22 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Yanıldık mı acaba

Bizim işimizin zor yanlarından birisi tahmin yapma. Belli dönüm noktalarında bu bir tür zorlama oluyor. Herkes gelen yılı öngörmek, belli makroekonomik büyüklükleri tahmin etme zorunda kalıyor. Belli bir ihtiyat payıyla ben de yapıyorum bunu. Bu sene de gelen yılda neler olabileceği meselesini dünyadan başlayarak irdeledim. 2015’in çok zor geçtiğini, 2016’da koşulların kısmen düzelmesi, risklerin gerilemesi gibi nedenlerle daha yumuşak bir yıl yaşanabileceğini yazdım. 

Dikkat ettiyseniz yıl hiç de böyle başlamadı. Tersine, yılın ilk haftasında yaşananlar 2015’e rahmet okutacak boyutlara geldi. Birkaç noktada peş peşe gelişen olaylar hem piyasaları alt üst etti, beklentileri bozdu, risk algısını yükseltti ve finansal fiyatlarda oynaklığı artırdı. Aslında bu tür oynaşmalar yabancımız değil. Özellikle 2015’te bu tür çok sayıda çalkantı yaşadık. 2016 yılında bu sürecin biraz sakinleşeceğini tahmin etmiştim. Bir iki gündür yanıldım mı acaba diye düşünüyorum. 

Yeni yılda durumun birden sertleşmesinin kısa bir zaman dilimine sığan nedenleri olduğu söylenebilir. Öne çıkan üç gelişme oldu peş peşe. Bunların ilk sırasında Suudi Arabistan ile İran arasındaki sürtüşme geliyor. Kuzey Kore’nin hidrojen bombası deneyini dünyaya açıklaması bunu kovaladı. Hemen aynı tarihte Çin piyasalarında sert bir dalgalanma oldu. Bu nedenler ortamı yeterince gerdi ve yıl başı arifesindeki iyimser havayı iyice kararttı. 

Şimdi mesele bu gelişmelerin 2016 yılının bütününü nasıl etkileyeceğini kestirmek. Aslında ben önceki açıklamalarımdan pek sapmış değilim. Yılın başlangıcında bazı olumsuz çalkantılar olabilir ama yıl içinde bunlar güçlerini yitirecektir diye düşünmüştüm. Şimdi de aynı noktadayım. 

2016 yılının ilk olayı Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerginlik oldu. Suudilerin durduk yerde kırk küsur kişiyi idam etmesi de bir sorundu tabii ama bunların arasında bir Şii din adamının olması İran’ı ayağa kaldırdı. İran’ın reaksiyonuna Suudiler daha sert bir girişimle cevap verdi. Tarafl ara başka taraftarlar da katıldı. İş büyüyecek, sıcak çatışma olacak beklentisi doğdu. Piyasalar doğal olarak bu olasılıktan olumsuz etkilendi. Oynaklık arttı. Kendi adıma tabloya yeni tarafl arın da katılması hemen bir sıcak çatışma olasılığını epeyce azalttı diye düşünüyorum. Ama bölgede izleri zaten gözlenen mezhep bazında gruplaşma ve coğrafi alanı paylaşma olgusunu aleni hale getirdi. Bu iki ülkenin çatışmasından farklı ve kapsamlı bir durum. Böyle bir çatışmanın yakın gelecekte olabileceği kanısında değilim. Dolayısıyla ilk adımda heyecan yaratmış olsa da Suudi-İran çatışmasının yıla yayılacak bir risk algısı üretmeyeceğini düşünüyorum. 

Kuzey Kore’de patlayan hidrojen bombası da buna benzer bir olay. Bu gelişmeyi son yıllarda fazlasıyla yalnızlaşmış olan Kuzey Kore’nin ve onun daha da yalnız olan genç liderinin güç gösterisi olarak değerlendirmek doğru olur. Bölgenin ve dünyanın siyasi, askeri ve ekonomik dengelerinde önemli bir değişme yaratma potansiyeli taşıdığını sanmıyorum. Dolayısıyla, sürekli olumsuz algı üreterek yılın tamamı üzerinde etkili olması olanaksız bir gelişmedir bu. 

Çin meselesine gelince durum değişiyor. Kendi başına önemli bir olay bu. Geçtiğimiz günlerde Çin’de gelişen olayları salt bir piyasa hareketi olarak algılamaya çalışmak yetersiz ve yanıltıcı olabilir. Hala önemli ölçüde merkezden yönetilip, yönlendiriliyor olması, Çin ekonomisinin önemli bir özelliği. Son dönemde Çin’de gözlemlenen gelişmelerin önemli bir kısmı merkezden kurgulanan bir iktisadi dönüşüm süreci ile ilgili. Büyümenin yavaşlaması, döviz kurunun değer kaybeden bir yönde yönetilmeye başlanması bu sürecin ürünü. Dünya ekonomisi içinde ağırlığı gittikçe artan bir iktisadi konum kazanıyor olması da Çin’in son yıllarda kazandığı bir özellik. Buna karşılık Çin, ekonomisini tam anlamıyla dışa açık bir piyasa ekonomisi olarak tanımlamak da olanaksız. Finansal yapı ve kurumları da dövizli işlemlerde kullanılan yöntem ve fiyatları da küresel süreçlerde benimsenmiş pratikle bütünüyle olumlu değil. Bütün bu özellikleri Çin’i özgül bir konuma yerleştiriyor. Dolayısıyla Çin ekonomisindeki gelişmeler dünya ekonomisini ciddi ölçüde etkileyecek ve yıla yayılan sonuçlar üretecektir. 

Genelde son yaşananlar bizim yıl tahminimizi değiştirmemizi gerektirmiyor. Çin’i bunun dışında tutmak ve yıl boyunca yakından izlemek gerekiyor. Zaman zaman bu konuya döneriz diye düşünüyorum.