Özkaynaklar tükendi krediye erişim kolaylaşmalı

DÜNYA olarak şehirlerin nabzını tutmaya, iş dünyasının sorunlarını aktarmaya, iş gücü ve yatırım potansiyellerini konuşmaya devam ediyoruz. ‘BAŞKANLAR KONUŞUYOR’ yazı dizisinin ilk konuğu Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır oldu. Çakır, iş dünyasında özkaynakların tükendiğini krediye erişimin kolaylaşmasının gerektiğini söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Fahriye KUTLAY ŞENYURT

Dış ticarette stratejik bir öneme sahip olan Mersin, coğrafi konumu, güçlü tarımsal üretim kapasitesi, nitelikli sanayi tesisleriyle önemli bir potansiyele sahip şehirlerden biri. Ana Konteyner Liman Projesiyle, Türkiye’nin ihracat ve ithalatında elini daha da güçlendirmeye hazırlanan Mersin’de iş dünyası tüm bu avantajlı özellikleriyle birlikte pek çok sorunla da karşı karşıya…

İş dünyasının yaşadığı sorunlara rağmen üretmeye, ihraç etmeye ve istihdam yaratmaya devam ettiğini söyleyen Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, özellikle son birkaç yıldır yaşanan finansman sorunları ve krediye erişimdeki zorluklar karşısında iş dünyasının özkaynaklarını kullanarak bu zor dönemleri aşmaya çalıştığına dikkat çekti ve krediye erişimin kolaylaşması gerektiğini belirtti.

MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, bu yıl ekonomide yaşanan faiz, enflasyon ve kur sorunlarının işletmeler üzerinde büyük baskı yarattığını, bir süredir uygulanan rasyonel ekonomi politikaları ile bazı konularda istikrarın sağlanmaya başlandığını ve iş dünyasına umut verdiğini kaydetti.

Finansa erişim, yavaşlayan siparişler ve maliyet artışlarının iş dünyasında üretimi baskılayan konuların başında geldiğine değinen Çakır, “Yüksek enflasyonun işletme sermayelerini büyük ölçüde erittiğini görüyoruz. Kredi hacmi enflasyon oranında artmadı, hatta azaldığı veya kesildiği için dış finans kullanımındaki sorunlar işletmelerimizi zor duruma düşürdü. Enflasyonla mücadelede krediler kısıtlanarak talep düşürülmesi sağlanıyor.

Kredi kısıtlaması, firmalarımızın çoğunun sermayesi düşük olan KOBİ olduğunu düşünürsek, üretim ayağını zora sokacaktır. Bizim, üretimi ve arzı arttırarak firmalarımıza finans desteği vermemiz gerekir. Kamunun İthal ikame ürünlerde, üretene destek verilmesini çok olumlu karşılıyoruz. Bu desteğin sonucu hemen görülmese de bize çok katkı sağlayacaktır. İleriki dönemlerde bu işletmeler devreye girene kadar ihracat hammaddesi sağlayan ithalatçıya desteğe devam etmemiz gerekir” dedi.

“Mersin krizlere üretim çeşitliliği ile direniyor”

 Mersin ekonomisinin üretim çeşitliliğinden dolayı üretime devam ettiğini, güçlü lojistiği ile de üretimini ihracata entegre edebildiğine değinen Çakır, “Türkiye’nin ihracatı ilk dokuz ayda 187 milyar dolar civarında. Geçen seneyle kıyasladığımız zaman ihracat rakamlarımız aynı seyrediyor. Mersin olarak; 2023 (Ocak- Eylül) ayları arasında- ilk 9 ayda- 5 milyar dolar ihracatı yakaladık. Geçen seneye göre aynı dönemde yüzde 25’lik artış ile 1 milyar dolara yakın bir büyümemiz oldu.

Bu ihracat rakamlarıyla da Türkiye’nin ilk yedi ili arasında bulunuyoruz. Mersin’de bu yılsonuna kadar da 8 milyar dolar ihracat hedefimiz var. Yaş meyve ve sebze, hububat, bakliyat başta olmak üzere gıda sektöründe çok iyi durumdayız. Çelik imalatı (çelik konstrüksiyon), kimya, orman ürünlerinde çok güçlüyüz. Pandemi sonrası fırsatları iyi kullandık. Tüm bu sektörlerde hem üretimde hem de ihracatta artış yakaladık” diye konuştu.

