Kristof Kolomb'un girişimciliğine devam (2)

Tamer MÜFTÜOĞLU
Tamer MÜFTÜOĞLU KOBİ'LERDEN GİRİŞİMCİLİĞE

Geçen haftaki yazımızda Kristof Kolomb’u gelmiş geçmiş dünyanın en büyük girişimcisi olarak tanıtmıştık. Hindistan yolculuğu projesine hangi aşamalardan geçerek başladığını, projesinin hedefini nelere dayanarak belirlediğini ortaya koymuştuk. Bugünkü yazımızda da projesinin hedefe ulaşabilmesi için gerekli kaynaklara ulaşmak için verdiği mücadeleyi, bu yolda karşılaştığı güçlükleri, hedefe ulaşmak için gösterdiği azim ve tutkusunu ortaya koymaya çalışacağız. 

Evet, Kristof Kolomb yıllarca süren denizcilik tecrübesi ve o dönemin imkanları çerçevesinde elde ettiği bilgilerle dünyanın yuvarlak olduğu inancıyla, önünde duran okyanusun sonsuzluğunda bir anakara hayal etti. O anakaranın Asya, ve batıya açılarak varacağı yerin de Asya’nın doğusu olması gerekiyordu. Böylece Portekiz’den hareketle batıya doğru yelken açıp zenginlikler diyarı Hindistan’a ulaşabilirdi. Zira dünya düz değil, yuvarlaktı. Okyanusun bilinmezlikleri içinde batıya doğru bu yolculukta nelerle karşılaşacağı konusu tamamen bir meçhuldü. Böylesi bir yolculuğun gerektirdiği cesaret, azim ve tutku muhakkak ki girişimciliğin başta gelen gerekleriydi. Her şey işte bu  hayalle başladı. Kolomb bu hayalini gerçekleştirecek cesaret, azim ve tutkuya sahip bir insan olarak harekete geçebilirdi. 

Projenin hedefi bu şekilde belirlendikten sonra sıra gerekli kaynakların temin edilip yol haritasının belirlenerek eyleme geçirilmesine geliyordu.Kristof Kolomb projesi için gerekli kaynakları temin edebilmek amacıyla planını 1484 yılında önce Portekiz Kralı II. Joao’ya sundu. Portekiz Kralı'na çok güveniyordu. Hatta evliliğinin de bu amaca yönelik olduğu rivayet edilir. Kolomb 1477 yılında, yani bu başvurudan 8 yıl önce, kıyıya yakın bir Portekiz adasının valisinin kızıyla evlenmişti. Rivayete göre bu evliliğin nedeni de vali üzerinden Kral II. Joao’nun kararını etkileyebilmekti. Fakat bu başvuru olumlu olarak sonuçlanmadı. Kolomb’un projesi Portekiz Kralı II. Joao tarafından reddedildi. 

Kolomb bu defa projeyi İspanya Kralı Fernando’ya sundu. II. Fernando veya Aragonlu Ferdinand olarak da adlandırılan Fernando o dönemde karısı Kraliçe Kastilyalı Isabella ile birlikte Emevilerin İspanya’daki 71 yılından beri süregelen 700 yıllık Müslüman egemenliğine son vermiş olan bölgenin en güçlü kralıydı. 

Proje İspanya Kralı Fernando tarafından da üzerinde fazlaca düşünülmeden hemen reddedildi. 

Kolomb’un projesinin gerek Portekiz ve gerekse İspanya kralı tarafından hemen reddedilmesi o dönemin genel kabulleri içinde olağan bir sonuçtu. Zira coğrafi keşifler döneminin yaşandığı o yıllarda, bu ülkelerden Hindistan’a ulaşmanın en uygun yolunun Afrika’yı dolaşmak olduğuna inanılıyordu. Herkes bu arayışın içindeydi. Nitekim bu arayış 1498 yılında Vasco de Gama’nın Ümit Burnu’nu keşfetmesiyle sonuçlandı. Kısaca, o dönemde Hindistan’a ulaşma konusunda Kolomb’un plaanına rakip ve daha güçlü planlar da vardı. Bu durum tabiatıyla Kolomb’un işini zorlaştırıryordu. Ama o yılmadı yoluna devam etti. 

