Sessiz katil

Yaprak ÖZER
Yaprak ÖZER HAYATIN İÇERİĞİ

Türkiye’de en az 80 ilin havası yaşamaya elverişli değil. Havadaki partikül maddelerin en küçüğü olan PM2.5 saç telinin 30’da biri kadar, PM10 biraz daha büyük. Daha büyükleri burnunuza takılıyor, hapşırıp atabiliyoruz. Küçükler solunduğu zaman akciğerlerde alveollerden kana karışıyor. Anne karnında plasentada bile PM2.5 tespit edilmiş.

Isınma, trafik, elektrik üretimi, sanayi, madencilik, inşaat, endüstriyel tarım ve orman yangınlarının neden olduğu hava kirliliği bizi yok ediyor. Dünyada her yıl toplam 8 milyon insan hava kirliliği nedeniyle ölüyor.

Hava kirliliğinin siyasi partisi, futbol takımı, inancı yok. Bir tarafı tutmaya gerek yok, kendi tarafınızda olun yeter. Yalnızca birey ve insan olmaya gerek var. Temiz Hava Hakkı Platformu 16 sivil toplum örgütünün bir araya geldiği oluşum. Adına Kara Rapor dedikleri faaliyet raporlarına göz atın. Temiz hava soluyabiliriz, solumalıyız. Bu hakla doğuyoruz. Karlı işler, daha büyük pırlanta, daha çok ve büyük ev, daha lüks arabalar torunlarımıza kalmayacak. Hayattaki tek karımız sağlığımız. Hayatımızı sürdürebilmek yalnızca küçük bir zümrenin değil yeryüzüne gelen her bireyin hakkı.

Altı saniye nefes alamadığınızda yaşama veda ediyorsunuz. Kötü hava solumak zorunda kaldığınız ortamlarda yaşama tabir yerindeyse sürünerek veda ediyorsunuz. Hava kirliliğine “sessiz katil” adını vermişler. Az bile söylemişler. Türkiye kükürt dioksit cenneti. Ülkenin çoğu bölgesi yaşama elverişli değil. Çocuklar astım, zeka geriliğiyle boğuşuyor. Hep birlikte kansere dolu dizgin koşuyoruz.

Enteresan, ciddi, kritik ama umursanmayan… Ölümcül olmasına karşın sıradanlaştırıp ihmal ettiğimiz, kendimizden vazgeçtim çocuklarımızın hakkını da korumadığımız bir konuyu dikkatinize getirmek istiyorum ve soruyorum: temiz hava hakkına sahip olduğunuzu, bunun anayasal bir hak olduğunu biliyor musunuz? Buket Atlı, Temiz Hava Hakkı platformu, koordinatörü. Bakın neler anlatacak:

YAPRAK ÖZER: Bir hakkımız var, değil mi?

BUKET ATLI: Var. Zaten nefes almak zorundayız. Bu en temel haklarımızdan bir tanesi. Susuzluğa, açlığa dayanıyoruz ama nefes alamadığımız zaman 6 saniye içerisinde yaşayamıyoruz.

YAPRAK ÖZER: Havasızlık 6 saniyede öldürüyor. Temiz hava soluyamayanlara ne oluyor?

BUKET ATLI: Dünya Sağlık Örgütü’nün de kabul ettiği bir gerçek olarak temiz hava soluyamıyorsanız kanser riski ile karşı karşıyasınız. En büyük risklerden bir tanesi bu. Çevre kaynaklı kirliliklerin başında hava kirliliği geliyor. Mesane kanseri, akciğer kanseri ve benzeri bir sürü kansere sebep olabiliyor.

YAPRAK ÖZER: Kirli havadan kastınız nedir? Fabrika bacasından çıkan kükürt ya da trafikte ki egzoz mu, ne anlamam lazım?

BUKET ATLI: Hava kirliliğini takip ettiğimiz belli kriterleri var. En kolay anlayabileceğimiz kriter, bir şey yandıysa özellikle bu fosil yakıtsa, benzin, kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtlar yandığı zaman mutlaka küçük bir parçacık bir madde çıkıyor. Ne kadar filtre takarsanız takın çıkıyor, engelleyebileceğiniz bir şey değil. Bunun boyutları var. Bu partikül maddelerin en küçüğüne PM2.5 diyoruz ve saç telinin 30’da biri kadar küçük olan parçacık madde. PM10 dediğimiz biraz daha büyüğü, ondan yine daha büyükleri burnunuza takılıyor, hapşırıyorsunuz ve atabilirsiniz ama en kritik olan olanlar PM2.5 ve PM10. PM2.5 solunduğu zaman akciğerlerinize girerek alveollerden kana karışıyor. Tehlikeli olmasının sebebi bu. Geçtiğimiz yıl Queen Mary Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları anne karnında plasentada bile PM2.5’in görüldüğü tespit edildi. Daha doğmamışken aslında siz kirli havaya maruz kalıyorsunuz.

