Yeni yıla girerken iki güzel haber

Tamer MÜFTÜOĞLU
Tamer MÜFTÜOĞLU KOBİ'LERDEN GİRİŞİMCİLİĞE

Umutla girdiğimiz 2015 yılını inşallah mutlu olarak bitiririz. Bu dilekle tüm okuyucularımızın yeni yılını kutlarız. Biz de, umut dolu olarak, 2015 yılının bu ilk yazısını iki güzel habere ayırmayı uygun bulduk.

1) Birinci güzel haber: Çanakkale geçilecek!

Bu haberimiz 23 Aralık 2014 tarihli DÜNYA Gazetesi’nde yer alıyor. Haber özet olarak şöyle: “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfü Elvan, 3 bin 623 metre uzunluğunda dünyanın en uzun asma köprüsü olacak Çanakkale Köprüsü’nde demiryolu hattı geçirmek için talimat verdiğini açıkladı. 

Bakan, ‘Çanakkale, buradaki yapımı süren köprü ile geçilecek’ dedi ve devam etti: “Oradan Tekirdağ, Tekirdağ’dan da Kapıkule’ye kadar bir çıkış sağlayacağız… İstanbul üzerindeki yükü alıp, Çanakkale üzerinden Avrupa’ya taşımış olacağız.” 

Evet, Marmara Denizi’mizi Karadeniz’e İstanbul Boğazı bağlıyor. Ege Denizi’ne de Çanakkale Boğazı. Her iki boğazımız adını iki güzel şehrimizden alıyor: İstanbul ve Çanakkale. Fakat bu iki şehrimiz öte yandan akıl almaz bir asimetri içindeler. 

2013 yılı istatistiklerine göre Çanakkale ilinde 502 bin 328 insan yaşıyor. Yüzölçümü 9 bin 995 kilometrekare olan bu ilimizde kilometrekareye 50 kişi düşüyor. Çanakkale’nin merkez nüfusu ise sadece 150 bin kişi. 

İstanbul’un nüfusu ise, yine 2013 yılı istatistiklerine göre, 14 milyon 160 bin 467 kişi. Yüzölçümü de 5 bin 313 kilometrekare. Bu şehrimizde kilometrekareye 2 bin 665 kişi düşüyor. Çanakkale ilinin nüfusu İstanbul’un 28’de 1’i bile değil. Mukayeseye Çanakkale’nin sadece merkez nüfusu esas alınırsa bu oran 94’te 1’e kadar iniyor. İstanbul’un günlük nüfusu mukayeseye esas alınırsa herhalde bu oran 100’de 1 sınırını bile aşar. Çanakkale’nin yüzölçümü İstanbul’un iki katına yaklaşırken, nüfusu İstanbul’un ancak 53’te 1’ine ulaşabiliyor. 

Türkiye İş Bankası İktisadi Araştırmalar Bölümü tarafından hazırlanan Şubat 2014 tarihli İllerin Gelişmişlik Endeksi (İGE) sıralamasında İstanbul 36.56 İGE değeriyle birinci sırada yer alırken, Çanakkale’nin yeri 0.13 İGE değeriyle 24’üncü sırada (Bu çalışmada Çanakkale’den sonra gelen 57 ilimizin İGE değerleri negatif. En alt sırada bulunan Hakkari ilimizin İGE değeri -3.15). 

Hepimiz biliyoruz ki ülkemizin gözbebeği İstanbul ne bu nüfus gelişmesini, ne bu şehirleşme tarzını kaldıracak gibi gözükmüyor. Nüfusunun frenlenmesi, en azından trafik yoğunluğunun olabildiğince hafifl etilmesi gerekiyor. Ümit edelim ki İstanbul Boğazı’nın üçüncü köprüsünü dördüncü beşinci köprüler izlemesin. Nüfusu 20 milyona doğru tırmanmasın. Öte yandan Çanakkale şehrimiz mevcut durumuyla gerek nüfus, gerek ekonomik ve gerekse turizm potansiyelinin çok altında bulunuyor. Ümit edelim ki Çanakkale’de nüfus 1-2 milyonlara tırmansın. Anadolu’yu, hatta Avrasya’yı Avrupa’ya bağlayan lojistik üst olsun. Yük taşımacılığı, karayoluyla olsun demiryoluyla olsun, buraya kaydırılsın. 

2) İkinci güzel haber: İcat girişimcisini arıyor!

