorumluluğu vardır. Umarım her şey Fed’in düşündüğü gibi gider. 2016 ve 2017 yıllarında dörder faiz artırımı olursa, doların altın çağı devam eder. Çin, yuanın değerini düşürmeyi hızlandırabilir. Emtia fiyatları üzerindeki baskı sürebilir. Dünya ekonomisindeki deflasyon baskısı daha uzun süre konuşulur. 

2015’te gelişen ülke piyasalarını ve emtia fiyatlarını sıkıntıya sokan etmenler, 2016’da da etkisini sürdürebilir. 2016, serinin devam filmi gibi görülebilir. Devam filminde daha fazla aksiyon sahnesi olacak. Görünen o ki bu filmde de ‘‘figüran’’ olarak yer alacağız. Türkiye’de faizin ne olması gerektiği tartışmasını geçelim. Merkez Bankası’nın kredibilitesi mevzubahistir. Başkan Başçı faiz artırımının Fed’in hamlesine bağlı olduğunu, para politikasında sadeleştirmeye gideceklerini söylemedi mi? Kaldı ki, Merkez Bankası’nın işi proaktif davranmak değil midir? Gerçi Merkez politika faizini artırmasa da, piyasa faizleri zaten yükseliyor.   

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kritik bölgelerdeyiz 25 Kasım 2020