YAPRAK ÖZER: PM2.5’e kimler, nerede maruz kalıyor?

BUKET ATLI: Hava kirliliğine sessiz katil diyoruz. Çok çok kirli olduğunda görüp, koklayabilirsiniz ama çoğu zaman buna hepimiz maruz kalıyoruz. Çevre Şehircilik Bakanlığının illerin bazı yerlerinde ölçüm istasyonları var. Maalesef PM2.5’i pek ölçmüyorlar ama PM10’u ölçüyorlar. Aslında sağlık etkisi daha fazla olan PM2.5. Dolayısıyla sorunuzun cevabının bir kısmını tam olarak bilmiyoruz. Maalesef PM2.5’in hem ölçümü az hem de ölçülse bile yasal limitlerini kabul ettiğimiz bir yönetmeliğimiz yok. Ama PM10 için cevap vereyim. Havaizleme.gov.tr den aslında Türkiye’nin değişik yerlerindeki bu istasyonların anlık ölçüm değerlerini izleyebilirsiniz. Çok yüksekse daha kırmızı, biraz daha iyi ise sarı gibi renk tonları var.

YAPRAK ÖZER: İllerimizden söz edebilir misiniz? Hangileri kritik seviyede?

BUKET ATLI: Biz temiz hava hakkı platformu olarak her yıl bir önceki yılın bu verilerini indiriyoruz ve bunları sınıflandırıyoruz. Bazı illerde yetersiz veri olduğu için o iller ile ilgili hava kirliliğine dair hiçbir şey söyleyemiyorsunuz. 2018 yılında 8 ilimizde havanın ne durumda olduğunu bilemedik. 80 ilin 8’i ile ilgili size bir şey söyleyemem. Örneğin Eskişehir’de zaten bir tane istasyon varmış, o da çalışmadığı için oradaki havanın durumunu bilemiyoruz. Ama diğer illerle ilgili 2018 tablosuna baktığınızda sadece bir ilimiz WHO’nun önerdiği limitlerin daha altında yani göreceli olarak temiz bir hava solunuyor diyebiliriz.

YAPRAK ÖZER: Burası neresi? Çok merak ettim.

BUKET ATLI: Ardahan. Ama bu her yıl değişiyor. 2017’de başka, 2015’te başka idi.

YAPRAK ÖZER: Halk tesadüflerle mi temiz hava soluyor yoksa gerçekten orada ciddi bir uğraş verildiği ve herhangi bir iyileşme olduğu için mi?

BUKET ATLI: Çok büyük bir uğraş verildiğini zannetmiyorum. Genelde tesadüf eseri ve biraz da coğrafi konumlarla alakalı. WHO limitine bazen Çankırı yakın çıkıyor, bazen Ardahan çıkıyor. Ama burada asıl önemli olan 81 ilden bir tanesi böyle çıkabiliyor. 80 ilimizde WHO limitleri ki, bunlar da tartışılmaya başlandı. Havanın ne kadar kirli olursa olsun güvenli bir limiti yok. Soluduğumuz anda direkt kana karışan bir şeyden bahsediyoruz. Mümkünse tamamıyla temiz olması lazım ve uyulsun diye belli bir limit koyulmuş. Maalesef Türkiye’de ve Avrupa Birliği’ndeki limitler WHO’dan daha yüksek. Birde böyle bir gerçek var. Bizim 81 ilimizin 80’ninde şu anda hava WHO standardında kirli. Yasal limitlere göre bakarsanız PM10’da, yüzde 56’sı kirli. Türkiye olarak büyük bir hava kirliliği tablosunun içerisindeyiz. Hindistan Greenpeace Ofisi uluslararası bir rapor açıkladı. Orada da kükürt dioksit gazına bakılıyor. Kükürt dioksitte çoğunlukla sanayi kaynaklı ve fosil yakıtların sanayide yakılmasından, kömürlü termik santrallerden kaynaklıdır. Türkiye maalesef bir kirletici. Türkiye ilk 10 emisyon listesine girdi.

