Kristof Kolomb’dan girişimcilik dersleri

Tamer MÜFTÜOĞLU
Tamer MÜFTÜOĞLU KOBİ'LERDEN GİRİŞİMCİLİĞE

Şayet girişimcilikte başarı kriteri yaratılan katma değerse insanlık tarihinin en başarılı girişimcilerinden birinin de Kristof Kolomb olduğunu söyleyebiliriz. Zira Kolomb’un Amerika Kıtası’nı keşfi sadece bir keşif olayı değil, aynı zamanda alınması gerekli derslerle dolu bir girişimcilik hikayesidir.

Projenin maliyetini belirlemek ancak kaba saba tahminlerle mümkün. O dönemin İspanya para birimi olan maravedi ile 2 milyon maravedi seviyelerinde olduğu hesaplanıyor. Proje maliyeti bugünün değeri ile 1 milyon dolar olarak kabul ediliyor. Projenin gerçekleşen faydasına gelince! Sadece Amerika Kıtası’nın keşfini izleyen ilk 100 yıl boyunca proje için harcanan her maravediye karşılık, başta altın olmak üzere sadece değerli madenlerden elde edilen faydanın toplam olarak 1 milyon 700 bin maravediye ulaştığı tahmin ediliyor. Yani proje sadece ilk 100 yılında sadece kıymetli madenlerden 1’e 1.7 milyon kazandırmış. Dönem sadece ilk 100 yıl değil de Amerika’nın keşfinden günümüze kadar geçen 525 yıl hesaba alınarak ve değerli madenler dışındaki diğer artılar da dikkate alınırsa projenin kazancını bunun herhalde milyon katıyla tahmin etmek gerekecek. Kazanç trilyon katına ulaşacak! Zira domatesinden patatese, biberden mısıra, tütünden muza kadar daha birçok ürünü bu yeni kıtanın keşfiyle tanıdı eski dünyamız! (Yukarıdaki hesaplar aşağıdaki eserde yer almaktadır: PaolaEmilioTavian:

ChristoforeColombo’nunMaceraları, Çev: Tülin Altınova, kitap Yayınevi, İstanbul 2003, sh. 96).
Kolomb 1451 Cenova doğumlu. Ölüm yılı 1506, Portekiz. O dönemin en zengin yörelerinden olan Cenova’da doğmuş ama kaşiflik macerasını ( buna girişimcilik macerası da diyebiliriz) o dönemde denizcilerin çok iyi bilip tanıdığı Akdeniz’in zengin ve korunaklı Cenova’sında değil, bilinmezliklerle dolu Atlas Okyanusu’na açılan kıtanın en batısındaki Portekiz ve İspanya’da aramaya karar vermiş.

Kanaatimizce Kolomb’un girişimcilik hikayesinden alınacak birinci ders de bu: girişimcilik zenginliğini korumaya çalışan ve bilinmezliğin riskine katlanmak istemeyen Cenova gibi yerlerde değil, zenginleşme tutkusuyla yanıp tutuşan belirsizliklere yelken açmaya cesaret eden bilinmezliklerle dolu Okyanus kıyılarındaki ülkelerde yeşerip canlanmakta, uygun ortamını buralarda bulmaktadır. Nitekim keşifler çağının önde gelen ülkeleri de hep Portekiz, İspanya, Fransa, Hollanda, İngiltere gibi Okyanus kıyılarındaki ülkeler olmuştur. Kısaca, girişimcilikte ortam çok önemlidir. Kolomb çok meraklı bir denizciydi. Eşinin memleketi olan Portekiz kıyısındaki adada okyanusu dikkatle inceledi. Takımyıldızlarını araştırdı. Esasen Cenova’dan beri süregelen denizcilik yaşamında gökbilim ve kozmoğrafya çalıştı. Aristoteles, İbn-i Rüşd, Seneca derken en önemli öğretmeni olan Tosconelli’yi buldu. Marco Polo’nun deniz seyahatlerine ilişkin tecrübelerini okuyup değerlendirdi. Bu bilgiler O’nu dünyanın düz değil yuvarlak olduğuna ikna etti. Böylesi bir düşünceye sahip olmanın çok tehlikeli olduğu o dönemin Avrupa ‘sının ortaçağ karanlığında bu aydınlanma Kolomb’un düşün ve hayal dünyasında çok önemli değişimler yarattı.

