17 °C
Atılım MURAT
Atılım MURAT AYKIRI FİNANS amurat@etu.edu.tr

Piyasaların Fed’e ihtiyacı var

Çin piyasaları kapalı olmasına rağmen global piyasalar için zor bir hafta oluyor. Japon Yeni, altın, Amerikan tahvilleri gibi güvenli limanlara ilgi artıyor. Özellikle bankacılık hisselerinde yaşanan yoğun satışlar, ‘‘Kriz sonrasında sorunlar halının altına süpürüldü’’ tartışmasını alevlendiriyor. 

Büyük Merkez Bankaları 2009’dan beri bankacılık sektörüne destek veriyor. Desteğe rağmen hisselerde bu kadar hasar oluşması ilginç bir durumdur. Baştan belirteyim. Euro bölgesi bankacılık hisselerindeki kayıpların nedeninin Avrupa Merkez Bankası’nın negatif faiz uygulaması olduğunu düşünmüyorum. Negatif faiz, özel sektör üzerinde bir çeşit vergidir. Bankacılık sektörünün faiz gelirleri düşer. Bu da toplam geliri azaltır. Faiz gelirleri düşen bankalar müşterilerinin işlem ücretlerini artırır. Müşteriler üzerinde de vergi etkisi oluşur. Gelir vergisi gibi düşünülebilecek olan negatif faizin, orta-uzun dönemde ekonomide defl asyonist etkisi de görülebilir. Negatif faiz uygulamasının toplam kredi talebini artırmayacağını da ekleyelim. Çünkü kredi daha çok talep tarafıyla alakalıdır. Kredi kriterlerini sağlayan bir müşteri varsa, banka zaten kredi verir. Kısacası finansal sektörde yaşanan satışları, sadece negatif faize bağlamak yanlıştır. Daha iyi bir gerekçe, bazı Avrupa bankalarının, en riskli tahvillerinin faiz ödemelerini yapamayacağına dair endişelerin artması olabilir. Bundan çekinen yatırımcılar, riskten korunmak için sigorta niteliğinde olan kredi temerrüt takası sözleşmelerini (CDS) alıyorlar. Aslında bu kendi kendini besleyen bir süreçtir. Bankacılık hisseleri endişeler nedeniyle düşüyor. Ardından yatırımcı sigorta sözleşmelerine saldırıyor. Bu durum hisselerdeki düşüş hızını artırıyor. Şu aşamada sistemik bir risk olup olmadığını tahmin etmek zordur. Genelde piyasa oyuncuları önce panik olur. Bunun fiyatlaması yapılır. Sonra sorular sormaya başlanır. Tabii Türkiye’de olduğu gibi, Avrupa’da ve ABD’de bankaların endeksler içindeki ağırlığı fazladır. Finansal sektördeki satışlar, doğal olarak diğer sektörlere de yansıyor. 

Güvenli liman olarak görülen Japon Yeni, altın, Amerikan tahvilleri yükseliyor. Japonya Merkez Bankası (JMB) için USD/JPY paritesinde 115 seviyesinin kritik olduğu konuşuluyordu. USD/JPY bu hafta 114 bölgesini test etti. JMB iki hafta önce ‘‘negatif faiz’’ açıklaması yapmıştı. Kurum, Japon Yeni’nin değerlenmesini istemiyor. JMB önümüzdeki dönemde daha agresif önlemler açıklayabilir. Altın yılbaşından beri iyi bir performans gösteriyor. Bu hafta 1200 doların da üzerine çıktı. Madencilik hisselerinin toparlanması, serbest fonların (hedge fonların) yavaş da olsa yeni alım pozisyonları açmaları pozitiftir. Fakat birkaç haftadır yazılarımda vurguladığım, başta Avrupalı olmak üzere Batılı yatırımcıların fiziksel altın alımlarındaki artış daha önemlidir. Altın fiyatının 2009’dan beri dönemsel her hareketinde fiziki talebin etkisi oldu. Bir yandan Avrupalı yatırımcının altın talebinin yükselmesi, diğer taraftan euro bölgesi bankacılık endeksinin yılbaşından beri yaklaşık yüzde 30 düşmesi. Altının yeniden gözde bir yatırım aracı olup olmayacağı tartışılır. Ancak daha mühim olan, ‘‘kritik gösterge’’ unvanını tekrar kazanmasıdır. 

Bugün ve yarın ABD Temsilciler Meclisi ve Senato komitelerine altı aylık konuşmasını yapacak olan Yellen, piyasaların kurtarıcısı rolünü üstlenebilir. Başkan bir sonraki faiz artırımının zamanının belirsiz olduğunu belirtebilir. Ek olarak, aralık toplantısından sonra oluşan havanın aksine, para politikasında daha kademeli bir normalleşmenin gerekebileceğini söyleyebilir. Yellen, Eylül 2015 toplantısından sonra yaptığı açıklamalarda Fed’in küresel piyasalara karşı sorumlu olduğunu göstermişti. Benzer ifadelere bugün de ihtiyaç olabilir.