17 °C
Atılım MURAT
Atılım MURAT AYKIRI FİNANS amurat@etu.edu.tr

Finansal riskler bitmedi

Darbe girişiminin finansal ve ekonomik etkileri ucuz atlatıldı demek için erken sayılır. Piyasalar yavaş yavaş kendine geliyor. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in yabancı yatırımcılarla olan yakın temasıyla, Merkez Bankası’nın aldığı akılcı tedbirlerle, finansal piyasalar sakinleşti. Önümüzde kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri var. S&P’nin geçen hafta yaptığı not indirimi pek önemsenmedi. Çünkü Türkiye’nin S&P notu zaten ‘‘yatırım yapılabilir’’ seviyenin altındaydı. Esasen Moody’s ve Fitch’in kararları önemlidir. Moody’s tarafından açıklama 5 Ağustos’ta gelecek. Fitch’in Türkiye’nin yabancı para birimi cinsinden uzun vadeli kredi notuna ilişkin değerlendirmesini 19 Ağustos’ta yapması bekleniyor. 

Yabancı para birimi cinsinden uzun vadeli kredi notu mühimdir. Bazı büyük fonların ülke tahvillerine yatırım yapması için, ‘‘Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun en az ikisinde yatırım yapılabilir seviyede olma’’ kriteri aranıyor. Moody’s veya Fitch notumuzu indirirse, bu büyük fonlar ellerindeki Hazine ve şirket tahvillerini satarlar. İlk etapta satılacak tahvil miktarının 9 milyar dolara yaklaşabileceği düşünülüyor. Tabii yan etkileri de unutmayalım. Olası panik havasıyla Türk finansal varlıklarındaki satışlar hız kazanabilir. Tahvil ve hisse senedi piyasalarımız sallanabilir. Bunlar kısa vadeli gelişmeler olur. Ekonomik yansımaları orta-uzun dönemde hissedilir. 

Darbe girişiminden birkaç gün sonra S&P’nin notumuzu indirmesinin arkasında siyasi sebepler olabilir. Türkiye’ye bakış açısının olumsuz olduğu, kredi derecelendirme kuruluşlarının karar alma sürecinde siyasetin etkisinin olduğu düşünülüyorsa, yatırımcının olası bir not indirimine hazırlıklı olması gerekir. Türkiye’de yorumcular ‘‘Bu kurumlar bağımsız hareket edemezler’’ diyerek lafa başlıyor; ‘‘Not indirimi olmaz. Yatırımcılar rahat olsun’’ diyerek sözü bitiriyor. Riskler yeterince anlaşılmıyor. Yatırımcıların risklerini minimize etmesi gerekiyor. Bizim yatırımcımız BİST’te sahip olduğu hisselere gönülden bağlıdır. Fiyatlar düşerken, yeni alımlar yaparak maliyeti düşürmeye çalışır. Satış yapıp pozisyonu kapatmak düşünülmez. Sıkça karşılaştığım bu tip yatırımcıya, ‘‘Elindeki hisselere madem bu kadar inanıyorsun, bari endeks vadeli işlem sözleşmesi satarak riskleri azaltmaya çalış’’ tavsiyesini veriyorum. Risklerin çok yüksek olduğu bir dönemde, hisselere yatırılan para kadar endeks sözleşmesi satılabilir. Toz duman kayboldukça, riskler azaldıkça, vadeli işlem sözleşmelerine yatırılan miktar düşürülür. 

Küresel piyasalardaki beklentilerin biraz düzelmesi içinden geçtiğimiz zor dönemde bize motivasyon kaynağı olur. Gelişen ülkelere bakış açısı şu aşamada pozitif gözüküyor. Çin piyasaları kör topal da olsa ilerliyor. Tek risk ABD’de makro verilerin son dönemde olumlu sinyaller vermesidir. Fed içindeki güvercinlerin, yani faiz artırımı için erken olduğunu düşünen grubun etkisi devam ediyor. Ancak ekonomik data güçlü gelmeye devam ederse güvercinlerin safl arını koruması zorlaşır. Fed’deki güvercinler belki eylülde de dayanırlar. Fakat aralık toplantısında bir faiz artırımı gelebilir. Ekonomik koşullar ‘‘Faiz artıralım’’ diyenlerin elini güçlendiriyor. Öte yandan finansal koşullar aynı mesajı vermiyor. Uzun vadeli faizler yerlerde sürünüyor. ABD 10 yıllık tahvil faiziyle 2 yıllık tahvil faizi arasındaki fark 80 baz puana düştü. Fed faizi yüzde 0.50-yüzde 0.75 bandına yükseltirse, bankaların bu şartlar altında kredi aktarma mekanizmasından ellerine pek bir şey kalmaz. Finansal kurumların amacı her zaman düşük faizle borçlanıp, yüksek faizle kredi vermektir. Faiz artırımı finansal riskleri azaltır görüşünün aksine, faiz artışı finansal koşulları karmaşıklaştırabilir. Piyasalarda Fed tartışmaları alevlenmeden hamleler yapmamız lazım. Bakanların, TCMB Başkanı’nın yaşananları, atılan ve atılabilecek adımları yabancı yatırımcılara anlatması gerekiyor. Türkiye ekonomisine ve piyasalarına güvenin tazelenmesi elzemdir. Bunun yolu da yüz yüze görüşmelerden geçiyor.