8 °C

Kanunlar ve şirket yönetimi endüstriyel felaketleri önleyebilmeli

Amerika'da işgüvenliği nasıl ele alınıyor, kanunlar işçi ve işverenleri kazalardan nasıl koruyor? Avukat Egemen Egemenoğlu ile Amerika'da işgüvenliğini masaya yatırdık

Kanunlar ve şirket yönetimi endüstriyel felaketleri önleyebilmeli

İşyeri kazalarına karşı gerekli önlemleri almak işyerinin çalışanına karşı en önemli sorumluluğudur. Bu sorumluluk işgüvenliği yasaları çerçevesinde devlet tarafından denetlenmeli, eksikler ivedi bir şekilde tamamlanmalıdır. Ülkemizde işgüvenliğinin sağlanması için Batı ülkelerinde kazaları en aza indirgemiş önlemler incelenmeli, kanunların içeriği bu yönde genişletilmelidir. İşgüvenliği, şirketler tarafından sırf kanunlar nezdinde ele alınmamalı, şirketlerin çalışanlarına, hissedarlarına, topluma ve markalarına verdikleri değeri ortaya koyan önemli bir kriter olarak görülmelidir.

Soma trajedisi sonrasında birçok şey yazıldı, konuşuldu, kafalarda birçok soru belirdi: 'Böyle bir felaketin meydana gelmemesi için neler yapılabilirdi? Hangi önlemler alınabilirdi? Ne tür kanunlar konulmalı, nasıl bir denetleme mekanizması işlemeliydi?' Tüm bu soruların cevapları aranırken, gözler emsal teşkil eden maden ve diğer sanayi kazalarına gelişmiş ülkelerin nasıl çözümler ürettiğine çevrildi. Bu tür felaketlerin yaşanmasına zemin hazırlayan ihmaller kanunlar nezdinde nasıl cezalandırılmaktaydı? Kazalarda canını kaybeden veya yaralanan işçilere ve yakınlarına ne gibi haklar tanınmaktaydı?

1977 yılında Amerika Birleşik Devletleri, işveren ve işçilerin yükümlülük ve haklarının netleştirildiği Federal Maden Güvenliği ve Sağlığı Kanunu'nu yürürlüğe koydu. 2010 yılında West Virginia eyaletinde bulunan Upper Big Branch madeninde 29 kişinin hayatını kaybettiği bir patlama yaşandı. Bu felaket sonrası yaşananlar işveren ve yaşamlarını kaybeden işçi yakınlarının hak ve yükümlülükleri açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir.

ABD'de 2006'da yaşam odaları zorunluluğu getirildi

1977'de çıkarılan Federal Maden Güvenliği ve Sağlığı Kanunu lisans sahibi maden işletmelerinin işçi güvenliğini sağlamaya yönelik sorumluluklarını içermekle beraber, 2006 yılında yürürlüğe giren "Maden Gelişim ve Emniyet Tedbirleri Kanunu" (Mine Improvement and New Emergency Response Act) ile güvenlik tedbirleri daha da arttırıldı. Örneğin, Soma'da tartışma konusu haline gelen yaşam odalarının bulundurulmasını zorunlu hale getirmiştir.

Upper Big Branch Madeni'nde yaşamını kaybeden madencilerin aileleri lisans sahibi maden işletmesi Massey Energy şirketine karşı, kanuna uygun hareket etmediklerinden ve yeterli güvenlik tedbiri almadıklarından ötürü, maddi - manevi tazminat davası açmışlardır.  Ayrıca, West Virginia Eyalet Kanunları gereğince işletmenin kasıtlı hareket ettiğinin işçi tarafından ispatının şart olarak arandığı ek tazminat hakkı için de mağdur aileler tarafından başvurulmuştur.

İşletme tarafından açık bir şekilde kasıtla hareket edilmesi koşulunun ispati, güvenli olmayan şartların kaza öncesi mevcut olması, işletmenin söz konusu güvensiz şartlardan haberdar olması, bu şartların federal kanun ve yönetmeliklere ihlal teşkil etmesi ve bu şartların doğrudan veya dolaylı olarak işçinin hayat kaybına veya yaralanmasına sebep olması durumlarında mümkündür.

Federal Kanunlar ve yönetmeliklere göre maddi tazminat kapsamına kaza sonucunda uğranan gelir kaybı, tedavi ve rehabilitasyon masrafları da girmektedir. Bu kapsamda açılmış 180'in üzerindeki tazminat davasının çoğunluğu 3 yıl süren görüşmeler neticesinde bedelleri saklı kalmak koşuluyla uzlaşma ile sonuçlanmıştır.