Bu haber de, 24 Aralık 2014 tarihinde yine DÜNYA Gazetesi’nde yayınlandı. Haber kısaca şöyle: “ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulan, AB-Mikro Nano adı verilen şirket, Bilkent bünyesindeki Cyberpark Teknoparkı’nda inşa edilecek fabrikada faaliyet gösterecek. Fabrikada savunma, uzay, haberleşme ve enerji sektörleri başta olmak üzere her türlü programlanabilir elektronik sistemleri kullanan ürünlerde kullanılabilecek, stratejik öneme haiz GaN (Galyumnitrat) temelli çipler üretilecek… 

Çip fabrikasının üretime başlamasıyla Türkiye hava savunma radarı, elektrikli araba, yüksek hızlı tren ve 4G/5G cep telefonu sistemleri gibi stratejik teknolojiler üretebilen dünyanın dört ülkesinden biri olacak…Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz konuşmasında şöyle dedi: ‘Türkiye’nin ortalama birim ihracat fiyatı 1.5 dolar. Göktürk Uydusu’nun ortalama birim fiyatı 200 bin dolar diyorduk. Şimdi görüyoruz ki bu çipin kilogram birim fiyatı 10 milyon dolar. Farkı görüyorsunuz.’ 

Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir ise Savunma Sanayii Müsteşarlığı olarak bu projeye mali kaynak vermeye hazır olduklarını vurguladı. Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Ekmel Özbay da galyumnitrat teknolojisine dayalı çip pazarının gelecek dönemde 100 kata kadar büyümesinin öngörüldüğünü; silikon trenini kaçıran Türkiye’nin galyumnitrat trenine ön vagondan bindiğini söyledi. Türkiye’nin ilk ticari çipini üretecek olan AB-MikroNano şirketi 30 milyon dolar sermaye ile kuruldu. Şirket ismini ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi’nin baş harfl erinden aldı… ASELSAN çiplerinin cihazlarda saha testlerini gerçekleştirdi ve ortak üretim kararı alındı. 

Evet, galyumnitrat trenini silikon treni ile mukayese edebildiğimize ve galyumnitrat trenine ön vagondan binmeyi başardığımıza göre, hakikaten çok önemli bir buluşla, iftihar edebileceğimiz bir icatla karşı karşıyayız. Biz, konuşmalarımızda halen, 2002 yılında o dönem TÜBİTAK Başkanı olan Prof. Dr. Tosun Terzioğlu’nun Rekabet Kurumu’nda yaptığı bir konuşmada verdiği inovasyon örneğini sunuyorduk. Bu örneğe göre 1 kg iyi kalite kumun ekonomik değeri 0.7 cent. Şayet 1 kg kumu cam yaparak satarsanız ekonomik değeri 1 dolara, Pentium III çipi yaparak satarsanız 17 bin dolara yükseliyordu. Kuma akıl katarak inovasyon yaratırsanız ekonomik değerini 2 milyon 500 bin kat artırabiliyordunuz. 

12 yıl öncesinin bu örneği bile heyecan vericiydi. Ama aradan 12 yıl geçtikten sonra, Milli Savunma Bakanı’nın verdiği bilgiye göre, 1 kg çipin ekonomik değeri 10 milyon dolara kadar yükselebiliyor. Evet, yukarıdaki habere göre muhteşem bir icatla karşı karşıyayız. Ayrıca Savunma Sanayii Müsteşarlığı gibi bu icatla çok yakın ilişkisi olan bir kuruluşumuz da finansör olmaya hazır olduğunu ifade ediyor. 

Şimdi sıra galyumnitrat trenini global ekonominin geniş pazarlarında kilosuna 10 milyon dolar verebilecek taleple buluşturmakta. Girişimcilik işte burada devreye giriyor. İcadın müşteriyle buluşturulması ve bu ilişkide sürekliliğin sağlanması girişimcinin işi. Şimdi, bunu gerçekleştirecek girişimciler aranıyor. Zira projenin ticarileştirilmesi ancak böyle mümkün olacak. İnovasyon hem mucidini hem de girişimcisini arıyor. Bilgi toplumunun global ekonomik arenasının bu iki dominant oyuncusu olmadan sonuca ulaşılamıyor. Habere göre birincisi işini başarmış, sıra ikincide! Ümit edelim ki DÜNYA Gazetemiz 1 yıl veya 3-4 yıl sonra galyumnitrat trenimizin nerelere kadar ulaşıp hangi başarılara imza attığını sayfalarında bize duyurmaya devam etsin. 500 milyar dolarlık ihracat, 2 trilyon dolarlık milli gelir gibi stratejik hedeflerimiz de bir hayal olmaktan çıkıp, ete kemiğe bürünsün. 

Ama, unutmayalım: İnovasyon, girişimcisiz olmuyor. Girişimcilik de en az buluşculuk kadar önemli bir meslek. Hele hele gerçek girişimcilerin (J.von Schumpeter’in “dinamik girişimcilerinin”) çok ender bulunduğu Türkiye’mizde!

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir deneme 09 Kasım 2018
Geleceğin tarihini yazmak 01 Aralık 2017
Bayramlaşma köprüsü 23 Haziran 2017