Mersin Limanı’nın, dünyada ilk 100 liman içerisinde yer aldığını ve Türkiye’nin en büyük ikinci limanı olduğunu belirten Hakan Sefa Çakır, en büyük pazarlarının ise Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika olduğunu ifade etti. Ancak, Mersin Limanı’nın gelecekte üretim, ihracat ve tüm dış ticarette yetersiz kalacağına dikkat çeken Çakır, “Ulaştırma Bakanlığımızın 2024- 2030 yatırım planlamalarında bulunan Mersin Ana Konteyner Limanı bir an önce hayata geçmeli ve Mersin Doğu Akdeniz’in bir toplama-aktarma limanı olmalıdır.

Bekleyen yatırımlar olan Çeşmeli-Taşucu Otobanı, Akdeniz Sahil Yolu, D-400 Mersin-Adana yol genişlemesi çalışmaları ve 2024 Ocak ayında açılması beklenen Çukurova Bölgesel Havalimanı bir an önce devreye girerse, tüm bunlar ülkemizin 500 milyar dolar ihracat hedefine yönelik yatırımlar olacaktır” dedi.

“Anadolu’da yeni ekonomi bölgeleri oluşturulmalıdır”

“Mersin ve art bölgesi ihracatta, genel anlamda tüm dış ticaret işlemlerinde Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en büyük dış ticaret bölgesidir” diye konuşan Çakır, şubat ayında yaşanan depremin riski düşük yeni ekonomi bölgeleri oluşturmayı zorunlu kıldığını söyledi.

İstanbul va Marmara'ya alternatif

 İstanbul ve Marmara’nın Türkiye’nin ekonomik gücünün yoğunlaştığı çok önemli bir bölge olduğunu fakat risk taşıdığına değinen Çakır, “Artık Türkiye’nin yatırımlarda İstanbul ve Marmara saplantısından kurtulması ve gözünü potansiyel Anadolu bölgelerine çevirmesi gerekir.

Bu anlamda Mersin ve bölgesi hem deprem güvenli özelliğiyle hem limanı ve lojistik gücüyle hem dış ticaret ve gümrük sektörü deneyimiyle, güçlü kara filosuyla, güçlü insan kaynağıyla, hem de dünyaya entegre vasıflarıyla; üretimde, istihdamda, ihracatta Türkiye ekonomisinde en büyük katma değeri yaratacak yerdir.

Mersin’e yapılan her yatırım Türkiye’ye misli ile geri dönecektir” açıklamalarında bulundu. Önümüzdeki yıllarda MTSO olarak yapmayı planladıkları konular hakkında da bilgi veren Çakır, bunların başında nitelikli insan kaynağı eksikliğini gidermeye yönelik yeni nesil mesleki eğitiminin geldiğini kaydetti.

"Nitelikli çalışan sorunu çözülmeli"

 Her sektörün en önemli sorununun nitelikli çalışan bulamaması olduğunu söyleyen Çakır konuşmasını şöyle sürdürdü: “Oysa bu kadar işsizliğin olduğu ve bu kadar çok meslek lisesi ile yüksekokulun bulunduğu ilimizde ve ülkemizde bu kabul edilir bir şey değildir. Demek ki bir yanlış var. Demek ki eğitimler ile gerçek dünya arasında bir kopukluk var.

Tüm ilgili kurumlarla iş birliğinde, iş başı eğitimlerinin odak olduğu, iş dünyasının da işin içinde olduğu yeni nesil bir meslek eğitimi kurgulamak istiyoruz. İkinci hedefimiz tüm sektörlerde kümelenme mantığını oluşturmaktır. Kümelenme ciddi bir maliyet kazanımıdır. Daha sonra verimlilik, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm gelmektedir. Bunların tamamı MTSO öncülüğünde başlamış konulardır. Mersin olarak amacımız kaliteli ve katma değerli bir ekonomi yaratmaktır” dedi.

