27 °C

Şile'de doğanın yazdığı şiirle ruhunuzu yıkayın!

Haftanın tüm yorgunluğunu geride bırakıp pazartesiye tazelenmiş olarak “merhaba” demek istiyorsanız, Şile ve köyleri sizin için ideal bir mola...

Şile'de doğanın yazdığı şiirle ruhunuzu yıkayın!

NERMİN SAYIN

Aklımda Virgina Woolf dolanıyorum sokaklarında... Nasıl aklıma gelmesin ki dünya edebiyatının hüzünlü zümrüdüankası; işte deniz seviyesinden 60 metre yüksekte tüm dünyayı seyrediyormuş gibi azametle duran 19 metrelik, neredeyse 150 yaşındaki “Deniz Feneri” bir yanda... Suyu mavi mi olsun, yeşil mi, lacivert mi bir türlü karar veremeyen o güzel deryayı; Karadeniz’i alıp alıp kıyıya çarpan, çarptıkça yüreğimi ferahlatan “Dalgalar” bir yanda... Tam da insanın “Kendine Ait Bir Oda” isteyeceği bir duraktayım, kışın bu kadar yakıştığı kaç diyar göreceğim ömrümde Virginia?

Evet, bildiniz, Şile’deyim bu hafta. İstanbul’un kışı daha da çetin eden soğuk yüzünden, günlerdir griye teslim olmuş soluk benzinden, iki damla yağmur düşse birbirine giren trafiğinden, kornasından, stresinden, kavgasından, gürültüsünden kaçtım; 1.5 saatte huzurun beşiğine geldim. Şile Belediyesi’nin davetlisi olarak bu hem kendi hem mutfağı güzel ilçeyi gezdireceğim; yazları kalabalıktan adım atamadığımız Ağva’nın tenhalığında ruhunuzu dinlendireceğim; birbirine yakın yakın duran 57 köyden hiç olmazsa birkaçına uğrayıp ahşap evlerin; yaşam dolu bahçelerin tadını çıkartacağım, meydana kurulmuş fırında pişen ekmeğin mis gibi kokusunu solutacağım, köyden köye giderken yolları saran hardallı; sarılı; kırmızı ağaçlarla gözünüze gönlünüze bayram ettireceğim, kıymetini yeteri kadar bilmediğimizi düşündüğüm Şile bezinden esvaplar seçtireceğim, İstanbul’un ilk Yeryüzü Pazarı’nda tazecik yeşillikler; mis kokulu kestane balları; kaymaklı lahana sarmasından öre tatlısına yerel lezzetler; dev bir kavuğa benzeyen şeker misali balkabakları aldıracak, en nihayet limanda nefis bir balık ısmarlayacağım sizlere... Fena teklif değil, ne dersiniz?

Bir söz var, Goethe’nin deniyor, “Bir semtin sokak köpekleri sizden kaçmıyorsa, orada yaşayın, çünkü komşularınız güzel insanlardır.” Bu sözün canlı örneği Şile. Çarşısından köyüne peşinize takılan uysal ve bakımlı köpekçikler, Şile insanına kefiller. Zaten, pazara girdiğinizde ya da yol sorduğunuzda alacaksınız sıcaklığını. Deniz gönüllüler. Aksi de mümkün değil ki zaten. Her ne yöne dönseniz denizle göz göze geliyorsunuz. Huzuru, keyfi, hayatı sevmeyi, umut etmeyi öğütleyen bilge bir denizle. Karşına alıp bir çay içsen, derdini anlatsan yüreğini ferahlatacak bir denizle... O yüzden Şile’de en çok ona zaman ayırın. Zaten hangi mekâna gitseniz lebiderya... Fenere uğrayın elbette sonra. O buraların bekçisi, taa 1858’den beri. Girişine minik bir müze yapmışlar, göz atın. Kale’ye, Tahsiliye Kayıkhanesi’ne selamınızı verdiniz mi çarşıda alın soluğu... Pencere önleri çiçekli ahşap evler nadir de olsa yaşıyor merkezde. Şile bezleriyle, pazardan alınma doğayı şehrinize taşıyacak ürünlerle dönün bu moladan. Bu huzur sizi en az 2 hafta idare eder!

