25 °C

ABD'liler yılda 4 kez, Türkler yılda 8 kez doktora gidiyor

Dünyada en sık doktora gitme rekoru Japonlarda. Bu ülkeyi Almanlar ve Türkler takip ediyor. Almanlar 10 kez Türkler 8 kez doktora gidiyorlar. Buna göre Türkiye'de doktora gitme sıklığı ABD'lilerin iki katı

ABD'liler yılda 4 kez, Türkler yılda 8 kez doktora gidiyor

kezban_saglik-013.jpg

Hiç merak ettiniz mi Türkiye’de bir kişinin bir yılda kaç kez doktora gittiğini? Daha önce, Türkiye’de insanların sosyalleşmek için doktora gittiklerini okuduğum olmuştu ama yukarıdaki soru, Forbes dergisindeki bir makaleyi okuduktan sonra aklıma düştü. Öyle ya, hastanelerdeki muayene sıraları Türkiye’de en sık rastlanan görüntüler arasındadır. Tabii, buradaki meselemiz o sıraların uzunluğu değil. Meselemiz, o sıraya bir yılda kaç kez girdiğimiz. 

Niall McCarthy’nin Forbes’da yer alan makalesine göre Amerikalılar bir yılda 4.1 kez doktor muayenesine gidiyorlar. Bu skorla Amerikalılar, yıllık ortalama kişi başına doktor ziyaretleri listesinin en altında yer alıyor. Bir nevi, ‘Amerikalılar doktor ziyaretini sevmiyorlar’ diyebiliriz. Listenin zirvesinde kim var, dersiniz? Zirvede Japonlar var. Japonlar, doktorlarını bir yılda tam 13 kez ziyaret ediyorlar. 
Peki, Türkiye’de insanlar kaç kez doktor ziyareti yapıyor? Yani, o muayene sırasına kaç kez giriyoruz? Aramızda hiç doktora gitmeyen var mı? Örneğin, Amerikalılar gibi 4 kez doktor muayenesine gidiyorsak, bu ne anlama geliyor? Japonlar gibi doktor yolunu aşındırıyorsak eğer, bu ne anlama geliyor? “Şurama baktırayım, bir tahlil yaptırayım” demenin hastası mı olduk yoksa? Peki, işin esasına bakalım ve bir uzmana soralım. 

628 milyon muayene 

Türkiye’de durum ne Japonlara benziyor ne de Amerikalılara. Bir yılda 9.7 kez doktora giden Almanların hemen altında yer alıyoruz. Zira Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de geçen yıl bir kişi yılda en az 8 kez muayene oldu. 

Daha çarpıcı olanı ise şu: 2013 yılında 628 milyon muayene gerçekleştirildi. Muayenelerin 218 milyonu aile hekimlikleri gibi birinci basamak sağlık merkezlerinde yapıldı. Buraya nasıl gelindi? Yani, daha önce de bu kadar sıklıkla muayene olmaya gidiyor muyduk? Ne değişti de böyle oldu? Türkiye’de 2010 yılında muayene sayısı 539 milyon 85 bin olarak gerçekleşti. 2011 yılında bu rakam 611 milyon 236 bine yükseldi, 2012'de 621 milyon 786 bine ulaştı. Geçtiğimiz yıl da muayene rakamları arttı. 2013 yılında 76 milyon kişi 628 milyon kez muayene olmak için hastanelere gitti. Peki, doktor, doktor gezmemizin asıl nedeni nedir? 

Daha az doktor ziyareti yapmanın iğneden korkmak ile bir ilgisi mi var? Tabii ki, hayır. Ziyaretlerin sıklığı, esasında o ülkedeki sağlık sistemi ile yakından ilgili. Bakın, ne diyor. Gaziantep SEV Amerikan Hastanesi Başhekimi Dr. Y. Sermet Kileci. 

‘Sağlıkta Dönüşüm’ etkili oldu 

Şöyle anlatıyor Dr. Y. Sermet Kileci: “Türkiye’de sağlık hizmet sunucularına müracaat sayıları 2005 yılından bu yana her geçen yıl artarak devam ediyor. 2005 yılında meydana gelen en temel değişiklik, sağlık hizmet sunucularının tek çatı altında toplanması ve o günden bugüne bakanlık tarafından istikrarla uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programıdır. Sağlık hizmetine erişim kolaylaşmıştır, erişim ucuzlamıştır. Finansmanın çoğunluğu SGK tarafından karşılanır hale gelmiştir. Sağlık hizmetlerinin finansmanının cepten yapılan harcamalar dediğimiz kısmı, sosyal güvenlik kurumlarınca finanse edilen harcamalar tarafına kaymıştır. Aile hekimliği sisteminin performansa ve sıkı takibe dayalı sistemi, birinci basamak hasta sayısını arttırmıştır. Bir diğer konu da üzerinde çok tartışılan, performansa dayalı ücret ödeme politikasıdır.” 

