'Bereketli Topraklar' için yeni arayışlar bakliyatta uç verdi!

Hakan Güldağ / Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ayşegül İldeniz, Intel Corporation Yeni Teknolojiler Bölümü'nü yöneten Türk iş kadını… İşi, kendi deyimiyle "geleceği dizayn etmek"... "Müthiş bir sensor artışı yaşayacağız. 10 yıl sonra dünya nüfusunun 5 katı kadar akıllı nesne olacak" diyor ve ekliyor: "2025 her şeyin akıllı olacağı zaman..." 

Son yıllarda dünya ekonomisine yön verecek trendler somutlaşmaya başladı. Bir süredir, dijitalleşmenin tetiklediği yeni teknolojiler ve onların dünyayı nasıl şekillendireceği üzerine konuşup duruyoruz. Ama bu epey 'sanal' kalıyordu. Elle tutulur örnekler sadece bilişim alanındaydı. Reel sektörü teğet geçiyordu. Şimdi ise bir 'somutluklar çağı'na giriyoruz. Her alanda sanal olan daha fazla gerçek haline geliyor. Dün, 'Makineler makinelerle konuşacak. Sanayi 4.0 geliyor' diyorduk. Baktık, Bursa'da ufak ufak uygulanmaya başlamış bile. 

Bu süreç tarım için de geçerli… Bakıyoruz, damla sulama sistemlerini neredeyse antika haline getirecek sistemler uygulamaya geçiyor. Meteorolojiden onlarca yıllık yağış bilgisini, yani büyük veriyi alıp, toprağın ve havanın nem oranını ölçüp, bu ikisini bilgisayarda modelleyip, analiz edip, bu analizi sensörlere gönderip, havaya sadece ihtiyaç kadar nem püskürtüyor… 

Lafı uzatmayayım. Dijitalleşmenin tetiklediği yeni üretim ve tüketim modellerinin dedikodusunu yapma döneminden çıkıp, uygulamaya geçmemeye başladığımız bir dönemin eşiğindeyiz. Gelecek, geliyor, değil, geldi! 

Dünyada bundan böyle para kazanılacak dört temel alana işaret ediliyor. Kısaca GERN olarak ifade ediliyor bu alanlar; Genetik, Enformasyon Teknolojileri, Robotik ve Nano-Teknoloji… 

Eğer zenginleşeceksek, girişimcilerimizin, bilim insanlarımızın, ekonomi yönetiminin, kısacası Türkiye'nin her sektörünün bu dört alanın nimetlerinden faydalanır hale gelmesi gerekiyor. Faydalanır hale gelmek için ise, bu alanlardaki yenilikleri hem mutlaka transfer etmesi ve üretimde kullanması hem de yeniliklerin hiç olmazsa bir kısmını kendisinin ortaya çıkarması ilk koşul. 

'Söylemek kolay, haydi el ele tutuşalım, yenilik yapalım demekle olmuyor bu işler' derseniz haklısınız. Kolay değil. Ama gerçek bu. Gerçekle kavga etmenin alemi de yok. Faydası da… 

Ayrıca, hemen söyleyeyim, Türkiye'de bunları akıl edip, yapanlar da var. Örneğin Mersin merkezli bir şirketimiz bakliyattan üretilen ilk katkı maddesini geliştirdi. Az iş değil… 

Biliyorsunuz, insanın ilk evcilleştirdiği bitkiler tahıllarla birlikte baklagiller oldu. Nohut, mercimek, bezelye, fasulye ve diğerleri... Mercimek ve bezelyenin atası olan yaban türleri bugün İsrail ve Filistin'in bulunduğu bölgeden doğuya ve kuzeye doğru İran ve Türkiye'ye kadar uzanan bölgede yetişiyor. Nohutun yaban atası ise yalnızca Türkiye'nin güneydoğusunda... 

Antropologların araştırmaları, 'Bereketli Hilal' diye de bilinen bu bölgede ilk tarımın MÖ 8500 dolaylarında yapıldığını gösteriyor. O dönemde, tarımın ve dolayısıyla medeniyetin gelişmesinde baklagillerin evcilleştirilmesi devrim niteliğinde bir rol oynadı. Ve baklagiller o tarihten bu yana büyük kitleleri besliyor. Bakın, bütün insani yardım paketlerinin içinde besleyici baklagiller var. 2050'de 9 milyara ulaşması beklenen dünya nüfusu için de baklagillerin önemi giderek artıyor. Baklagillerin beslenmedeki bu önemli rolünün devamı için teknolojinin de daha fazla işin içine girmesi gerekiyor. 

Gelelim Mersinli firmamıza… Bakliyatın küresel ticaretinde önemli bir payı ve öncülüğü var. Tabii, başka Mersinli ihracatçılarımızın da öyle. Fark yaratan ise şu: Bu firma yurtdışındaki bir faaliyeti ile bağlantılı bir Ar-Ge merkezi kurdu. Bakliyat üzerine… Ve burada dünyada bakliyattan üretilen ilk gıda katkı maddesini geliştirdi. 'Ingrediyen' adı verilen bu maddeyi bugün dünya gıda devleri satın alıyor. Tüm dünyanın peşinden koştuğu bir Türk bilim adamı; Prof. Dr. Mehmet Tülbek de Ar-Ge çalışmalarının başında… 

Firmanın lideriyle konuşurken, "Kendimize 'üreticiden dünya piyasasına' prensibini düstur edindik" demiş ve şöyle devam etmişti: "Ancak, sektör sadece üretimi artırmakla büyümüyor. Gıdada yeni ufuklar açan Ar-Ge'ye yatırım önemli. Gelecek orada... Araştırmalarımızla çok daha büyük işlere imza atacağız!" 

Coğrafi konumunun yanı sıra, bulunduğu iklim kuşağının sağladığı avantajlar nedeniyle, toprakları üzerinde 11 bin bitki türü yetişiyor. Ve bunların yüzde 30'u Türkiye'ye has… 

Türkiye, tarımsal hasıla bakımından Avrupa'nın lideri. Dünyanın ise en büyük 7'nci tarım üreticisi konumunda. Pek çok tarım ürünün dünyadaki en büyük üreticisi... 

Avantajlarımızın olduğu tarım ve gıda alanında, Ar-Ge'yi, yeniliği, teknoloji üretimini işin içine soktuğumuz bu örneklerin artmasını, Türkiye'nin somutlaşmaya başlayan yeni ekonomiye geçişi açısından kritik önemde görüyorum. 

Bu örneklere daha fazla ihtiyacımız var. Haydi kolları sıvayın…