16 °C

Trabzon tereyağı ve Hamsiköy sütlacı tehlikede

Sütündeki yüksek yağ oranıyla Trabzon tereyağı ve Hamsiköy sütlacı gibi ürünlere özelliğini veren Jersey ırkı sığırların, et verimlerinin artması için Simental ırkı sığırlarla melezlenmelerindeki artış ciddi boyutlara ulaştı.

Trabzon tereyağı ve Hamsiköy sütlacı tehlikede

AHMET USMAN

İZMİR - Et fiyatlarının artması, meşhur Trabzon tereyağı ve Hamsiköy sütlacının üretimini de tehlikeye soktu. Bu ürünlerin lezzeti Türkiye’de daha çok Karadeniz’de yetiştirilen Jersey ırkı ineklerden elde edilen sütlere dayanıyor. Küçük bir ırk olan Jersey’in et üretimi açısından verimsiz oluşu, yükselen et fiyatlarından pay almak isteyen yetiştiricilerin Jersey sığırlarını Simental ırkı ile melezleme yoluna gitmeleri sonucunu doğurdu. Bu durumun daha ciddi boyutlara ulaşmaması için tedbir alınması isteniyor.

Jersey ırkından elde edilen sütlerin yüzde 6 ve üzeri yağ, yüzde 10-13 kuru madde oranına sahip olduğunu dile getiren Trabzon Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Altınbaş, “Bu oranlar inek sütünde rekoru ifade ediyor. Trabzon Tonya tereyağının, Hamsiköy sütlacının sırrı da bu süttür. Fakat küçük yapılı bir ırk olduğundan et verimi düşüktür. Son yıllarda et fiyatları artınca, yetiştiriciler melezlemeye gitmeye başladılar. Tarım Bakanlığı, en az 4 kez doğum yapmış ineklerde, beşinci kere boğaya giren hayvanın melezleşmesine izin verdi. Ama bazı çiftçiler daha fazla et vermesi için bu duruma bakmadan melezleme yaptılar. Sonradan bunların pek çoğu pişman oldu. Şimdi tekrar saf Jersey ırkına dönmek istiyorlar. Herkes ırkı ırkına tohumlama yapmaya çalışıyor” diye konuştu.

15 yıldır Jersey ırkının saflığının korunması için çaba harcadığını söyleyen Altınbaş, “Sütlacı ile ünlü Hamsiköy’ün civarında yetiştirilen sığırların yüzde 80’i Jersey ırkı değil. Birlik olarak Jersey popülasyonunun azalması nedeniyle yurtdışından Jersey ithal etme kararı aldık. İzin için bakanlığa başvurumuzu yaptık. Önümüzdeki günlerde iznin çıkmasını bekliyoruz. Buraya gelen Jersey sığırlarının menşe olan Danimarka’dan damızlık sığırları getirerek üreticiye dağıtacağız. 250 tane için izin alacağız fakat ilk etapta 83 tane getireceğiz. Kalan 167 tanesini de 6 ay içinde alıp vatandaşa vereceğiz. Jersey ırkının tehlikede olduğunu düşündüğümüz için bunu yapıyoruz” dedi.

Jersey ırkının yetiştiriciye daha çok kazandırdığını dile getiren Altınbaş, “Jersey’den sağılan 100 kilogram sütten üretici en az 6 kilogram tereyağı alıyor. Kalan sütü de 1 TL’ye satıyor. Bu tereyağının kilosu 35-40 TL dolayında. Toplamda sütün kilogramı 3 TL’ye gelmiş oluyor. Jersey ırkının beslenmesi Simental ve Holstein ırklarından daha az maliyetli. Daha küçük olduğu için az yiyor, çok süt veriyor. Bölgenin coğrafi yapısına da uygunlar, arazide, bayırda, çayırda otlayabiliyor. Et verimi düşüktür ama bu ırkın derileri ince olduğundan deri sanayi tarafından tercih edilir” diye konuştu.

‘Yürüyen tereyağında’ alarm zilleri

Hayvancılık sektörüne 30 yıldır koruyucu hekimlik ve genetik gibi konularda hizmet veren Ata Fen şirketinin ortaklarından Tahir Yavuz da Jersey’in dünyada yürüyen tereyağı ya da yürüyen peynir fabrikası olarak anıldığına dikkat çekerek, “ABD’de bir çok çiftlikte Holstein ırkı yetiştirilse bile yağından faydalanmak için bir de Jersey ahırı bulunur. Biz de bu pek düşünülmez. Meşhur Karadeniz tereyağının, Hamsiköy sütlacının lezzet sırrı Jersey ineğidir. Ama et fiyatları yükselince ve dana kıtlığı olunca, yavruları daha büyük olsun diye Jersey’leri Simental ırkı ile tohumladılar. Yavrular büyük oldu, buzağı daha fazla fiyat etti ama Jersey ırkı da yokolma tehlikesine girdi. Elbette bütün ineklerden süt elde edilebilir ama Jersey ırkındaki lezzet ve yağlılığı bulmak mümkün olmaz” diye konuştu.

Melezleyerek dejenere etmek yerine Jersey ırkının yavrusunun daha iyi değerlendirilebileceği yollar bulmak gerektiğini dile getiren Yavuz, “Irkını bozmayan yetiştiricilere ekstra destek verilmesi çözüm olabilir. Böylelikle komşusu kocaman danayı 3-5 bin liraya satarken, Jersey yetiştiricisi mağdur olmaz. Jersey ırkı aynı zamanda kurbanlık olarak değerlendirmek için de çok uygun. Etçi ırklar 2 yaşında 1 ton gelir ve 7 kişi için bile pahalı gelir. Oysa 2 yaşındaki bir Jersey danası ekonomik bir kurbanlık olur. Jersey ırkını yok edeceğimize, potansiyelini kullanalım” dedi.

İthal tohumlardan erkek buzağı çıkıyor

Jersey hayvanlarının ithal spermlerle tohumlananlarının yüzde 80’inin buzağısının erkek çıktığına dikkat çeken Altınbaş, şöyle konuştu: “Bu durum bize ithal tohumlarda müdahale olduğu kuşkusu doğuruyor. Bakanlığın bu durumu incelemesi lazım. Daha önce Bakanlık Lalahan’da sperma üretiyordu ve onlardan şahane sonuç alınıyordu. Şimdi yok. Suni tohumlama yerine embriyo transferi desteklenirse bu sıkıntı aşılır. Bakanlık bizim önerimiz üzerine bu projeyi gündemine aldı ama henüz bir sonuç elde edemedik. Eskiden sadece suni tohumlamayla doğan buzağıya destek veriliyordu. Şimdi hepsine veriliyor. Böyle olunca da ıslah yapılamaz oldu. Vatandaş hangi tohumu bulursa onu yapmaya başladı. Çıkan buzağı da ne Simental, ne Holstein, ne Jersey oluyor. Şu an hayvan ihraç edecek olsak, kimseye satamayız. Hangi ülke melez hayvanı alır?”

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.