GÖKSU’YU DA VAR, DENİZİ DE: AĞVA

Ocaklı Ada Kalesi, Şile’nin simgelerinden. Cenevizlilerden kalma kale, limanda, sarp kayalıkların üzerinde... Şile bezi işleyen kadınlara ithafen.. Civardaki köylerin hepsi huzur, hepsi yemyeşil doğa vadediyorlar seyyahlara ama, Ağva’nın yeri bir başka. Bir kıyısında dalgaların kıyıyı dövdüğü divâne bir deniz, diğerinde nazlı nazlı salınan Göksu sizi bekliyor... Elbette daha turistik olmuş durumda. Tarihi Hititler’e kadar uzanan bu beldede bir tur atarsanız arkelojik kalıntılara rastlarsınız. Vaktiniz yoksa iki tavsiyem var:Göksu kıyısındaki lokantalarda bir güzel karnınızı doyurun, ardından denize nazır çayınızı içip limanda keyif yapın!

KÖYLERE DE VAKİT AYIRMALI

Şile ekoturizm için de önemli. Uygun havalarda doğa yürüyüşleri, bisiklet turları yapabileceğiniz pek çok etaba sahip. Yazın iğne atsan yere düşmeyecek sahili, şifalı olduğu iddia edilen tertemiz kumuysa şu aralar huzur peşindekilere nefis anlar vaad ediyor... Sıkı giyinip çıkacağınız bir yürüyüş ister sahil hattında olsun ister rengârenk yapraklarla süslenmiş vadi hatlarında, gerçekten yaşadığınız kente birkaç yaş gençleşerek dönmeniz demek. Şile'ye gelmişken mutlaka köylere de vakit ayırın. 57 köyden söz ediyoruz, kimi orman, kimi sahil, kimi dere köyleri bunların. Her birinin keyfi farklı... Şile'de artık çok az kalmış olan tarihi ahşap evler köylerde hâlâ varlar. Ben Kabakoz'a, Akçakese'ye, içinden şirin dereler geçen Yeniköy'e ve Göksu'ya uğradım, bol bol fotoğraf çektim. Doğa zaten coşkun, yeşil fışkırmış, ağaçlar rengarenk. Örneğin Kabakoz'un meydanında bir çınar var, tanıtım tabelasında 700 yıllık deniyor. Kurtuluş Savaşı'nda tam da burada çok üzücü şeyler yaşanmış, halk ayaklarından ağaca asılmış, yerde yakılan samandan çıkan dumanla boğulmak istenmişler. Sadece nefis bir doğanın değil, kadim bir tarihin içinden geçtiğimi de hatırlatıyor bu çınar bana. Köylere giderken yazları yol üstü tezgâhlarla doluyor, güzel havalarda gene varlar. Soğuğa denk geldiyseniz de Yeniköy'e uğrayın, envai çeşit gözleme her daim mevcut. Tabii tercihinizi kahvaltıdan yana da kullanabilirsiniz.

Denizde yıkanan, kumda kuruyan Şile bezi

Şile denince aklınıza ilk gelen ne? Elbette Şile bezi... Onyıllardır bu coğrafyada dokunan, eskiden kadınların çoluğa çocuğa üst baş, eve çarşaf örtü olsun diye günde bir top -20 metre- dokudukları, bugün Şile'nin en önemli ürünü olan bu bezin hazırlanışı âdeta bir kısa öykü. İpi unla kaynatılıyor, dokunan bez deniz suyuyla yıkanıyor, kuma serilip kurutuluyor... Sonra gelsin işlemeler: Çatlak kahve, samatya, gazi sofrası, hanım yanağı motifl eri... Küçük ama keyifl i çarşıdan seç, beğen, al!

Balık seven gönlünü suya koyar!

Hem Marmara’nın hem de Karadeniz’in kültüründen beslenen bir yöredeyiz. Dolayısıyla seyahatinizin bir gastronomi turuna dönmesi an meselesi! Elbette ilk tercihiniz, limandaki keyifl i lokantalardan birinde alınacak balık, balık çorbası, güveçte balık gibi alternatifl er olmalı. Tabii oyunuzu yine deniz manzaralı bir mekânda alacağınız kahvaltıdan yana da kullanabilirsiniz. Yanıbaşındaki Yeniköy’e uğrarsanız da Boşnak mantısını tatmadan dönmeyin.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.