Kolomb kazandığı bu bilgilerin ışığında Portekiz’in batısında okyanusun ta ötelerinde bir anakara hayal etti. Dünya yuvarlak olduğuna göre bu anakara Asya olmalıydı. O halde Portekiz’den batıya doğru Okyanus’un sonsuzluğuna açılıp Asya’nın doğusuna ulaşabilirdi. Orada o dönemin ipekleri, baharatları ve daha nice zenginlikleriyle bolluğun simgesi olan Hindistan vardı.

Kolomb’un girişimcilik hikayesinden alınması gereken ikinci ders de bu bilgilenme konusu olmalıdır diye düşünüyoruz: Girişimci proje konusu ile ilgili olarak olabildiğince bilgilenmelidir. Kolomb dünyanın yuvarlak olduğu görüşüne rastgele veya gördüğü bir rüya sonucunda değil, o dönemde ulaşabildiği gökbilim ve kozmoğrafya bilgileriyle ulaşmıştır. Bu inançla sadece doğuya giderek değil batıya giderek de Hindistan’a ulaşılabileceği sonucuna varmıştır.

Alınması gereken üçüncü ders ise bir girişime başlarken üstlenilmesi gereken risk ve bunun gerektirdiği cesaret, özgüven, tutku ve azim gibi niteliklerle ilgili olmalıdır. Zira ne kadar bilgilenilirse bilgilenilsin gelecek az veya çok ama muhakkak belirsizliklerle doludur. Bu gerçekten kaçmak mümkün değildir. Dolayısıyla girişimci projesine ilişkin olarak olabildiğince bilgilenmeli ama projenin gerektirdiği riski de girişimcinin alınyazısı olarak kabullenmelidir. Kolomb projesinin hedefini belirledikten sonra kaynak arayışına girişmiştir. Önce projesini 1484 yılında çok güvendiği Portekiz Kralı II. Joao’ya sundu. Hatta evliliğinin de bu amaca yönelik olduğu rivayet olunur. Kolomb 1477 yılında, yani bu başvurusundan 8 yıl önce, kıyıya yakın bir Portekiz adasının valisinin kızıyla evlenmişti. Rivayete göre bu evliliğin nedeni de vali üzerinden Kral’ın kararını etkileyebilmekti. Yani evliliğini bile proje amacı doğrultusunda gerçekleştirmişti! Fakat bu başvuru olumlu sonuçlanmadı. Proje Portekiz Kralı tarafından reddedildi.

Kolomb yine yılmadı. Projesini İspanya Kralı Fernando’ya sundu. Aragonlu Ferdinand olarak da adlandırılan Fernando o dönemde karısı Kraliçe Isabella ile birlikte Emevilerin İspanya’daki 700 yıllık Müslüman egemenliğine son veren ve Yahudileri de İspanya’dan uzaklaştıran hükümdar olarak Katolik dünyasının en güçlü kralıydı.

Proje Kral Fernando tarafından da üzerinde fazlaca düşünülmeden reddedildi. Zira o dönemde Hindistan’a denizden ulaşmanın tek yolunun Afrika’yı dolaşmak olduğuna inanılıyordu. Okyanus kıyısındaki tüm ülkeler bu arayış içindeydi. Dolayısıyla Kolomb’un projesi ilgi uyandırmadı. (Nitekim Kolomb’un Amerika’yı keşfinden 6 yıl sonra, 1498 yılında Vasco de Gama Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’a ulaşmayı başardı. )

Kolomb yılmadı. Azimle arayışlarını Okyanus kıyısındaki diğer ülkelerde sürdürdü. Hatta bu arada dönemin güçlü Osmanlı İmparatorluğu’nun padişahı olan II. Beyazıt’a da projesini sunduğu, burada da kabul görmediği rivayet olunur.

