Parasal genişlemenin kur etkisi sınırlıdır

Atılım MURAT
Atılım MURAT AYKIRI FİNANS amurat@etu.edu.tr

Avrupa Merkez Bankası’nın kurumsal yapısı(AMB), İngiltere Merkez Bankası’na ve Fed’e benzemiyor. AMB’nin bir tahvil alım programı açıklaması için, teknik ve siyasi engeller var. Öncelikle bunların bertaraf edilmesi gerekiyor. Draghi, bir parasal genişleme programının seçenekler arasında olduğunu söylerken, üyeler arasında bir uzlaşmanın sağlanması gerektiğini de belirtiyor. 

Piyasalar, euro bölgesindeki deflasyon tehlikesine vurgu yapıyor. AMB’yi, bir parasal genişleme programı açıklaması için sıkıştırıyor. Euro bölgesindeki sorunlu ülkeler dört yıldır kemer sıkma politikaları uyguluyorlar. Bu tasarruf politikaları, en başta içsel devalüasyonla ilgilidir. Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi ülkelerin verimlilik düzeyleri uzun yıllardır düşük seyrediyor. Bu ülkelerin, euronun değerini düşürmek gibi bir şansları yok. Rekabet gücünü, içsel devalüasyonla kazanabilirler. İçsel devalüasyon, düşük ücret ya da yüksek işsizlikle olur. Bu ülkelerin iş gücü maliyetlerinde bir ayarlama olmadan, Almanya’nın verimlilik düzeyine yaklaşmaları zordur. İçsel devalüasyon esasen deflasyonist bir politikadır. Çevre ülkeler dört yıldır bunun için çile çekiyorlar. Ayrıca, bu politikanın yan faydaları da vardır. Enflasyon düşüş eğiliminde olduğu için, sorunlu ülkelerin faizleri Alman faizlerine yaklaşıyor. Faizlerin düşmesi, büyük sermaye açığı olan Avrupa bankacılık sektörü için pozitif bir ortam yaratıyor. Sektörün bilanço yapısı düzeliyor.

Finansal piyasalar, deflasyon ve parasal genişleme programı tartışmasının bu boyutu ile pek ilgilenmiyorlar. Fed’in tahvil alım programının yerine koyacak bir program istiyorlar. Bir trilyon euroluk parasal genişleme haberi, piyasaların iştahını kabartıyor. Program açıklanırsa, gelişen piyasalara sermaye girişleri artar. Bu programlar piyasalar üzerinde olumlu etki yaratıyor. Fed ilk programı tam beş yıl önce açıkladı. Amerikan endekslerindeki yükseliş trendi hala devam ediyor. 

Tahvil alım programlarının, orta-uzun dönemde kur etkisi sınırlıdır. Psikolojik faktörler daha baskındır.
Bir trilyon euroluk parasal genişleme programının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri tartışılıyor. Büyük bir tahvil alım programının, euronun değerini hızla düşüreceği düşünülüyor. İhracatımızın yaklaşık yarısı AB’ye gidiyor. Eurodaki sert bir düşüşün ihracatçının gelirini ciddi biçimde düşüreceği konuşuluyor. Fed, Mart 2009’da ilk tahvil alım programını açıkladığında EUR/USD paritesi 1.30 civarındaydı. Açıklamadan hemen sonra dolar serbest düşüşe geçti. Sonraki dönemlerde parite dengelendi. Bugün 1.37-1.38 bandında hareket eden EUR/USD’ın beş yıllık ortalaması 1.35. Kurun beş yıllık ortalaması ile bugünkü seviyesi arasında yüzde 2 gibi, önemsiz sayılabilecek bir fark var. Kısacası; tahvil alım programlarının, orta-uzun dönemde para birimi üzerinde kalıcı bir etkisi olmuyor. Bu açıdan, ihracatçılarımızın ‘‘Program açıklanır. Euro kalıcı olarak düşer. Gelirlerimiz yerle bir olur’’ gibi bir düşünceye kapılmaları gereksizdir. 

AMB’nin muhtemel programını Türkiye açısından değerlendirirken, psikolojik etkilere vurgu yapılabilir. Yine Fed’den feyzalırsak, programlar sonucunda ABD’de enflasyonun yükselmediği görülüyor. Hatta, dezenflasyon baskısı gözleniyor. Amerikan ekonomisi ortalama yüzde 2 büyüyor. Dünyanın en önemli borsa endeksi olan S&P 500 rekorlar kırıyor. Özetle; tahvil alım programlarının psikolojik etkileri, ekonomik etkilerinin önüne geçiyor. Parasal genişleme programının, Türkiye piyasaları üzerindeki olumlu etkisi görülür. En önemli ihracat pazarımız olan AB moral bulur. Bölgedeki ekonomik toparlanma dengelenir. Önümüzdeki süreçte içeride yeni sorunlar yaşamazsak, AMB’nin olası programı Türkiye’ye ilaç gibi gelir. 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kritik bölgelerdeyiz 25 Kasım 2020