Yurt dışı yerleşik işlemleri – 2017 2Ç

Orkun GÖDEK
Orkun GÖDEK Bakış Açısı

TCMB tarafından açıklanan 30 haziran haftası verilerinin ardından yılın ikinci çeyreğinde yurt dışı yerleşik kişi hesaplarının gelişimi hakkında kümülatif rakamlara ulaşma imkanımız oldu.

Daha önce ilk çeyrek için yaptığımız analizin benzerini ikinci çeyrek için yapmak, Türk lirası cinsinden değerlenen varlıkların yakın dönem performansını anlamak için önem arz ediyor. İlk çeyrekte repo işlemlerine giriş yapan likiditeyi de dahil ettiğimizde toplam yurt dışı yerleşik kişi hareketleri 1.3 milyar dolar düzeyinde artı vermişti. 2016’nın son çeyreğinde karşılaşılan zor ortamda 3.3 milyar dolarlık çıkışın ardından para girişinin olması, gerek Türk lirası çapraz kur işlemlerinde, gerekse de TL cinsinden değerlenen varlıklarda iyimserliğe neden olmuştu. İkinci çeyrek rakamlarına baktığımızda, bahse konu iyimserliğin korunduğunu, hatta ciddi anlamda ivmelendiğini görüyoruz.

Nisan-Haziran dönemi içerisinde hesaplamalarımıza göre toplam hareketlilik 4.7 milyar dolar düzeyinde net artı verildiğini gösteriyor. Fazla vermenin çoğunluğu, %66’lık pay ile repo hariç (net DİBS olarak ifade edilebilir) kaleme ait. 3.3 milyar dolar düzeyinde fazla veren iki kalemin toplamından repoyu düştüğümüzde elde ettiğimiz rakam 3 milyar dolara işaret ediyor.

Repo dahil ya da değil, karşılaşılan para girişini önemsemek gerekiyor. IIF rakamları da ikinci çeyrekte gelişmekte olan ülke varlıklarına likidite girişini teyit ederken, TL varlıkların rüzgarın tersine hareket etmemesi not edilmeli. 2016’da, özellikle de son çeyrekte emsallerimizden nasıl negatif ayrıştığımızı ve değerlemelerimizin ucuzladığını unutmamalı.

DİBS’e yönelik ilgi devam ediyor. İkinci çeyrek içerisinde ilginin nette (repo hariç) 3 milyar dolar, yılın tamamında 3.3 milyar dolar seviyesine ulaşması da önemsenmeli. Yaz dönemi için beklenen enflasyon düşüşü, son 2-3 hafta içerisindeki küresel tahvil hareketi gündeme gelmeseydi, TCMB’nin likidite politikası izin verdiği ölçüde getiri eğrisinin de aşağı yönde hareket etmesine imkan tanıyacaktı. Ancak, dış koşulların zorlaşması, iç varlıkların da rüzgardan korunmasına engel oldu.

Haziran ayının son haftasına ait verilerle birlikte yıla dair toplam rakam (repo dahil) 6 milyar dolar seviyesinin üzerine geldi. En son bu denli yüksek rakamı 2015 yılının tamamındaki hesaplamada görme şansımız olmuş. Önemli mi? Kesinlikle. Bu nedenle TL’nin değer kaybındaki dalga boyları TCMB’nin de likidite duruşunun sağladığı katkı ile birlikte 12 Ocak öncesi döneme göre daha kısa. Ayrıca, yaz döneminde turizm gelişmelerinin sağlayacağını düşündüğümüz döviz likidite artışı da kısalmanın devamı için umutlanmamıza neden oluyor.

Buraya kadar anlattığımız kısım resmin geçmiş dönemine ve olumlu yanlarına ait. İyimserliğin korunması için emsallerimizden negatif yönde ayrışmama pozisyonumuzu muhafaza etmemiz gerekiyor. Ayrıca, tek başımıza yaşadığımız bir dünyada olmadığımız da son gelişmeler ile bir kez daha anlaşılmıştır. Dünya üzerinde likiditenin kapısını çaldığı ülke isimleri belli. Dönem dönem kendilerine has hikayeler ile bu ülkelere bakış da değişiyor. Kimi zaman da ayrım olmaksızın hareketlilik gerçekleşiyor. Nasıl mı? Son 1 ay içerisinde Almanya 10 yıllık tahvil faizinde 29 baz puana yakın artış gözlenirken, aynı vadedeki Türk Hazinesi kıymetinin faizi de 40 baz puan yükselmiş durumda.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
ECB hamleleri ve riskler 14 Eylül 2019
GOÜ heyecanı her yerde 07 Eylül 2019
Beklemekle oluyor mu? 17 Ağustos 2019