YAPRAK ÖZER: Bravo bize.

BUKET ATLI: Böyle haber olarak söylemek çok üzücü.

YAPRAK ÖZER: Her konuda okuryazarlığımızı artırmak zorundayız. Temiz Hava Platformu ne iş yapar nasıl çalışır?

BUKET ATLI: Temiz Hava Platformu aslında 2015 yılında çalışmalarına başladı. 16 tane bileşenimiz var. Bu bileşenlerimizi oluştururken biz ilk defa hem sağlık hem çevre alanında çalışan kurumları bir araya getirmeyi başardık. Neden? Temiz hava hakkı hem çevre alanını hem de sağlık alanını ilgilendiriyor. İkisi bir araya gelmeden temiz hava hakkımızı koruyabilmenin eksik kalacağını düşünerek yola çıktık. 16 tane bileşenimiz arasında TEMA, Greenpeace, Yeşil Düşünce Derneği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Türk Tabipleri Birliği, Çevre Sağlık Birliği, Türk Nöroloji Derneği gibi bu konuda çalışan kurumlar bulunuyor. Hava kirliliğini izliyoruz. Hava kalitesi ile ilgili bakanlığın sunduğu veriler üzerinden izleme yapıyoruz. Bu sene ilk defa Kara Rapor’da yeni bir çalışma yaptık.

YAPRAK ÖZER: Nedir?

BUKET ATLI: WHO’nun karar vericiler karar verirken yararlansın diye geliştirdiği bir bilgisayar programı var. Bunun içerisine hava kirliliği ile ilgili verileri giriyorsunuz, nüfus verilerini giriyorsunuz. Diyelim ki 35 yaşında bir kadın bir yıl boyunca belli bir seviyede kirli havaya maruz kaldıysa geçirebileceği hastalıkların riski nedir, bilimsel olarak biliniyor. O sizin girdiğiniz verilere göre şunu hesaplıyor, hava kirliliğinden kaynaklı yaşanmış olan ölümler nelerdir. Bu ölümlerin ne kadar engellenebilirdi. Eğer siz hava kirliliğini WHO’nun önerdiği seviyeye çekseydiniz ne kadar hayatı kurtarabilirdiniz, sağlık faturanızı ne kadar azaltabilirdiniz.

YAPRAK ÖZER: Peki, isterseniz bunu bize canlı bir örnekle aktarın. Sanıyorum trafikle ilgili yapılmış çapraz bir örneklemeniz var. Trafikte ölenlerin sayısının 7 kat fazlası…

BUKET ATLI: 2017 için hava kirliliği verilerini bu programa girdiğimizde Kara Raporu hazırlama sürecinde biz de çıkan sonuçlara şaşırdık. O sene olan ölümlerin yüzde 13’ü yani 52 bin ölüm aslında engellenebilirmiş. Bu da dediğiniz gibi trafik kazalarının 7 katına denk geliyor. Karşılaştırma yapmak için söyledik.

YAPRAK ÖZER: Dünyadaki çocukların 7 de 1’i şu anda WHO tarafından önerilen sınır değerlerinin üstünde kirli hava soludukları bölgelerde yaşıyorlar. Yani buna yaşamak denirse. Demek ki, bu çocuklar yakın gelecekte hastalık geliştirecekler.