Son olarak, Massey Energy şirketini Haziran 2011 itibariyle devralan Alpha Natural Resources şirketi, Aralık 2012'de Amerikan Adalet Bakanlığı'nın açtığı ceza davası ile ilgili olarak 210 milyon dolar tazminat bedeli karşılığında uzlaşma sağlamıştır.

İşgüvenliği yönetimin tartışmasız önceliği olmalıdır

Amerika'da felaketleri önlemek sadece yaptırımı caydırıcı yasalar tarafından korunmaz. İnsan yaşamının herşeyin üzerinde tutulması şirket yönetiminin felsefesidir. Amerika'nın en büyük alüminyum şirketi Alcoa 20.yüzyılın sonunda yönetim değişikliğine gitmiş ve CEO olarak Amerikan hükümetinde üst düzey görevlerde bulunmuş Paul O'Neill'i getirmiştir. Yeni ürünlerin peşinden giderken en iyi bildikleri alanlarda geri kalmaya başlayan bir şirketin başına geçen O'Neill tüm iş dünyasını şaşırtmış ve ofisteki ilk gününden itibaren felsefesini işgüvenliği üzerine kurmuştur. Üstelik o dönemde Alcoa Amerikan sanayi şirketleri arasında yüksek kaza oranı görülen bir şirket de değilmiş. Bu veriler ona yetmemiş. Stratejisini 'sıfır kaza' ekseninde geliştirmiş. Düşük iş kazası oranını sıfıra indirgemek için gerekli tüm önlemleri almış, kuralları bu yönde sıkılaştırmış. Amacı, Amerika'nın en güvenli şirketi olmakmış. Alcoa'daki ilk günlerinde karlılık üzerine sorulan sorulara iş güvenliğinin önemini vurgulayarak cevap verirmiş. O'Neill bir şirketin işlerinin iyi gidip gitmediğini anlamak için , iş kazası verilerine bakmanın yeterli olduğunu savunmuş. CEO olarak katıldığı ilk yönetim kurulu toplantısında iş kazalarını düşürerek şirketin karlılığını nasıl arttıracağını şu şekilde özetlemiş: 
 
'Eğer kaza oranlarını aşağı çekmeyi başarırsanız, bu çalışanların önemli bir şeyin parçası olmaya karar verdikleri anlamına gelir. Kazaları sıfırlayarak mükemmelliği bir alışkanlık haline getirmeye inandığınızı gösterirsiniz. Göreceksiniz bu mükemmellik anlayışı sadece güvenlikle sınırlı kalmayacak, diğer alanlarda iş yapışımızı yeniden şekillendirecek.'

Zamanında O'Neill'in çarpıcı konuşması yönetim kurulu üyeleri ve hissedarlar tarafından şüpheyle karşılanmış, O'Neill'in ne demek istediğini o gün kimse anlamamış, yapacaklarını hayal bile edememiş. Oysa, bir yıl içinde her şey değişmeye başlamış. Konuşmadan tam bir yıl sonra, karlılık rekor düzeye fırlamış. O'Neill 2000 yılında şirketten emekli olduğunda,  şirketin net geliri işe ilk başladığı günün tam 5 katıymış. O'Neill söz verdiği gibi Alcoa'yı sadece Amerika'nın değil dünyanın en güvenli şirketlerden biri haline getirdi. O'Neill göreve başlamadan önce, en az haftada bir kaza olurken, O'Neill'in geliştirdiği yeni güvenlik planı devreye girdikten sonra bazı fabrikalarda yıllarca hiç iş kazası yaşanmamış. Güvenlik odaklı yönetim değişikliğinin benimsenmesi için iş güvenliğini performans yönetimin önemli bir parçası haline getirmiş. Sadece güvenlik kurallarına uyanların ve herhangi bir güvenlik sorununu raporlayanların terfi etmesine olanak vermiş. Dolayısıyla, şirkette başarılı olmak isteyenlerin şirketin güvenlik prensiplerini benimsemeleri, her zaman takip etmeleri ve bunun sonucunda ödüllendirilmelerine olanak vermiş. Kısacası, iş güvenliği ve insana verilen değeri şirketin altın prensibi haline getirmiş.

Kârın, çalışanlara düşük maaşlar ödeyip, daha uzun saatler çalıştırılarak, arttırılacağı düşüncesini yıkmayı başarmış. Bilakis, işçilerin haklarını almalarının ve mesailerini kazasız tamamlamalarının şirketin üretimine ve başarısına doğrudan etkisini göstermeyi başarmıştır. O'Neill'in yönetim anlayışından özellikle iş kazası ihtimali yüksek kurumlarının yönetici ve patronlarının yararlanması ve ders alması yerinde olacaktır.

www.datassist.com.tr

 

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.