Bakliyatta tohum destekleri artırılmalı

Dünya Bakliyat Konfederasyonu Başkanı seçilen Hüseyin Arslan, Birleşmiş Milletler'in 44 ülkenin onayı ile her yıl 10 Şubat'ı "Dünya Bakliyat Günü" ilan edeceğini söyledi. Arslan, 2018 yılından itibaren uygulamanın başlayacağını belirtti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Dünya Bakliyat Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Arslan, Türkiye'de özellikle bakliyatta tohum üretimi ile ilgili profesyonel bir sistem kurulamadığını belirterek, bu anlamda tohum desteklerinin ve bu alanda yapılan araştırmaların artırılması gerektiğini söyledi. Çiftçilerin tarladan aldıkları tohumu yeniden ektiğine veya komşusundan aldığına dikkat çeken Arslan, bunun tohum firmalarını zora soktuğunu söyledi. "Bakliyat tohumu üretiminin ve geliştirilmesinin önünü açacak bir mekanizma kurulmalı" diyen Arslan, bir tane küçük tohumun ticari seviyeye ulaşabilmesi için tam 8 yıla ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.

Bu ay Kanada'da yapılan kongrede yeniden Dünya Bakliyat Konfederasyonu Başkanı seçilen Hüseyin Arslan, Dünya Bakliyat yılı ilanının Birleşmiş Milletler'de (BM) kabulünü sağlamalarının ardından şimdi de 44 ülkenin onayıyla BM'nin 10 Şubat'ı 'Dünya Bakliyat Günü' olarak ilan edeceğini açıkladı. 2018 yılından itibaren tüm dünyada bakliyat ürünlerine yönelik farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenecek kutlamanın BM Genel Kurulu'nun duyurusuyla başlayacağını belirten Arslan, besleyici, sağlıklı, çevreci ve alerji seviyesi en düşük ve sürdürülebilir tarımın en önemli unsuru olan bakliyatı tüm dünyanın gündeminde sürekli olarak tutmak istediklerini vurguladı. Tarımda sürdürülebilirliğin yakalanabilmesi için tohumculuğun desteklenmesi gerektiğini kaydeden Arslan, "Türkiye'ye uygun tohumlar geliştirmeliyiz. Tohumculuk her ülkenin kendi koşullarına göre yapılıyor. Ülkeler kendi yapılarına göre formüller uyguluyor ve tohum üretimini destekliyor. Ne yazık ki bu Türkiye'de bu yeterli seviyede değil. Türk çiftçisi tarladan aldığı tohumu yeniden ekiyor veya komşusundan alıyor. Oysa Türkiye'de de tohumculuğu geliştirebilecek bir mekanizma kurulması gerekiyor. Bu da desteklerle ve bu alanda yapılacak araştırmalarla mümkün olabilir" dedi.

Tohumculuğu geliştirebilmek adına Mersin Ticaret Borsası bünyesinde bir şirket kurulduğunu hatırlatan Hüseyin Arslan, geçen yıl Türkiye'nin farklı bölgelerinde kuru fasulye, nohut ve kırmızı mercimekte yaklaşık 200 ton sertifikalı tohum üretimi gerçekleştirildiğini, kuru fasulyede toplam sertifikalı tohumun yüzde 67,5'inin Mersin Ticaret Borsası Tohumculuk Araştırma Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından üretildiğini anlattı. Arslan, Milli Çeşit Listesi'nde beyaz kuru fasulyede 3, barbunyada 2, nohut ve mercimekte 1'er tane olmak üzere 7 çeşidin, şirket adına tescilli olduğunu, baklagilde özel sektör tohumculuk şirketlerince üretilen 13 çeşit tohumun yarısından fazlasının şirkete ait olduğunu dile getirdi. Türkiye'deki borsalar aracılığıyla tohumculuk faaliyetlerinin yaygınlaştırılabileceği yönünde öneride bulunan Hüseyin Arslan, "Bazen elinizde tutamayıp düşürdüğünüz bir tane küçük tohumun, ticari seviyeye ulaşmadan önce tam 8 yıl bekleme sürecinden geçtiğini bilseydiniz ne hissederdiniz? Tohumculuk bu kadar zor ve uzun süreçleri barındırıyor. Şu anda Mersin Ticaret Borsası'nın üretimini yaptığı tohumlar sektörde ciddi bir öneme sahip. Ancak dünya piyasalarında söz sahibi olmaktan bahsediyorsak, bunun yaygınlaştırılması gerekiyor. Türkiye'deki tarım politikalarının sürdürülebilir olması ve tarımla ilgili konuların siyaset üssü olması büyük önem taşıyor. Eğer profesyonel bir tohumculuk sistemi kurmak istiyorsak elimizi taşın altına daha fazla koymalıyız. Bu iş, borsalar aracılığıyla da yaygınlaştırılabilir" diye konuştu.