BUKET ATLI: Aslında onunla ilgili rapora da dahil ettiğimiz bir çalışma var. Mesela Çin’de kömürlü termik santralin yakınında yaşayan çocukların zekâ seviyesi ile ilgili testler yapmışlar. Santral kapatıldıktan sonra çocukların zekâ seviyesinin arttığı ortaya çıkmış. Dolayısıyla zekâ geriliğine sebep olduğu, doğurganlık ve sperm kalitesinde azalmaya sebep olduğu, düşük doğum ağırlığına sebep olduğu gibi çalışmalar var. Dediğim gibi hava kirliliği ile doğan ve büyüyen bir çocuğun miras aldığı şey maalesef değişik hastalıklara açılıyor. Yırca köyünde Soma termik santrali vardı. Ben konuşmaya gittiğim zaman evdeki 3 çocuktan mutlaka bir tanesi alerjik astımı olduğu için evde solunum cihazı ile yaşıyordu. Tıkandığı zaman arada bir solunum cihazı ile hava veriyoruz ve öyle nefes alıyor dediler. Hatta anneler ben mi çocuğuma bakamadım acaba diye kendilerini suçluyorlardı. Aslında önemli olan kısım sigara içiyorsanız bu sizin tercihinizdir. Kendinizin bilerek yaptığı bir eylemdir. Fakat genel hava kirliliği, dış ortam hava kirliliği sizin tercihiniz değil. Sizin maruz kaldığınız bir şey ve o yüzden de temiz hava hakkı savunarak değiştirebileceğiniz de bir şey. En yakın örneği 30 yaşında 13 tane hala çalışmakta olan eski kömür termik santralimiz var, bunlar dünyada artık kapatılıyor, emekli ediliyor. Hükümetler, bunların yerine enerji verimliliğine veya yenilebilir enerji kaynaklarına geçiş için politikalar geliştirmeye başladı. Ama bizde bu santrallerin 2 yıl daha hiçbir çevre yatırımı yapmadan çalışmaları için izin verecek bir kanun teklifi meclise geldi. Madde 45 diye biliniyordu. Son anda haberimiz oldu. O yüzden bir hafta içerisinde 70 bin imza topladık. Hepimizin bir araya gelerek yaptığı bu konu Meclis’e taşındı. Zonguldak’ta, Kütahya’da, Muğla’da, Kahramanmaraş’ta bunu her gün solumak zorunda olan kişiler Meclis’e gidip anlattıklarında sesinin de duyulduğunu görmek çok motive edici bir şey. Çünkü 5 tane partinin ortak kararıyla bu madde geri çekildi iki yıl ek süre verilmedi. Şimdi bu yılın sonunda kömürlü termik santrallerin filtre takmak, kül barajı yapmak gibi yatırım yapması gerekiyor. Hepimiz temiz hava alma hakkımıza aslında sahip çıktık. Telefonla aradık, gittik, konuştuk, hakkımıza sahip çıktığımız için olumlu oldu.

YAPRAK ÖZER: Çözüm nedir; bir araya gelmek, bu konuda bilinçlenmek, okumak, dinlemek, karar vericilerin kapılarını çalmak, gerekirse taciz etmek. Başka ne yapmak lazım?

BUKET ATLI: Mesela yerelde, yaşadığınız yerdeki havanın durumunu daha yakından takip etmek istiyorsanız belediyenize gidebilirsiniz. Şimdi belediyeler iklim değişikliği ile ilgili de eylem planları yapıyorlar. Kısa süre önce Birleşmiş Milletler bir açıklama yaparak hükümetlere iklim değişikliğini ve hava kirliliğini bir arada ele almanız gerekiyor dedi. İkisini bir çözmeniz lazım çünkü ikisi de aslında fosil yakıtlardan kaynaklanıyor. Şimdi siz de belediyenize gidip iklim eylem planı içerisinde hava kirliliğiyle ilgili ne yapıyorsunuz diye sorabilirsiniz. Buraya bir ölçüm cihazı koydunuz mu? diye sorabilirsiniz. Ölçüm cihazının sonucunu büyük bir ekrana koysa, hava kirliliği oranlarını görsek, limitleri aştığı zamanlarda kırılgan yapıdaki kişilere duyurular yapılması lazım.

YAPRAK ÖZER: Mobil cihazlardan çok rahatlıkla sağlanabilir.

BUKET ATLI: Aynen. Sonucunda da şöyle bir şey yapılması lazım. Örneğin şu anda Kahramanmaraş çalışmamızın bize gösterdiği sonuca göre Afşin kömürlü termik santrali dolayısıyla hava kirliliği kaynaklı ölümlerin oran olarak en yüksek olduğu illerden birisi. Kükürt dioksitte de ilk 10’a giren yerlerden bir tanesi. Uzaydan NASA verilerine baktığınızda kükürt dioksitin çıktığı görülüyor. Bir diğeri de Muğla bölgesi. Orada 3 tane kömürlü termik santral var.

YAPRAK ÖZER: Turizm cennetimiz. Yazın da cayır cayır yakıyoruz.

BUKET ATLI: Nefes almaya, hafta sonuna ya da tatile gittiğimi yer.

YAPRAK ÖZER: Çok üzgün ve şaşkınım.

BUKET ATLI: Bu bölgelere yeni termik santraller yapılmaya çalışılıyor ve daha da kötüsü maalesef Afşin’de şu anda planlanan 6 tane kömürlü termik santral planımız var. Yapabileceğiniz şey bunlara müdahil olmak. Sizin vatandaş olarak süreçleri takip etmeniz ve ben burada sağlık etkisinin de değerlendirilmesini istiyorum, yani bu yapıldığı zaman ne kadar erken ölüme sebep olacak, bunu bilmek istiyorum diyebilirsiniz. Bu konu ile ilgili çalışan kurumlar var, onlara destek olabilirsiniz. İmza kampanyalarını takip edebilirsiniz. Bizi de temizhavahakki.com adresinden ve sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. Bölgenizde havayı kirletecek olan oluşumların izin süreçlerine dâhil olabilirsiniz. Trakya da çok benzer, Eskişehir’de ihalesi vardı. Belediyenizden süreçlere, gerekiyorsa dava sürecine dahil olmasını talep edebilirsiniz. Aynı zamanda Çevre Şehircilik Bakanlığına bilgi edinme başvurusu yapabilirsiniz. Diyelim ki, havaizleme.gov.tr den hava kirliliğine baktınız ve kirli görünüyor. Bununla ilgili bakanlığa ki, artık Twitter hesabı bile var, ihbarda bulunabilirsiniz. Gerçekten kirli mi değil mi, gelip ölçüm yapılmasını talep edebilirsiniz. Bursa’da böyle bir örnek olmuştu.

YAPRAK ÖZER: Zaten Bursa’da zaten havanın kirli olduğu bir yer değil mi?

BUKET ATLI: Evet, maalesef düzenli olarak hayli kirli. Üst üste baktığınızda son 4-5 yılda düzenli olarak kirli olan yerlerden bir tanesi. Iğdır da öyle.
Mesela Bursa’da bir vatandaşımız sokakta ben nefes alamıyorum, bir terslik var deyip internet sitesinden havaizleme.gov.tr’ye bakmış, verilerin çok yüksek olduğunu görmüş ve bize başvurmuştu. Konuyu Meclis’e taşıdık. Aslında valinin böyle durumlarda önlem alması gerekiyor, 3-4 gün sonra harekete geçip işte şu araçlar trafiğe çıkmasın, şu sanayi geçici olarak kapatılsın gibi önlemler aldığını açıkladı. Her ilin yapması gereken temiz hava eylem planları var. Bunlar yapılıyor ama uygulanmıyor.

YAPRAK ÖZER: Belediye seçimlerini döne döne yaşamış bir ülkeyiz. Hiçbir zaman bunları konuşmadık. Bilgilendirilmedik ya da benim eylem planım budur, işte son 10 yıldaki veriler şunlar, ben bundan sonra bunu getireceğim, vaadim bu diyen bir belediye başkanı adayına rastlamadım. Ne olacak canım deyip Çernobil’den sonra çay içen yöneticilerimizin olduğu unutmayalım.

BUKET ATLI: Son olarak şunu söylemek isterim, santralde çalışan kişilerle konuştuğumda ekmek parasının peşinde koşuyoruz ama ben şu anda akciğer kanseriyim, yapabileceğim hiçbir şey yok, zamanı geri alamıyorum diyorlar. Mesela Çin de bize benzer sanayileşme süreci geçirdi. Ağır sanayi, ağır elektrik kullanımının adeta gelişmişlik gibi sunulduğu o süreçten onlar da geçti.

YAPRAK ÖZER: Gelişmek için bunların hoyratça tüketilmesi mi gerekiyor?

BUKET ATLI: Sanki şartmış gibi. Aslında öyle bir şey yok. Çin’de halkın maske takmadan sokağa çıkamadıkları bir süreci geçirdiler ve bunun sonucunda Çin bile belli bir zaman sonra ben santrallerimi tamamını kapatacağım deyip güneşe yatırım yapmaya başladı. İnsanoğlu çok yaratıcı, çözümleri mutlaka bulacak ama biz şu an bütçemizi de, teşvikimizi de bunlara yatırmıyoruz. Daha fazla para kazanılması amaçlı davranıyoruz. Elektrik üretimi dediğimizde nasıl kısa zamanda daha fazla para kazanılır, aslında gerçekten elektriğin üretilmesi o kadar gerekiyor mu, o kadar elektriğe ihtiyacımız var mı, neden enerji verimliliğine yatırım yapmayı konuşmuyoruz? Gerçekten hepimizin sağlığını ön plana alarak bir üretim ve dağıtım sisteminin kurulması, bunlar için de bunları talep ediyor olmamız lazım. Talep edildiğinde ben sağlığın herkeste karşılık bulduğunu görüyorum. Düşüncesi ne olursa olsun herkes nefes almak zorunda.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Ben kimim? 20 Eylül 2019
T.C. Holding 06 Eylül 2019