Ardarda gelen bu iki ret kararı Kolomb’u yıldırmadı. Arayışlarına devam etmek üzere kuzeye doğru yola çıktı. Projesini Fransa ve İngiltere krallarına da sunarak destek arayışına devam etti. Proje buralarda da reddedildi. Zira keşif döneminin öncüsü olan Atlas Okyanusu kıyısındaki tüm ülkelerde Hindistan Yolu’nun ancak Afrika’yı dolaşarak mümkün olduğuna inanılıyordu (Hatta elde hiçbir belge olmamasına rağmen Kolomb’u projesini o yıllarda Osmanlı Padişahı olan II. Beyazıt’a da ilettiği ve projenin burada da kabul görmediği rivayet olunur. Bu konuda hiçbir belgenin mevcut olmaması da Kolomb’un Papa korkusuna bağlanır.) 

Tüm bu olumsuz gelişmelerden sonra Kristof Kolomb tekrar Fransa üzerinden Portekiz’e geri dönerken tesadüfen bir din adamı olan Juan Perez de Marchera ile tanışır. Fransisken tarikatından bir keşiş olan peder Marchera İspanya’da saygın, bilgili ve itibarlı bir din adamıdır. 

Kolomb’un projesi peder Juan Perez de Marchera’nın ilgisini çekti. Kolomb O’nu projenin olabilirliğine inandırdı. Peder Marchera bu proje için gereken kaynağa sahip değildi ama İspanya’da sevilip sayılan itibarlı bir din adamı olarak projenin gerçekleştirilmesine katkı sağlayabilirdi. 

Peder Marchera’nın ilk aklına gelen de İspanya Kraliçesi Isabella oldu. Kendisi kraliçenin vaftiz babasıydı ve onun kanalından Kral Fernando’ya ulaşarak, O’nu ikna etmek mümkün olabilirdi. 

Peder Marchera’nın bu girişimi başarılı oldu. Kristof Kolomb 20 Ocak 1486 günü İspanya Kralı tarafından Madri yakınlarındaki Alcala de Henares kentinde huzura kabul edildi. Kral gökbilimcilerden ve kozmoğraflardan oluşan bir kurula projeyi inceletti. 4 yılda neticelenen kurul kararı olumsuzdu. İspanya’daki Müslüman egemenliğine son veren ve Yahudileri göçe zorlayarak ülkesinin tamamen katolikleşmesini yeni gerçekleştirmiş olan kral da böylesi bir ortamda uçuk projelerle uğraşmak istemiyordu.

Sonuçta proje İspanya Kralı tarafından ikinci kez reddedildi. 

Bu kez 4 yıl süren bilimsel bir kurul incelemesi sonucundaki bu ret kararı da Kristof Kolomb’u yıldırmaz. Projesine destek bulmak ümidiyle tekrar kuzeye yönelir. Fransa’ya doğru yola çıkar.

Bu arada Kral Fernando fikrini değiştirmeye başlamıştır. İspanya’daki Müslüman egemenliğine son verip tüm Yahudileri ülke dışına süren Fernando Avrupa’nın en güçlü kralı olmuştur. Başarı şansı çok az bile olsa fazlaca bir kaynak gerektirmeyen Kolomb’un projesini rakibi Fransa Kralı'na kaptırmayı uygun bulmaz.

Sonuçta Kolomb İspanya’ya geri çağırılır. Projesini gerçekleştirmek üzere kendisine Nino ve Pinto adlı iki karavela ile Santa Maria gemisi, ayrıca bir kısmı hapishanelerden temin edilen 60 kişilik bir mürettebat tahsis edilir. Fakat bunların çok azı denizcidir. Çoğunun o zamana kadar denizcilikle ilgili bir tecrübesi olmamıştır. Burada da Peder de Marchera imdada yetişir. O’nun katkılarıyla birkaç usta denizci bulunarak ikna edilir ve onların da mürettebata dahil edilmesi sağlanır. Evet, böylece proje için gerekli kaynak sağlanmıştır. Sıra yol planının belirlenerek projenin gerçekleştirilmesine, eyleme geçmeye gelmiştir. 

Onun hikâyesine de gelecek haftaki yazımızda devam etmek istiyoruz.       

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir deneme 09 Kasım 2018
Geleceğin tarihini yazmak 01 Aralık 2017
Bayramlaşma köprüsü 23 Haziran 2017