Mersin Agropark’la tarımda fark yaratıyor

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde faaliyete başlayan “Mersin Agropark” Tarım ve Gıda İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgesi, Mersin’in tarım sektöründe de öncü bir rol üstlendiğinin göstergesi olan projelerden biri. Projeler hakkında bilgi veren Hakan Sefa Çakır, “Mersin Agropark’ın vizyonu kendi tarım-gıda teknolojisini üretebilmektir. Gıda ve tarım sektöründe ilk akla gelen lider teknoloji ve yenilik merkezi olmaktır. Mersin Agropark’ın misyonu ise; etkin ve sürdürülebilir bir üniversite – sanayi iş birliği için somut bir ara yüz olmaktır.

Günümüz teknoloji çağına uygun yatırım ekosistemini geliştirmek, nitelikli iş imkânlarıyla tarımla ilgili yatırımcıları, araştırmacıları ve kaliteli işgücünü bölgemize çekmektir. Mersin Agropark’ın bir araya getirdiği bu güçle tarımda yenilikçiliğe, dijitalleşmeye ve tarımın yüksek teknolojili üretime geçişine yol açacaktır. Tüm bunların yaratacağı çevre ve sağlıktaki sürdürülebilirlik; öte yandan, ürün ve üretimdeki verimlilik ve yüksek kalite Mersin Agropark’ın temel hedefleridir” dedi.

Hakan Sefa Çakır ayrıca, Mersin Agropark’ın, Mersin’de son aşamalarına yaklaşan Mersin-Tarsus Tarımsal Ürün İşleme İhtisas OSB’si olan TÜİOSB, Erdemli ve Anamur Tarım İhtisas OSB’leri, Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ve üniversitelerle yapacağı etkin iş birlikleri ile Mersin’de bütünsel bir tarımsal kalkınma yaratmasını hedeflediklerini söyledi.

Mersin gözünü savunma sanayisine dikti

Mersin’in güçlü ve çeşitli bir sanayi yapılanması olduğunu söyleyen Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, yeni sektörler oluşturma hedefiyle Avrupa’nın en büyük ikinci savunma sanayi kümesi olan SAHA İSTANBUL ile bağlantıya geçtiklerini ve Mersin Temsilciliğini aldıklarını söyledi.

Bu hedefle SAHA EXPO, daha sonra İDEF fuarlarına katılarak, Mersin’in de savunma, havacılık ve uzay sanayinde var olduğunu gösterdiklerini kaydeden Çakır, sözlerine şu şekilde devam etti: “Mersin’de savunma sanayine iş yapan 20 firmamız var. Koluman - 8x8 Derman isimli zırhlı aracıyla, ÇUMİTAŞ - ürettiği zırhlı iş makineleriyle, BAİBARS Mekatronik - drone projesi ile askeri tesislere ikmal ve lojistik alanında çalışmalar yürütüyor.

AYB Endüstri – yakıt enjeksiyon sistemleri üzerine çalışıyor. Koyuncu Çelik firmamız mühimmat depoları üretimi ile katkı sağlıyor. Berdan Cıvata özel bağlantı elemanları üretimi ile savunma sanayine hizmet etmektedir. Teknoparkta faaliyet gösteren epati ve eBilge firmalarımız geliştirdikleri yazılım ve diğer projelerle savunma sanayine katkı sunmaktadır. Kayacı Savunma insansız deniz araçları ve radar yazılımı yapmaktadır. Özeniş ve Kaya Makine, savunma sanayine iş yapan, kalıp yapan önemli firmalarımızdır.

Tevi, savunma sanayine elektrikli araçlar üretirken, Salt Cam ise kurşun geçirmez cam üretimi yapmaktadır. Teknopars firmamız da makine parkuru üretimi ile savunma sanayinde var olan, değer katan firmalarımızdandır. Kısaca Mersin, savunma, havacılık ve uzak sanayinde Türkiye’de ses getiren, katma değer yaratan bir kent olmayı hedeflemektedir. Dört üniversitesi, iki teknoparkı, sayısız Ar-Ge ve yenilik merkezi, nitelikli iş gücü ve dünyaya kolay erişimi ile savunma sanayi yatırımlarının yeni yatırım noktası olmaya adaydır.”