Hasta hekime güvenmiyor 

Aynı rahatsızlık için birden fazla doktora giden yakınlarınız olmuştur. Nedense, Türkiye’de insanlar tek hekime güvenmemeye eğilimliler. Peki, bu bize ne anlatıyor, sık, sık doktora gitmek ne anlama geliyor? 

Gaziantep SEV Amerikan Hastanesi Başhekimi Dr. Y. Sermet Kileci bu durumu şöyle açıklıyor: “Sık doktor müracaatının hastaya ve sisteme dair sebepleri vardır. Hastaya bağlı faktörlerin başında kronik rahatsızlıklar gelir. Diabet, kanser gibi hastalıklarda, hastanın sürekli hekim kontrolünde olması gerekir. Sisteme dair en önemli sebeplerden birisi ise hasta hekim ilişkisindeki güven faktörüdür. Hasta, hekimine güvenmediği ve tedavisine sadık kalmadığı müddetçe; emin olana kadar farklı hekim ve tesislere müracaat edecektir. Her seferinde yarım bırakılan tedaviler, hem ilaç tüketimini hem de diğer kaynakların en önemlisi de hekimin hasta başına ayıracağı zamanın israfına neden olmaktadır. Son yıllarda hastalarla hekimler arasında yaşanan tatsız olaylar, hekimlerin kamuoyu önünde yıpratılması ve değersizleştirilmesi de; tedavi sürecinin en önemli unsuru olan hasta hekim arasındaki karşılıklı güven ve saygıyı yıpratmaktadır. Sonuçta da doktor, doktor, hastane, hastane gezen hastalar nedeniyle, sistem hem zamanını hem diğer kaynaklarını optimum kullanamamaktadır." Dr. Y. Sermet Kileci önemli bir noktaya daha dikkat çekiyor. 

Kileci, bir ülkede yapılan sağlık harcamaları ile hasta ziyaretleri arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinde sağlık harcamalarının Gayri Safi Milli Hasılaya oranı, % 9.5 iken (2010), Türkiye’de bu oran Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2012 yılında %5.4 olarak gerçekleşti. Yani Amerika’da yıllık kişi başı müracaat 4 iken sağlık harcamalarının Gayri Safi Milli Hasılaya oranı %17.6, Türkiye’de ise kişi müracaat yaklaşık 9 ve oran %5.4. Yani, Türkiye’de çok daha fazla işi çok daha ucuza yapıyoruz. Bana göre bu durum verilen hizmetin kalitesini ve daha da önemlisi verimliliğini düşürüyor. Türkiye’de de sağlık harcamalarının en azından OECD ülke ortalamasına ulaştırılması halinde verilen hizmetin verimliliği artacak, hastalar bir defada sorunlarını çözecek ve aynı rahatsızlık için tekrar, tekrar doktora müracaat etmek zorunda kalmayacaklardır. Bu durumda hem kaynaklar hem de zaman optimum düzeyde kullanılacaktır.” 

TV programları 'endişe'lendiriyor 

Acıbadem Fulya Hastanesi Başhekimi ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Reha Baran’ın söylediklerine de dikkat kesilelim. 

Diyor ki Doç. Dr. Reha Baran: “Domuz gribi, kuş gribi, sars hastalığı gibi yeni bir viral hastalığın duyulması, bu hastalıklarla ilgili çok haber çıkması insanları endişelendiriyor. Özellikle son yıllarda sağlık programlarının artması programlarda izledikleri bulguların kendilerindeki rahatsızlıklara benzetmeleri, internette yer alan kirli bilgiler kişileri olumsuz etkilemektedir. Toplumumuz sağlık konusunda son derece duyarlı ve endişelidir. Hastalıklarla ilgili kaygılar nedeniyle direk hekime başvurmak istiyor. Türkiye’de hastaların hastaneye ve hekime ulaşmaları çok kolay. Türkiye’de sağlık hizmetleri diğer ülkelere göre çok daha ucuz. Bir hasta, sağlık basamaklarından her hangi birisine başvurup randevu alabiliyor .”

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.