22 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Para politikası açmaza düşecek

Son verilere göre dünya ekonomisinde toparlanma işaretleri ortaya çıkmaya başladı. Malum 2008 krizinden bu yana ulusal ekonomiler büyüyememe sıkıntısı çekiyor. Epeyce bir süre potansiyel büyüme oranlarının altında bir büyüme trendi sergilediler. Son gelen veriler gelişmişlerden başlayarak büyümenin hızlanmaya başladığı izlenimini veriyor. Hızlanma dediğimde öyle eski büyüme performanslarını falan kastetmiyorum. Henüz bu tür bir gelişme ufukta yok. Buna rağmen büyüme hızlarında yavaş yavaş negatiften uzaklaşıldığı görülüyor. Bu gelişmede ABD açık ara önde gidiyor. En ilginci sanki büyümeyi hepten unutmuş gibi görünen Avrupa’da bile hafiften kıpırdanma işaretleri var. 2017 yılının ilk verileri sanayi sektörlerindeki toparlanma, uluslararası ticaretteki iyileşme ve gelişmiş ülkelerde PMI endekslerindeki artış eğiliminin küresel büyümeye hız kazandırdığı izlenimini veriyor.

Bunlar tabii iyi haberler. Ama bu noktaya gelişte merkez bankalarının da payı var. Başta FED olmak üzere merkez bankalarının ulusal ekonomileri yüzdürmek için gösterdikleri genişlemeci çaba şimdilerdeki kıpırdanmanın yapı taşı görevini gördüler. Avrupa bile başlangıçta “Almancı eğilimler” nedeniyle direndiği parasal gevşemeye Draghi ile birlikte son verdi, şimdi büyümeye ilk ivme niteliğindeki meyvelerini yemeye başlayacak gibi görünüyor. Ama bu işin motoru işlevini yüklenmiş olan ABD’de büyümeyi parasal genişleme ile kışkırtma işinin sonuna gelindiği anlaşılıyor. Gevşemenin öncüsü olan FED şimdi de parasal sıkılaştırmanın başını çekmek durumunda. Ekonominin bir istikrarsızlık (enflasyon) çukuruna düşüp büyüme ivmesini yitirmemesi için önceki dönemde bol bulamaç pompalanan paranın şimdi artık geri çekilmesi gerekiyor. Fazla paranın geri çekilmesi taksitlerle falan yapılacak ama yine de büyüme üzerindeki olumlu etki zayıfl ayacak.

Bu süreçten görece daha olumsuz olarak etkilenecek ülkeler de var. Bunların başında parasal genişleme döneminde bundan (sıcak paradan) fazlasıyla yararlanan, benim tabirimle adeta madde bağımlısına dönüşmüş olan ülkeler geliyor. Biz bu grubun ön sıralarında yer alıyoruz. Yani öngörülen parasal daralmadan olumsuz etkileneceğiz. Üstelik bizim bu etkiyi daha da büyütecek ekstra sorunlarımız da var. Biz de büyüyememe sıkıntısı çekiyoruz. Büyümeyi biraz kışkırtmak için biz de daha gevşek bir para politikası uygulayabiliriz. Ama bizim artık kronikleşmiş bir yüksek enflasyon sorunumuz var. Büyümeyi parasal genişleme ile uyardığımızda enflasyon duvarına çarpıyoruz. Geri çekilmek zorunda kalıyoruz.

Büyümemizin hızlanması için sıcak paranın küresel ölçekte artması, bize de daha fazla kaynak akması gerekiyor. Bu süreçte başlangıçta rahatlamış gibi olsak da sonuçta sıcak para girişinin kendi özellikleri nedeniyle yine geri çekilmek zorunda kalıyoruz. Sıcak para girişi ulusal parayı genişletici etkisiyle yine enflasyon sorununu getirip dayatıyor. Dikkat ederseniz burada bir kısır döngü var. Para girişi nedeniyle ulusal para değer kazanırken döviz kuru geriliyor, ödeme açığı büyüyor. Bunun sonuçları taşınamaz hale gelince oyun tersine dönüyor, ulusal para değer kaybediyor, döviz kuru yükseliyor, ekonomi durgunlaşıyor. Kur yükselmesi ithal fiyatlarını yukarı doğru baskılıyor, yükselen ithal fiyatları içeriye yansıyor (pass through) ve enflasyonu besliyor. Sonuçta enflasyon hızlanırken ekonomi yavaşlıyor. Döngü burada. Enflasyonu yavaşlatmak için parasal daralma yapmak, faizi yükseltmek lazım. Durgunlaşan ekonomiyi yeniden hareket ettirmek için ise bunların tersinin yapılması gerekiyor.

Bu para politikasının açmaza düştüğü noktadır. Biz epeydir bu noktanın çevresinde dolaşıp, duruyoruz. Şimdi işin en zor kısmına geldik. 2017 yılının ilk iki ayındaki enflasyon gerçekleşmeleri bizim parayı daha da sıkılaştırmamız gerektiğini gösteriyor. Ama paranın sıkılaştırılması sonucu yükselecek olan faiz de yüzde üç civarına inmiş olan büyümeyi daha da dibe çekecek. Açmaz budur.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap