Göynük, Zile, Divriği ve Hasankeyf 'sakinlik' yolunda

Uluslararası Sakin Şehirler Birliği tarafından Türkiye'nin 11. "sakin şehri" seçilen Erzurum'un Uzundere ilçesinin ardından Göynük, Zile, Divriği, ve Hasankeyf de aynı yolda ilerliyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İtalya'da 1989 yılında kurulan yerel değerler korunarak kalkınma modelini benimseyen birliğe Türkiye'den İzmir Seferihisar'ın öncülüğünde Artvin Şavşat, Muğla Akyaka, Çanakkale Gökçeada, Sakarya Taraklı, Aydın Yenipazar, Isparta Yalvaç, Ordu Perşembe, Kırklareli Vize, Şanlıurfa Halfeti ve en son olarak da Erzurum'dan Uzundere ilçesi üye oldu. Birliğe Bolu'nun Göynük, Tokat'ın Zile, Sivas'ın Divriği ve Batman'a bağlı Hasankeyf ilçeleri de üye olmak üzere 7 başlıkta 70 kriteri yerine getirebilmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Uluslararası Sakin Şehirler Birliği'nin genel başkan yardımcılığı görevini de üstlenen Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, yaptığı açıklamada, Türkiye'de 2009 yılında Seferihisar'la başlayan "cittaslow (sakin şehir)" yolculuğunun, 19 Mart'ta Uzundere ilçesinin birliğe katılımıyla 11 yerleşime çıktığını söyledi. 

Türkiye'den çok sayıda belediyenin birliğe aday aday olduğunu, bunlardan Göynük, Zile, Divriği, ve Hasankeyf'in öne çıktığını dile getiren Soyer, şunları kaydetti: 

"Özellikle Göynük, Zile, Divriği, Hasankeyf gibi Anadolu'nun güzel kentleri birliğe aday. Ne yazık ki bu birliğe hepsini aynı anda sokmamız mümkün değil ama yavaş yavaş hepsinin adaylığını taşımayı planlıyoruz. Doğrusu o adaylık unvanını almak kadar, onun gereklerini yerine getirmek de o kent için hayırlı sonuçlar doğruyor. O yüzden kaybedilen bir şeyler yok diye düşünüyorum. O kentlerin o unvanları almasalar da o kriterlerin gereklerini yerine getiriyor olmaları vatandaşları için hayırlı işler yapıyor olmaları anlamına geliyor." diye konuştu.

"Sakin şehir bir yaşam tarzıdır"

Soyer, sakin şehir olmanın yarattığı cazibenin, yaşam kültürünün korunmasından kaynaklandığını ifade etti. 

Sakin şehir konseptine sahip çıkmanın şehirleri koruduğunu dile getiren Soyer, "Cittaslow, bir yaşam tarzıdır. Alışverişinizi AVM'den değil de yandaki bakkaldan yapmaya başlamamız gibi bir şey. Bunu seçmemiz lazım. Yani o bakkal kent kültürünün bir parçasıdır. O kenti kent yapan karakteristik özelliklerden biridir. Dolayısıyla bu hayatın her alanında bu bir yaşam tarzı olarak içselleştirilmeli. İçselleştirildikçe de kent için tehditler ve tuzaklar engellenebilir." diye konuştu. 

Soyer, Türkiye'nin ilk sakin şehri ve bu sayede birliğin yapısı gereği Türkiye'nin "sakin şehirler başkenti" unvanıyla bu uluslararası ağa üye olmak isteyen kentlere rehberlik ettiklerini belirterek, şunları söyledi: 

"Mümkün oldukça şehirlere gidip ziyaret ediyoruz. Yerinde görüp ne yapabileceğimizi tespit edip onları yapıyoruz. Daha sonra aday şehir yöneticilerini davet edip, bizim neler yaptığımızı görmelerini sağlıyoruz. Türkiye'den birliğe üye 11 şehrin belediye başkanları buluşuyoruz. Ortak yapabileceklerimizi konuşuyoruz. Örneğin 'kent tabelaları ve onunla ilgili ortak bir standart geliştirebilir miyiz?' diye bunları konuşuyoruz. Doğru bir iş yaptığımıza inanıyorum."