Sürdürülebilir tarım bakliyatla mümkün

Bakliyatın insan sağlığına faydalarının herkesin kabul ettiği bir olgu olduğunu dile getiren Hüseyin Arslan, bakliyat ürünlerinin bitkisel proteinin yüksek olduğu ürünler olmalarının yanı sıra hububatlarla birlikte tüketildiğinde vücudun proteini daha iyi sindirdiğinin klinik deneylerle ortaya konduğunu anımsattı. Bakliyatın topraktan aldığı azotu toprağa geri vererek gübre kullanımını azalttığı için toprağın daha güçlü olmasına ve karbon salınımının azalmasına dolaylı yoldan destek sağladığını ileten Arslan, bunun da bakliyatın toprağın beslenmesine katkı sağladığı anlamına geldiğini söyledi. Bakliyatın birçok gelişmiş ülkede fonksiyonel ürün olarak kullanılmaya başladığını da belirten Arslan, bakliyatlı makarna, bakliyat kepeği katkılı bisküvi ve ekmek çeşitlerinin oldukça yaygınlaştığını aktardı. Sürdürülebilir tarım uygulamalarının ancak bakliyatla mümkün olabileceğini savunan Arslan, ekim alanlarının artmasının ve tarım politikalarının buna göre şekillenmesinin önemine değindi. Bakliyat üretimi yapan birçok ülkede üretim maliyetlerinin Türkiye'ye göre daha az olduğunu da dile getiren Arslan, bunun rekabeti olumsuz etkilediğine vurgu yaptı.

1.1 milyar 'LovePulses' hashtagi

Bakliyatın hak ettiği önemi ve dikkati yakalaması için 'Dünya Bakliyat Yılı' kapsamında Dünya Bakliyat Konfederasyonu'nun yürüttüğü kampanyanın hedefl erin de üzerine çıktığını da anlatan Hüseyin Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "38 farklı ülkede 752 farklı etkinlik düzenledik, sosyal medyada milyonlarca kişiye ulaşan kampanya yürüttük. 'LovePulses' adıyla başlatmış olduğumuz kampanyayla alakalı olarak 4,1 milyon video facebook'ta paylaşıldı. Kampanyayla bağlantılı olarak 1.1 milyar 'LovePulses' hashtagi kullanıldı, sosyal medyada 5.4 milyon kişi bakliyat içerikli paylaşımlar yaptı. Yapılan çalışmalar neticesinde; bakliyat ürünlerinin besin değerleri, insan sağlığı açısından faydaları, çevreye olan katkısı, arz-talep bileşenleri ve yemek tarifl eri gibi birçok başlık altında 2 bin 500 haberle basında yer aldı. Bu kampanyamız, İngiltere'nin en prestijli dergilerinden CorpComms tarafından dünya genelinde en iyi sosyal medya ve halkla ilişkiler kampanyası seçildi. BM'nin 2016 yılını Dünya Bakliyat Yılı ilan etmesinin ardından Dünya Bakliyat Konfederasyonu olarak her yıl Ocak ayının üçüncü Çarşamba'sını, tüm dünyada 'Bakliyat Günü' olarak kutlama kararı aldık. Bakliyat ürünlerine yönelik farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen kutlama, bu yıl 18 Ocak 2017'de gerçekleştirildi. Etkinliklerde; Afrika'dan Amerika'ya, Okyanusya'dan Uzak Doğu'ya 63 farklı ülkede yüzlerce organizasyon düzenlendi. Hedefimiz bundan sonraki yıllarda 'Dünya Bakliyat Günü'nün BM tarafından da ilan edilip kutlanmasıydı. Bununla ilgili de 44 ülkenin onayıyla Birleşmiş Milletler 10 Şubat'ı 'Dünya Bakliyat Günü' olarak ilan edecek. Bu da hepimiz için ayrı bir gurur kaynağıdır."

GAFTA KONTRATI İÇİN 13 ÜLKEDEN OLUŞAN BİR HEYET KURDUK

Ticaret hayatındaki önemli konulara ilişkin yasal düzenlemeleri de gündemlerine aldıklarını ifade eden Hüseyin Arslan üzerinde durdukları konulardan birinin tüm dünyada satıcı ve alıcıların üzerinde mutabık kaldığı bir kalite standardının oluşturulması olduğuna değindi. Değişik ülke standartlarındaki tanımlamaların net olmamasının yarattığı sorunlardan bahseden Arslan tüm dünyada kullanılan GAFTA 88 kontratının günümüz koşullarına uyarlanması ve GPC'nin yeni bir kontrat hazırlaması için 13 farklı ülkenin delegasyonlarından oluşan bir komite kurulduğu bilgisini verdi. Hükümetlere yeni tarım araştırma programlarında bakliyat üretimini arttırmaya ve beslenme ve gıda güvenlik stratejilerinde öncelik verilmesi çağrısında bulunan Arslan, bakliyat üretiminin artması ile buğday, mısır, pirinç gibi birkaç çeşide bağlı gıda sistemine güvenen global gıda sisteminin risklerinin azaltılması ve yeni yatırım olanakları yaratılmasının hedefl endiğini sözlerine ekledi.