Gıdanın ‘Silikon Vadisi’nde hedef katma değerli ürün

Türkiye’nin önde gelen 10 üniversitesi bir araya gelerek, gıdada yenilikçi ve katma değerli ürünler geliştirmek amacıyla Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde ‘Gıda İnovasyon Vadisi’nin kurulması için mutabakat imzaladı. Hedef; Türkiye'yi bilim ve teknolojiyle zenginleştirilmiş ürün ihraç eden bir ülkeye dönüştürmek.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Gıdanın ‘Silikon Vadisi’nde hedef katma değerli ürün

Mehmet H. GÜLEL

Geçtiğimiz hafta Boğaziçi Üni­versitesi’nde düzenlenen 5. Gı­da İnovasyon Zirvesi’nde önemli bir mutabakata imza atıldı.

10 üniversi­te bir araya gelerek Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde gıdanın ‘Silikon Vadisi’ ola­rak nitelendirilen ‘Gıda İnovasyon Vadi­si’nin kurulması için mutabakat imzala­dı. Hedef; bilim ve teknolojiyle zengin­leştirilmiş markalaşmış ürünler üretmek ve merkezin ortaya çıkaracağı projeler­le Türkiye’yi ham madde ihraç eden bir konumdan çıkararak katma değerli ürün ihraç eden bir ülkeye dönüştürmek. Söz konusu merkezin sekretaryasını Gıda, İçecek ve Tarım Politikaları Araştırma Merkezi (GİFT) yürütecek. Üniversite­lerin araştırma altyapıları, akademik bi­rikimi ve sanayinin üretim kapasitesi or­tak ürün geliştirme çalışmalarında bu­luşturulacak.

Mutabakata imza atan 10 üniversite ise şunlardan oluşuyor: Ankara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Ça­nakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çu­kurova Üniversitesi, Hacettepe Üniver­sitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sakarya Üni­versitesi, Tekirdağ Namık Kemal Üniver­sitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi.

“Gıda savunması milli bir mesele”

Gıda İnovasyon Vadisi’nin koordina­törlüğünü ise ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hami Al­pas üstlendi. İmza töreninde konuşan Al­pas, oluşumun atipik ve zor bir organizas­yon olduğunu belirterek şunları söyledi: “Yıllar önce Ulusal Gıda Teknoloji Plat­formu ile başlayan; Ar-Ge’den Ür-Ge’ye ve hızla katma değerli ürün geliştirmek üzere büyük bir şevkle hep beraber çalı­şacağımız bir yapı.

STK’lar, endüstri ve kamu tüm katmanlarıyla bu organizas­yonun içinde. Kapı herkese açık. Tüketi­cinin ihtiyaçları doğrultusunda güvenli, inovatif ve yenilikçi ürünleri üniversi­telerin Ar-Ge gücüyle sanayiciler birlik­te tasarlayacak. Dolayısıyla işimiz çok ve bütün kurumlar da bunu destekliyor.

Umuyoruz hızla bu yapı yenilikçi ürünle­ri, önce tüm Türk halkına, sonra da ulus­lararası pazara sunacaktır. Gıda savun­ması milli bir mesele. Cari açığı kapatan bir sektöre el birliğiyle destek olmak üze­re meslektaşlarımız ve öğrencilerimiz­le biz göreve hazırız.” Üniversitelerin bağımsız yürüttüğü araştırmaların ortak projelere dönüştürülmesinin amaçlandığını ifade eden Alpas, ilk bir yıl içinde tüketici ihtiyaçlarına yönelik fonksiyonel ve sağlıklı gıda ürünleri ge­liştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Vadi bir ekosistem olarak tasarlandı

Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardım­cısı Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez, değer­li üniversite ortaklarıyla güçlü bir ku­rumsal yapıyı oluşturarak tarihi bir adı­mı birlikte attıklarını belirterek, “Gıda İnovasyon Vadisi ile ülkemizi hammadde ihraç eden bir konumdan çıkararak bilim ve teknolojiyle zenginleştirilmiş, marka­laşmış ve yüksek katma değerli gıda ürü­nü ihraç eden bir ülkeye dönüştürmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

“GİFT olarak rolümüz katalizör olmak”

Bu kadar üniversitenin bir araya gelmesinin çok kıymetli olduğuna dikkat çeken GİFT Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Samet Serttaş, “Biz GİFT olarak bundan sonraki rolümüzün katalizör olmak olduğunu düşünüyoruz. Asıl araştırmayı yapacak, üniversiteler ve kıymetli akademisyenler. Hocalarımız ‘Bir sonraki yıl buraya dosyayla değil, ürünle çıkacağız’ dediler. Bir sonraki yıl burada ürünle beraber karşınızda olacağız” dedi.

Migros'tan 10 bin büyükbaş kapasiteli çiftlik

Migros, et ırkı damızlık hayvan yetiştiricili­ğini desteklemek, yerli besi­lik hayvan varlığını artırmak ve kırmızı et üretiminde sür­dürülebilir büyümeye katkı sağlamak amacıyla Aydın’ın Koçarlı ilçesinde “Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftli­ği”ni hizmete açtı. 10 bin bü­yükbaş hayvan kapasitesine ulaşabilen çiftlik, Türkiye’de et ırkı damızlık hayvan var­lığının artırılmasına yönelik uzun vadeli bir üretim modeli ortaya koyuyor.

Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği’ne ilk etapta 3 bin 600 adet Angus ve Here­ford et ırkı anaç sığır getirile­rek verimliliği ve dayanıklılı­ğı yüksek ırklar için üretime başlandı. Damızlık hayvan­lardan ilk dönemde 600 buza­ğı doğumu gerçekleşti. Çift­likte gebe hayvan sayısı hız­la artırılarak yıllık 5 bin adet buzağı üretimi kapasitesiyle sürdürülebilir bir yapı oluş­turuluyor.

140 bin metrekarelik alanda üretim yapılıyor

Tesis, toplam 140 bin met­rekarelik operasyon alanı üzerine kurulan 9 milyon euro değerinde. Yılda 40 bin ton dana ve kuzu etini müşterile­riyle buluşturduklarını kay­deden Migros Grubu Pazarla­ma İcra Kurulu Üyesi Ekmel Baydur, “Türkiye’nin dört bir yanındaki yetiştiricilerimiz­den yılda yaklaşık 600 bin kü­çükbaş ve 100 bin büyükbaş hayvan tedarik ediyoruz. Çift­liğimiz, ölçeğiyle bu yatırımın kırmızı et üretiminde Türki­ye’ye kalıcı bir değer sağlaya­cağına inanıyoruz” dedi.

Cihangir Şirketler Grubu’ndan tarımda stratejik yatırım atağı

Afyonkarahisar’ın Çobanlar il­çesinde 800 bin metrekarelik jeotermal sera projesiyle teknolo­ji, sürdürülebilir enerji ve ihracat odaklı üretim bir araya geliyor.

Çobanlar ilçesinde hayata geçi­rilen “Cihangir Teknolojik Jeoter­mal Topraksız Tarım Sera Proje­si” Cihangir Şirketler Grubu’nun tarım ve gıda alanındaki uzun va­deli büyüme stratejisinin önem­li adımlarından biri olarak öne çı­kıyor. Etaplar halinde geliştirilen projede modern seracılık teknolo­jileri, jeotermal enerji ve kontrollü üretim yöntemlerinin birlikte kul­lanılması hedefleniyor.

Yatırımın yalnızca yeni bir üre­tim tesisi olarak değerlendirme­diklerini belirten Cihangir Tarım ve Gıda Grubu CEO’su Ersan Ci­hangir, “50 yılı aşkın ticari geçmi­şe sahip Cihangir Şirketler Grubu olarak, tarımı geleceğin en strate­jik sektörlerinden biri olarak görü­yoruz.

Afyonkarahisar’da hayata geçirdiğimiz bu yatırımla teknoloji ve sürdürülebilir enerjiyi bir araya getirerek uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek güçlü bir üre­tim modeli oluşturmayı hedefliyo­ruz. Bizim için önemli olan yalnız­ca büyük bir yatırım yapmak değil; doğru teknolojiyle, yüksek verimli­likle ve sürdürülebilir bir anlayışla uzun vadeli değer yaratmak” dedi.

Üretimde hedef: yüksek kalite ve uluslararası pazarlar

Projenin ilk etabında yaklaşık 64 bin metrekarelik kapalı sera alanı planlanırken, bunun yaklaşık 60 bin metrekarelik bölümünde üre­tim yapılması öngörülüyor. Tesis­te yüksek kaliteli salkım domates yetiştirilmesi ve üretimin önem­li bir bölümünün başta Avrupa ol­mak üzere uluslararası pazarlara sunulması hedefleniyor.

Kontrol­lü sulama ve bitki besleme uygu­lamalarıyla kaynak kullanımında verimlilik ve ürün kalitesinde sü­reklilik amaçlanıyor. İhracat viz­yonlarını aktaran Ersan Cihangir, “Geçmişten gelen ticari birikimi­mizi geleceğin üretim teknolojile­riyle buluşturuyoruz. Tarım ve gı­da sektörünü grubumuzun uzun vadeli büyüme stratejisinin önem­li yapı taşlarından biri olarak ko­numlandırıyoruz. Hedefimiz yal­nızca üretim yapmak değil, ulus­lararası pazarlarda güvenilir ve rekabetçi bir Türk tarım markası oluşturmak” diye konuştu.

İlk etapta üretime hazırlık sürüyor

İlk etap sera inşaatının tamam­lanmasının ardından temizlik, de­zenfeksiyon ve üretime hazırlık çalışmalarının yürütülmesi plan­landığını kaydeden Ersan Cihan­gir, “Mevcut hedeflerimiz doğrul­tusunda 2026 yılının son çeyre­ğinde fide dikimine geçilmesi, ilk hasadın ise 2027 yılının ilk çeyre­ğinde gerçekleştirilmesini öngö­rüyoruz. Projeyi sonraki etaplarla büyütülmeyi hedefliyor; uygulama takvimi teknik ve operasyonel ha­zırlıklara göre şekillendireceğiz” açıklamasında bulundu.

Çobanlar’da kalıcı ekonomik değer ve istihdam sağlayacak

Yatırımlarının üretim kapasi­tesinin yanı sıra lojistik, ambalaj, teknik hizmetler ve diğer yan sek­törlerde ekonomik hareketlilik ya­ratması beklediklerini ifade eden Ersan Cihangir, “Grup olarak özel­likle kadınlar ve gençler için nite­likli istihdam olanaklarının geliş­mesini ve bölgedeki modern tarım ekosisteminin güçlenmesini amaç­lıyoruz. Çobanlar’ın jeotermal po­tansiyelini üretime, istihdama ve sürdürülebilir ekonomik değere dö­nüştürmek istiyoruz. Afyonkarahi­sar’ın teknolojik seracılıkta önemli üretim merkezlerinden biri haline gelmesine katkı sağlamak en önem­li hedeflerimiz arasında” dedi.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL