25 °C

Yeryüzünde konaklayan iki yıldız

İlki II. Dünya Savaşı cehenneminde Napoli’de büyüyen sıska bir kızçocuğu, kendi deyimiyle “kürdan”... Diğeri 20. yüzyılın en iyi aktörü sıfatını bayrak gibi taşıyan, muhalif ve çalkantılı 80 yıllık yaşamıyla pek çok insanın idolü olmayı başarmış bir asi..

Yeryüzünde konaklayan iki yıldız

67039.jpg

Sophia Loren hayranı mısınız, Marlon Brando mu? Yoksa ikisi birden mi? Kuvvetle muhtemel ki ikisi birden... Alın benden de o kadar... İşte o zaman size iki güzel haberim birden var: Marlon Brando’nun yıllardır piyasada bulunmayan anı kitabı “Annemin Öğrettiği Şarkılar” ve Sophiacığımızın adını en sevilen filmlerinin birinden alan “Dün, Bugün, Yarın-Bütün Hayatım”ı birbiri ardına kitapçı rafl arındaki yerini aldı. E, malum mevsim yaz. Yeni çıkan kitaplar köşeleri ve sinemalar “daha hafif” yapıtların tekelinde... Fırsat bu fırsat, bu iki güzel anı kitabını birbiri ardına okuyabilir, sonra da “Evde Sanat” niyetine Sophia Loren ya da Marlon Brando sinema geceleri için DVD raflarına uzun ziyaretler yapılabilirsiniz... Ne de olsa, gündemin canımızı bu kadar yaktığı, ruhumuzu kararttığı şu günlerde de sanatın iyileştiriciliğini es geçmemeli... 

wregtrbt.png

Hem İtalya, hem Hollywood... 

İtalya’dan çıkan en parlak yıldız olan Sophia Loren, “Sofia Villani Scicolone” adıyla Roma’da doğalı, 20 Eylül’de 81 yıl olacak... 1950’den beri sinemada parlayan Sophiamız, milyonları kendine âşık eden fiziğiyle hâlâ inkar etse de gerçek bu... Kırmızı Kedi’nin Eren Yücesay Cendey çevirisiyle yayınladığı “Dün, Bugün, Yarın-Bütün Hayatım”, işte bu 81 inanılmaz yılın öyküsü. Sunday Times’ın “Yazarı gibi tam yol ilerleyen harikulade bir gemi” sözcükleriyle nitelediği kitapta, aktrisin savaşın yakıp yıktığı Napoli’de geçen çocukluğundan sinemanın altın çağında unutulmaz filmlere imza atan bir oyuncu oluşuna uzanan renkli hayat hikâyesini anlatılıyor. 60 yıla yakın oyunculuk kariyeri boyunca çarpıcı güzelliği ve İtalyan dinanizmiyle süslenmiş oyunculuğuyla Marcello Mastroianni, Cary Grant, Frank Sinatra, Marlon Brando, Gregory Peck, Jack Lemmon, Paul Newman gibi devlerin karşısında hiç ezilmeyen Sophia Loren’i İkinci Dünya Savaşı’nın İtalyasında büyüyen sıska bir kız çocuğu -kendi deyimiyle kürdan-, gencecik bir dilber, tazecik bir aktris, kariyerinde çok önemli yeri olan kendisinden yaşça büyük Carlo Ponti’nin karısı, Hollywood’da çevirdiği ilk film olan “Gurur ve İhtiras”ta Cary Grant’ı kendisine âşık eden bir afet-i devran, sonrasında bir anne ve hatta bir büyükanne olarak tanımak size ilginç gelecekse “Dün, Bugün, Yarın”ı es geçmemeniz lâzım... İtalyan aktrislerini Oscarla tanıştıran yıldızın kitabının özel albümünden fotoğraflarla süslü olduğunu da hemen ekleyeyim... 

Gelelim Brando’ya... Aslında onun için ne söylesek, ne yazsak eksik... En iyisini yine kendisi yazmış, Agora Kitaplığı’nın Gürol Koca çevirisiyle bastığı otobiyografisinde... Doğrusu kitabın adı da pek hoş: “Annemin Öğrettiği Şarkılar.” 

Oğuldan anneye bir teşekkür... 

“Annem neşeli, canlı ve modern düşünceli bir insandı. Çocukluğumda çok ender evde olurdu. Doğayı, hayvanları ve gece semasını sevmeyi ondan öğrendim. Bestelenmiş bütün şarkıları bilirdi. Bana öğrettiği binlerce şarkı bugün bile aklımda” diyen bir oğuldan, daima özlenen anneye bir teşekkür bu ad...

