14 °C
Orkun GÖDEK
Orkun GÖDEK Stratejist

Yeni yıl, eski hikayeler

2018’in son çeyreğinde sıklıkla konuşmaya başladığımız ve yılı da bu şekilde hisse senetleri başta olmak üzere varlık gruplarının çoğunda satış baskısı ile kapatmamıza neden olan “global yavaşlama endişeleri” teması 2019’un ilk işlem günlerinde de gündemi meşgul ediyor. Hafta başında Çin PMI verileri ile başlayan satış furyası Apple CEO’su Cook’un yatırımcılara yazdığı bilgilendirme mektubunda yaptığı aşağı yönlü revizyon ve Çin yavaşlaması bilgilendirmesi ile şiddetini artırdı. ISM imalat endeksinin Aralık ayındaki gerilemesinde 2008’den bu yana görülen en ciddi düşüşün takip edilmesi ise bir kez daha ABD, ticaret kaygıları, global yavaşlama ve Fed’e dair soru işaretlerinin hatırlanmasına zemin hazırladı.

Yeni yılı eski hikayelerle karşılamış durumdayız. Aralık ayı FOMC toplantısı sonrasında paylaştığımız düşüncelerimizde henüz değişiklik yok; zayıf Amerikan doları teması ve düşük tahvil faizleri durumu bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Fed’in normalleşme politikasına gecikmeli ancak birikimli tepki gösteren tahvil piyasası işlemleri bu kez büyümeye dair kaygıları ve Fed’in aksiyondan duruş moduna geçeceği düşüncesini olabildiğince hızlı fiyatlıyor. ABD ekonomisinin yıl içerisinde yüzde 2-yüzde 2.5 aralığında bir noktada büyüme performansı ortaya koyacağı senaryosu ABD getiri eğrisinin tüm vadelerinde etkili oluyor.

Bugünlerde 10 yıllık tahvil faizinde yüzde 2.60 seviyesinin aşağısını test etmemizin nedenlerinden belki de en önemlisi bu. Keza risk algısındaki değişimi de atlamadan.

Yurt dışı varlıkların hikayesi bilinenden farklı değil. PMI verilerinin yakından takip edildiği, imalatın ne yönde hizmetin hangi yönde hareket ettiğinin incelendiği zamanlar genel olarak global kaygıların bir adım öne çıktığı süreçler oluyor. Küresel ticaretin belirleyici ülkeleri haber akışının karmaşasında kazananlar ve kaybedenler olarak ayrılmaya çalışırken, gelişmekte olan ülke varlıklarının nispeten dirençli durma isteği göz ardı edilecek gibi değil. Öne çıkan grup ise Brezilya. “Bolsonaro rallisi” olarak tanımlanan durum Eylül ayı ortasından bu yana yüzde 30’un üzerindeki primlenmesi ile dikkat çekiyor. Şubat ayında gündeme gelmesi beklenen emeklilik reformu, özelleştirmeler ve vergi yasasının basitleştirilme düşüncesi temelde “reform” başlığı etrafında toplandığından riskten kaçış isteğinin belirginleştiği ortamda “hikaye sunabilmek” kavramını hatırlatıyor. Doğal olarak da real cinsi varlıklar olumlu yönde ayrışıyor.

Hafta içerisinde yukarıdaki akışı takip ederken yerel varlıklardaki negatif yönlü ayrışmayı açıklamakta zorlandık. Öne çıkan tek ve belirgin bir başlık olduğunu söylemek kolay değil. Gerek parite işlemleri gerekse hisse senetleri fiyatlamaları üzerinden olumsuz yönde ayrışma dikkat çekti. Beklentiler dahilinde gelen Aralık ayı enflasyonu yüzde 25 bölgesine dek ulaşan TÜFE ve yüzde 50’ye yaklaşan ÜFE’de kamu eliyle başlatılan seferberliğin nispeten çalıştığını gösteriyor. Ek olarak, Ekim ayından bu yana uluslararası piyasalarda yüzde 40 civarı değer kaybeden petrol fiyatları ve TL’nin değer kazanması da ulaştırma ve enerji fiyatları görünümünün olumluya dönmesini sağladı. Muhtemeldir ki ilk çeyrek içerisinde beklentilerden bir miktar daha iyimser enflasyon görünümü söz konusu olabilir.

Toparladığımızda, madem eski hikayeleri konuşuyoruz, yakın dönemde sıklıkla belirttiğimiz düşünceyi de hatırlatmakta fayda var. Yılın ilk çeyreğinde global büyümenin ne yönde evrileceği konusu oldukça önemli. Resmin Şubat sonu gibi daha net bir hal alması fiyatlamaların da öngörülebilirliğini artıracaktır. İlk çeyrek bir şekilde sanılan kadar kötü geçmezse satışın dönüşü de aynı oynaklık ile gerçekleşebilir.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap