10 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Hepimiz yanıldık

ABD seçimleri yapıldı. Seçimden önce çoğunluk Hillary Clinton ve Demokratlar’a şans veriyordu. Tersi oldu. Seçimi Donald Trump ve Cumhuriyetçiler kazandı. Bu sonuç sanırım dünya çapında bir sürpriz oldu. Üstelik bu her hangi bir olağan seçimdeki yanılmadan daha sert bir sürpriz sayılır. Çünkü seçime giden süreçte Trump’ın kırmadığı kalp, kızdırmadığı akıl kalmadı. Böylesi mutlaka seçimi kaybeder noktasına geldi değerlendirmeler. Clinton’un kaybetmesi sadece bu nedenle dahi sert bir sürpriz sayılır.

Sürpriz sadece seçimde kaybedenleri ters köşeye yatırmadı. Esas ters köşeye yatan medya oldu. Haberciler ve yorumcuların çoğunluğu Clinton’a şans veriyordu. Dolayısıyla yanılma yüksek dozlu ve yaygın oldu. Farkındasınız herhalde bendeniz de bunların arasında yer alıyorum. Seçim günü yazdığım yazıda neredeyse Clinton’un seçileceğine iman etmiş bir tonda değerlendirmeler yaptım. Ertesi sabah daha gazeteleri falan kolaçan etmeden, ilk iş televizyona baktım ve seçimi, Trump’ın kazandığını öğrendim. İçime oturdu desem yalan olmaz. Sonrasında etrafımdakilere “vahim ölçüde yanıldım” diye dert yanmaya başladım. Kimisi “Bu senin ilk yanılman değil” diye işi gırgıra vurarak teselli etti. Olaya vakıf olanlar da “Bu işte tek yanılan sen değilsin, hemen bütün medya, haberci ve yorumcular aynı durumda” diyerek moral verdi. İşin kötüsü benim ağlaşmalarıma verilen iki reaksiyon da doğruydu. Ekonomi, siyaset, sosyoloji benim mesleğimin gereği olarak izlediğim, üzerinde yazıp, çizip konuştuğum konular. Bu üç disiplin de çok değişkenli, dolayısıyla ileriye dönük eğilimlerin kestirilmesi görece zor olan konularla ilgilenir. Bu nedenle yapılan değerlendirmelerde yanılma oranı zaten yüksektir. Üstelik benim gibi kırk ipte oynama heveslisi olanlarda bu oran daha da büyür.

Dolayısıyla bana “bu senin ilk yanılman değil” diyenler haklıydı. Bu konularda son yanılmam Brexit konusunda olmuştu. Kendi adıma Britanya halkının Avrupa Birliğinden kopmaya razı olmayacağını düşünüyordum. Bana göre Britanya Avrupa Birliği ortaklığından kazançlı çıkmıştı. Önemli değişimler geçirmişti.

Dolayısıyla halinden memnun olması gerekiyordu. Yanıldım tabii. Malum, referandumda sonuçları benim bu düşüncelerimi doğrulamadı. Britanya halkı AB’den kopma yönünde oy kullandı. Nerede yanıldık falan diye ovunurken halkın bu tercihini kazanılanlardan çok kaybedilenlere ağırlık verdiğini işaret eden pek çok olgu kondu ortaya. Önde gelen değerlendirmelerden bir tanesi yorumcular ortalamaya, genel eğilimlere bakarak yorum yaparken halkın büyük kısmının yaşadıklarından mutlu olmadığını, yaşanan süreçten şikayetçi olduğunu söylüyordu. İşin bu tarafına yeterli ağırlığı vermeyen medya sonucu kestirmede haliyle yanılmıştı.

Benim sızlanmalarıma karşı “yanılan sadece sen değilsin” diyenler de haklıydı. Brexit bağlamında yapılan hata ABD seçimlerinde de tekrarlanmıştı. Seçimin ardından medya da başlayan “başarısızlığın nedenlerini arama” sürecinde “ halkın önceki yönetimleri sorunları çözmekte yetersiz bulduğu, özellikle de sürüp giden durgunluğun aşılmasında başarısız olunduğu” yönünde genel bir kanaatinin olduğu ortaya çıkmıştı.

Oysa bendeniz de dahil yanılanların hemen seçim stratejisini önceki yönetimlerin devamı söylemi üzerine kuran Clinton’a şans tanımıştık. Üstelik bayan Clinton’un eşi seçim sürecinde aktif rol alan bir eski Başkandı. Halkın Trump’ın kaba sabalığına aldırmadığı, yapacağını söylediği değişimlerden etkilendiği görünüyordu. Herkes kaba sabalık özelliklerine vermişti, halk buna yanaşmadı demek doğru değerlendirme olacak galiba.

Şimdi artık önümüze bakacağız. Trump’ın kaba sabalığının etrafındaki profesyoneller tarafından törpülendiğine tanık olacağız. Öngörülen değişimlerin ne kadarını yaşama geçirebileceğini ise önümüzdeki süreçte göreceğiz. Orada da yanılmayız umarım.

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.