6 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Kemerleri bağlayın

Seçimi tamamladık. Oylar sayıldı. Sonuç ortaya çıktı. Kesintisiz 13 yıl iktidar olmuş bir partinin yolun sonuna geldiği anlaşıldı. Kendi içinden iki cumhurbaşkanı çıkartmış olan parti tek başına iktidar olma imkanını kaybetti. Görünüşe bakılırsa yola koalisyon formatı içinde devam edilecek. Koalisyonun maliyetlerini asgari düzeyde tutmak için bundan sonraki sürecin iyi yönetilmesi gerekiyor. 

Önceki yazılarımda işaret etmiştim. Seçimden üç sonuç çıkması olasılığı vardı. Birinci olasılık iktidarda olan AKP’nin alışılmış çoğunluğu elde edeceği bir oy farkı ile seçimi kazanmasıydı. AKP’nin anayasayı değiştirmesine olanak vermeyecek sınırlı bir çoğunlukla seçimi kazanması ikinci olasılıktı. Üçüncü olasılık ise AKP’nin iktidar olmasına imkan vermeyecek bir oy oranı ile seçimi tamamlamasıydı. 
Seçime giden süreçte gündemden ilk düşen olasılık birincisi oldu. Türkiye’de siyasi rejimi değiştirme, parlamenter sistemi tek kişinin egemen olacağı “Türk usulü başkanlık” rejimine dönüştürme talebi bu olasılığın içeriğini oluşturuyordu. Pek çok gözlemci sosyolojik karşılığının olmadığı, nesnel tabana dayanmadığı vb gibi gerekçelerle bu talebi kuşkuyla karşıladı. İş çevrelerinin ilave bir kaygısı daha vardı. Bu talebin hayata geçirilmesi halinde ortaya çıkacak uzun erimli belirsizlik ve bozulan risk algısı kaosa yol açar, ekonomiyi yeni bir krize sürükleyebilirdi. Temelsiz olmasının yanı sıra kargaşa ve kriz kaygısı “Türk usulü başkanlık” talebini devre dışına itti. 

Oyların tüm partiler arsında dağılmasına pek sempatik bakmayan çevreler en iyi seçenek olarak ikinci olasılığa destek verdiler. Özellikle iç ve dış iş çevreleri rejim değiştirmeye olanak vermeyen, sınırlı çoğunluklu bir AKP iktidarının Türkiye için en hayırlı seçim sonucu olacağı görüşünde birleşti. Oylar sayılınca bunun da hayata geçemediği anlaşıldı. 
Hatırlarsanız, koalisyon çözümünü içeren üçüncü olasılık da başlangıçta pek sempatik karşılanmadı. Bunun da iktidar ortaklarını hareketsiz bırakacağı, risk algısını besleyeceği ve sonuçta hiç bir derde deva olamayacağı söyleniyordu. Türkiye’nin pek de olumlu olmayan koalisyon tarihinden verilen örneklerle sürdürülen bir olumsuzlama yaşandı. Belki de süreçte en fazla olumsuzlanan üçüncü olasılık seçimin galibi oldu. 

Koalisyon formatının özellikle ekonomide sıkıntı çıkartabileceği görüşüne katılıyorum. Ama bu ara bizde durumun biraz farklı olduğunu düşünüyorum. Siyaset, özellikle bu son seçim sürecinde, içerik, tarz ve üslup olarak adeta zıvanadan çıkmış gibi görünüyor. Bir ortaklığın, bir koalisyon sürecinin rotasından bu kadar sapmış olan siyaseti düzene sokabileceği, yeni bir rotaya oturtabileceği kanısındayım. Bunun için ekonomide bir bedel ödenecektir kuşkusuz. Önümüze siyasetin yeniden formatlanmasına imkan veren bir şans çıktığı kanaatindeyim. Bunun ortaya çıkacak ekonomik maliyetleri fazlasıyla karşılayacağını düşünüyorum. 

Bu maliyetlerin ne olduğunu, nereden kaynaklandığını biliyoruz. Bildiğiniz gibi seçim süreçleri belirsizliği yoğunlaştırarak risk primini yükseltirler. Buna bağlı olarak faiz, döviz kuru gibi temel fiyatların oynaklığı artar. Oynaklık çoğu kez yukarı yönlü olur. Seçimden belirsizliği bir doz daha arttıracak bir koalisyon çözümünün çıkmış olması oynaklığı daha da vurgulu hale getirecektir. Dolayısıyla seçimden sonra durulacağı düşünülen fırtınalı ortamın bir süre daha devam edeceğini düşünüyorum. Mali piyasalar seçim sonucunda daha da yoğunlaşan belirsizliği ve yükselen risk algısını yeniden fiyatlayacak ve bir miktar yukarıya itecekler. 

Fiyatların yukarı yönlü oynaklaşması artan istikrarsızlık olarak algılanır ve zaten bozulmuş olan görüntünün daha da olumsuz hale gelmesine neden olur. Bu fırtınayı daha şiddetlendirir. Faiz, döviz kuru gibi fiyatların yukarıya doğru hareket marjı yükselir. Dikkat ederseniz hemen seçimden sonraki gün ortaya çıkan manzara budur. Beklendiği gibi piyasalar söz konusu fiyatları yukarıya doğru itmiştir. Belirsizlik ve risk devam ettiği sürece fiyatlardaki yukarı yönlü fırtına devam edecektir. 

Siyasi süreç olumlu yönetilirse belirsizlik ve risk hızla kontrol altına alınır, finansal fiyatlardaki oynaklık sakinleştirilebilir diye düşünüyorum. Bu durumda seçim sonrasında kısa süreli bir türbülans yaşanır, sonra fiyat hareketleri temel dengelerin belirlediği hareket desenine geri döner. Şimdi bir türbülanstan geçiyoruz diye düşünün. Koltuklarınız dikleştirip, kemerlerinizi bağlayın. Sürecin iyi yönetileceğini, fırtınanın çabuk aşılacağını umut edin. Tersini ummaktan daha iyidir. İyi gelir.