Böylesi bir ortamda umutsuzca projesine kaynak arayışını sürdüren Kolomb’un imdadına tesadüfen karşılaştığı Juan Perez de Marchera yetişir. Fransisken tarikatından bir keşiş olan Marchera İspanya’da saygın, bilgili ve itibarlı bir din adamıdır. Kolomb’un projesi peder Marchera’nın ilgisini çekti. Kolomb O’nu projesinin olabilirliğine inandırdı. Marchera’nın bu yaklaşımının, O’nun da Kolomb gibi dünyanın yuvarlak olduğuna inanmasından kaynaklandığını kabul edebiliriz.

Keşiş Marchera’nın Kolomb’a tahsis edebileceği kaynağı yoktu ama Kraliçe Isabella’nın vaftiz babasıydı. Kraliçe’nin kanalıyla Kral Fernando’yu ikna etme işini Kolomb’un tesadüfen tanıştığı ve projeye ikna olan Peder Marchera sağladı. Sonuçta projenin incelenmesi 4 yıl sürse ve değerlendirme kurulu tarafından uygun görülmese de, Kral Fernando’nun onayı ile kabul edildi. Böylece kaynak sağlanması işi de halledilmiş oldu.

Kolomb’un girişimcilik hikayesinden alınabilecek dördüncü dersi de, kaynak arayışı sürecini azimle ve inatla sürdürmesi olarak kabul edebiliriz. Girişimci amacına ulaşmak için çabalarını azim ve inançla sürdürmelidir. İnancını ve umudunu asla kaybetmemelidir. Bu süreçte karşısına çıkan imkanları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmalıdır. Kolomb’un Peder Marchera ile karşılaşması muhakkak ki çok büyük bir şans olmuştur. Girişimci böylesi imkanları değerlendirebilmeli, şansına güvenini de kaybetmemelidir.

Ondan sonrasını biliyoruz. 1492 yılı Eylül ayında Nino ve Pinto adlı iki karavela ve Santa Maria gemisinden oluşan 90 kişilik bir mürettebatla başlayan birinci seferi, bir yıl sonra onlarca gemi ve yüzlerce mürettebattan oluşan ikinci sefer izler. Her iki seferin de dönüşü muhteşem olur. Yeni kıtanın zenginlikleri İspanya’ya taşınır. Üçüncü sefer 5 yıl sonra 1498’de gerçekleşir. Kolomb da çok güçlenmiştir. Kolomb gücünü kötüye kullanır. Yerli halka kötü muamele eder, onları köleleştirmeye çalışır ve çoğunu öldürür. Kral tarafından yetkileri geri alınarak İspanya’da hapse atılır ve zincire vurulur. 2 yıl sonra affedilir. Bundan sonraki yaşamı hastalıklarla geçer. 20 Mayıs 1506 tarihinde hayal kırıklıkları içinde ölür.

Affedildikten sonra zincirlerini hep yanında taşıdığı rivayet olunur. Böylece yaşamından başkalarının ders almasını sağlamaya çalışmıştır.

Hangi ders mi? Ne kadar güçlenirsen güçlen, ne kadar başarılı olursan ol gücünü kötüye kullanmamalısın. Girişimcilikte etik değerler hiç unutulmamalıdır. Bu bağlamda Montesquieu’ya atfedilen aşağıdaki özdeyiş girişimcinin rehberi olmalıdır: “Şövalyelik kahramanlığa, krallık şerefe, kapitalizm (serbest piyasa ekonomisi) ahlaka dayanır.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir deneme 09 Kasım 2018
Geleceğin tarihini yazmak 01 Aralık 2017
Bayramlaşma köprüsü 23 Haziran 2017