15 °C
Atılım MURAT
Atılım MURAT AYKIRI FİNANS amurat@etu.edu.tr

Merkez yapması gerekeni yaptı

Finansal piyasalar açısından son günler zor geçti. Birkaç hafta önce, ‘‘TCMB faizi 100 baz puana kadar indirebilir’’ tartışması yapılırken, dünkü PPK toplantısı öncesinde ‘‘Merkez’in faizi indirmesi riskli olabilir’’ diyenler vardı. Bu görüşün oluşmasını, USD/TL paritesinin mayıs başından beri yüzde 8 yükselmesi de destekledi. Dolardaki bu yükseliş, hem iç faktörlerden hem de dış faktörlerden kaynaklanıyor. İçerideki en önemli etmen yeni kabineydi. Bu belirsizlik dün ortadan kalktı. Başbakan yardımcılarının ekonomi kökenli olmaları, önceden Bakanlık yapmış insanların geri gelmesi pozitif olabilir. Çünkü yılbaşından beri, ‘‘Siyasi konular öne çıktı. Ekonomi arka planda kalıyor. Türkiye ekonomisi açısından 2016 kayıp bir yıl’’ mevzuları dillendiriliyordu. Kabineye bakınca, ‘‘Bundan sonra ekonomiye daha fazla önem verilebilir’’ düşüncesine kapılıyorum. 

Yabancı yatırımcıların bir nevi emniyet supabı olarak gördükleri Mehmet Şimşek yerini korudu. Esasen Mehmet Şimşek tartışmasının ucu Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve faiz politikası konularına dokunuyor. Şimşek ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevini yedi aydır sürdürüyor. TCMB’nin bağımsızlığı ve faiz politikası konusu bu dönemde hiç konuşulmadı mı? Aksine, tartışmalar bu dönemde daha da alevlendi. Yani kişilerden bağımsız olarak, bu konular bizde her zaman gündemde olur. Merkez’in üzerindeki baskı da azalmaz. Merkez dün faiz konusunda yapması gerekeni yaptı. Merkez Bankası Başkanı göreve geldiğinden beri her fırsatta, ‘‘İletişim politikasını güçlendireceğiz’’ vurgusunu yapıyor. Burada sadece piyasaları kastetmiyor. Bu konu, siyasetçilerle ve reel sektörle olan ilişkileri de kapsıyor. Merkez faizi dün indirmeseydi, bunun gerekçesini anlatmak zor olurdu. Çünkü Fed’in faizi haziranda artırma olasılığı arttı. Haziran toplantısında bir artış olmasa bile, Başkan Yellen güçlü sinyaller verebilir. Bu nedenle, haziran-temmuz döneminde Merkez’in eli kolu bağlanabilir. 

Dışarıda risk alma iştahı güçlü kalırsa, iç dinamiklerin yaratacağı günlük tepkiler haricinde fiyatlar dengesini bulur. Türk finansal varlıkları için karamsar senaryolar yazmaya gerek yok. Dolar son günlerde sadece Türk Lirası karşısında güçlenmedi. Geçen hafta yayımlanan Fed tutanaklarından sonra faiz artırımları daha fazla konuşulduğu için dolar yükseldi. Fed’in haziran toplantısında faiz artışı hususunda yoğun tartışmaların yaşanacak olması, İngiltere’deki AB referandumu, Çin Yuanı’nın değerinin düşmeye devam etmesi gibi farklı risk etkenleri var. Yuandaki hareketlere bir parantez açalım. Yılbaşında, Çin’in yuanda yüzde 10-15 civarında bir devalüasyon yapacağı konuşuluyordu. Gözden kaçıyor olabilir, ama son 15 günde yuan yüzde 2 devalüe edildi. Global ölçekte risk alma iştahının biraz düşmesinin nedenlerinden birisi budur. 

Şubat-Nisan döneminde global piyasalarda bahar havası yaşanırken, ‘‘Bu dönem; küçük miktarlı ve kısa vadeli pozisyonların dönemidir’’ vurgusunu yapıyordum. Bu strateji, ‘‘Pozisyonlara duygusal olarak bağlanmadan, fırsatları değerlendirmek’’ olarak değerlendirilebilir. Görüşlerimi muhafaza ediyorum. Pozisyon açılmadan önce; majör borsa endeksleri, emtia paraları, bakır gibi kritik emtialar küresel risk barometreleri olarak kullanılabilir.

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.