 Robert Lindsey’in Brando’nun kendi yazıları, gelişigüzel kağıda döktüğü düşünceleri ve aktörlerin şahıyla haftalar süren sohbetleri sonucunda oluşturduğu kitap, epey oylumlu, 484 sayfa ve elbette resimli. “Uzun süreden beri doldukça dolan bir şeylerin boşalması diyebileceğim bu kitaba, benim özgürlük ilanım da diyebilirsiniz. Nihayet kendimi özgür hissediyorum ve insanların hakkımda neler düşündüklerine zerre değer vermiyorum. Yetmişimde öncekinden de fazla eğleniyorum. Ufacık şeyler bile beni müthiş eğlendirebiliyor” diyor kitap için Brando. 20. yüzyılın tartışmasız en büyük aktörü, Elia Kazan ve Lee Strassberg gibi dehaların öğrencisi, Johnny Depp’in de aralarında olduğu sayısız metot oyuncusunun idolü, ebedi muhalif Marlon Brado’nun hayatı, birbirinden ilginç anektodlarla süslü bir portre. 

Son olarak, hem Brando’nun hem de Loren’in arz-ı endam ettiği bir filmi hatırlatarak bitiriyorum: Üstelik Charles Chaplin’in de jübile filmi: “Hong Konglu Kontes.” İddialı değilse de sevimli bir romantik komedi...

Brando'nun en iyilerini seçmek öyle zor ki...

►İhtiras Tramvayı: Tennessee Williams’ın en meşhur oyunu “A Streetcar Named Desire”, tüm dünyada milyon kere oynandı, fi lme çekildi ama kimse onun 1951’de olduğu gibi “gerçek” bir Stanley Kowalski olamadı. 
►Viva Zapata!: Hocası Elia Kazan’la işbirliğinin önemli örneklerinden 1952 tarihli fi lm, aralarında benim de olduğum bazı Brandocular için daima vazgeçilmez... 
►Jül Sezar: Bir başka sinema dahisi, yönetmen Joseph Mankiewitz’in rejisiyle Brando 1953’te öyle bir Marcus Antonius oluyor ki Shakespeare’in eseri canlanıyor adeta... 
►Çayhane: Aslında Marlon Brando’nun en tatlı filmlerinden biri John Patrick’in ünlü oyunu “The Teahouse of the August Moon”un bu uyarlaması, ama genelde ıskalanıyor. Oysa Brando’nun gamsız Sakini yorumu öyle sevimli ki... 
►Baba: Mario Puzo’nun romanının ölümsüz sinema uyarlaması “The Godfather” (1972), tüm konservatuarlarda ders niyetine okutulsa yeridir. Özellikle de serinin ilk filmi, Brando’nun çenesi ve sesiyle yaptıkları...

Sophia Loren filmleri denince akla ilk gelenler...

►Yüzen Ev: Sophia Loren’in biyografi sinde Hollywood dönemi ve dönemin karizmatik aktörü Cary Grant da önemli bir yer tutuyor. 1958 tarihli “Houseboat” da bu yılların ürünü tatlı bir romantik komedi... 
►Kızım ve Ben: Loren, İngilizce dışında çekilmiş bir bir filmle Oscar kazanan ilk oyuncu ve bu onura, 1960 tarihli Vittorio De Sica fi lmi “La Ciociara-Two Women” ile erişti. 
►El Sid: Bugün bile epik dramanın vazgeçilmezi olan filmde, İspanyol halk kahramanı “El Cid”i Charlton Heston, güzel sevgilisi Jimena’yı da Sophia Loren oynuyor... Yıllardan 1961 ve aktris 27 yaşında, tabii tüm dünyanın kabul ettiği gibi güzelliğinin de doruğunda... 
►Boccaccio’70: İtalyan sinemasının kültleşmiş “Boccace 70” filminin dört yönetmeni var: Fellini, de Sica, Visconti ve Monicelli... Sica’nın bölümü “La Riffa”nın yıldızı yine Sophia Loren, prodüktör ise bir ömrü paylaştığı Carlo Ponti. 
►İtalyan Usulü Evlilik: 1964 tarihli “Matrimonio all’italiana” sadece aktrisin değil, İtalyan sinemasının da en bilinen fi lmlerinden biri.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap