"Türkiye enerji alışverişinde önemli bir parça"

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, "Türkiye, dünya piyasalarına açılan yolda en elverişli güzergah olarak hizmet vermeyi amaçlamaktadır" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İSTANBUL - Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Hazar Strateji Enstitüsü (HASEN) tarafından üçüncüsü gerçekleştirilecek Hazar Forumu'nun açılış galasında yaptığı konuşmada, güvenli bir ortak gelecek için enerji ağı ve taşımacılık koridorlarıyla ülkeleri, şehirleri ve insanları birbirine bağlamayı amaçladıklarını ifade ederek, "Bölgesel işbirliğimizin ve ülkelerimiz arasındaki ticaret hacminin artmasının barış, istikrar ve ortak refaha vesile olacağına inanıyoruz. Hazar Bölgesi ve Avrasya kritik öneme sahip enerji rezervleri ve geniş taşımacılık koridorlarıyla dünyanın en önemli ekonomik havzalarından biridir. Ekonomik ilişkiler ve zengin doğal rezervleri bakımından da tarih boyunca devam eden bir çekim gücüne, cazibeye sahiptir." 

Yazıcı, Hazar Bölgesi'nin etkilediği alanın nüfus bakımından büyüklüğünün 1 milyar 900 milyon civarında olduğunu vurgulayarak, "Bu rakam dünya nüfusunun 4'te 1'ine karşılık gelmektedir. Hazar Bölgesi ve çevre bölgelerin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası 20 trilyon doları geçmektedir. Bu rakam dünya Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının 4'te 1'idir. Hazar Denizine kıyısı olan ülkeler dünya rezervlerinin yüzde 12'sine, doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 4'üne sahiptir" diye konuştu. 

Son yıllarda, Geniş Hazar Havzası hidrokarbon kaynaklarının Batı pazarlarına güvenli ve çeşitli güzergahlardan taşınmasının hayati önem kazandığını anlatan Yazıcı, bu durum Türkiye'nin jeostratejik konumunu tekrar ön plana çıkardığını dile getirdi. 

Yazıcı, esasen enerji kaynaklarına erişimin, 2. Dünya Savaşı'ndan itibaren giderek artan bir biçimde ülkelerin dış politikalarının önemli bir boyutunu oluşturduğunu belirterek, "Son gelişmelerin de etkisiyle enerji arz güvenliği uluslararası gündemin en üst sıralarına taşınmıştır" dedi. 

"Yeni arz kaynaklarına acil ihtiyaç gündeme gelecek" 

Bakan Yazıcı, konumu itibariyle Türkiye'nin doğal bir enerji koridoru olarak tanımlanabileceğini ifade ederek, enerji sektöründe yapılan araştırmalara göre dünya enerji ihtiyacının 2030 yılında yüzde 60 civarında artacağını söyledi. 

AB tarafından yapılan çalışmalarda, gelecek 20 yılda Avrupa toplam enerji talebinin yaklaşık yüzde 45 artacağının öngörüldüğünü anlatan Yazıcı, şunları kaydetti: 

"Özellikle doğalgaz alanında AB ülkelerinin günümüzde yüzde 51 olan ithalat bağımlılığı, 2020 yılında yüzde 70'lere kadar çıkacaktır. Bu ise yeni arz kaynaklarına acil ihtiyaç konusunu gündeme getirecektir. Dünya ispatlanmış ham petrol rezervlerinin yüzde 73'ü ve doğal gaz rezervlerinin yüzde 72'si, Türkiye'yi çevreleyen Hazar ve Ortadoğu bölgeleri ile Rusya Federasyonu'nda yer almaktadır. Bu durum, enerji zengini bölgeler ile enerji ithalatına yılda 300 milyar dolar harcayan Avrupa arasındaki Türkiye'yi tam bir köprü haline getirmektedir. Bu nedenle Türkiye, kendi enerji talebini karşılamak için projeler geliştirirken, Avrupa ve dünya piyasalarına açılan yolda en elverişli güzergah olarak hizmet vermeyi amaçlamaktadır." 

Hazar transit koridorlarını anlatan Bakan Yazıcı, Güney Koridoru'nun 2011 yılında bir anlaşma şeklinde imzalanan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi'nin Avrasya'nın "enerji tarihinde bir devrim" olarak nitelendirildiğini, bu hattın alternatif ve güvenilir doğal kaynaklara ciddi manada ihtiyaç duyan Avrupa pazarlarının, Hazar enerji kaynaklarına doğrudan ulaşmasını sağlayacak bir rota imkanı sunduğunu kaydetti. 

Yazıcı, Güney Koridoru'nun hiç kuşkusuz, Avrasya'nın enerji haritasını şekillendiren enerji jeopolitiğinin analizine yeni bir boyut kazandıracağını aktararak, "Koridor, Hazar doğalgazında olduğu kadar Doğu Akdeniz, Türkmen ve Kuzey Irak doğalgazının taşınmasında da önemli bir kanal vazifesi görme potansiyeli bulunmaktadır" dedi. 

"Orta Koridor projesi, basit bir ulaştırma projesi değildir" 

Türkiye'nin jeostratejik konumunun avantajlarını bölge ülkeleriyle paylaşarak pek çok bölgesel enerji ve ulaşım ağına öncülük yaptıklarını belirten Yazıcı, uluslararası transit ağının Türkiye'deki ayaklarını tamamlamak üzere, kara-hava-deniz yollarına ve hızlı tren altyapısına çok büyük yatırımlar gerçekleştirdiklerini söyledi. 

Yazıcı, Marmaray'ın Asya ve Avrupa kıtalarını İstanbul Boğazı'nın altından bir tünelle birleştirdiğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: 

"Asya ve Avrupa'yı hem kara hem de demiryoluyla birbirine bağlayan bu projenin üstüne, Modern İpek Yolu olarak da adlandırılan 'Orta Koridor'u bina etmekteyiz. Bu vizyonun önemli bir parçası olan Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının temelini Azerbaycan ve Gürcistan ile attık. Önümüzdeki yıl tamamlamayı öngördüğümüz projeyi süratle hayata geçirmek için yoğun çaba gösteriyoruz. Bu proje sayesinde Londra'dan kalkacak bir trenin, Marmaray ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ile Hazar Denizi'ndeki Aktau limanı bağlantısı üzerinden, kesintisiz olarak Pekin'e kadar gitmesini sağlayacak altyapıyı oluşturmayı hedefliyoruz. Esasen Modern İpek Yolu olarak adlandırdığımız Orta Koridor projesi, basit bir ulaştırma projesi değildir." 

Ticaretin rotası doğuya kayıyor 

İktisadi verilerin dünya ticaretinin bir kez daha doğuya yani Asya'ya yöneldiğine işaret ettiğini aktaran Yazıcı, Asya ve Avrupa'nın büyüme performansları ile dünya üretim paylarındaki doğu-batı kıyaslamasının dünya ekonomisindeki değişen dengeleri ortaya koyduğunu söyledi.  

Bakan Yazıcı, üretim ve ticaretin merkez üssünün doğuya kaymasının binlerce yıl önceki ticaret yollarını tekrar kilit rollere kavuşturduğunu belirterek, "Bu yolların ve geçiş hatlarının üzerinde bulunan ülkeler olarak, birbirimizle ticareti ve iletişimi arttırmamız, bölgemize barış, ülkelerimize ise refah ve zenginlik artışı olarak yansıyacaktır. Bu üretim, refah artışı ve dağılımının atar damarı ise İpek Yolu'dur" dedi. 

İpek Yolu ülkelerinin dünya ticaretindeki payının giderek arttığına işaret eden Yazıcı, "İpek Yolu ülkeleri, toplam dünya ihracatından 4,2 trilyon dolar ile yüzde 23 gibi yüksek bir pay almaktadır. Toplam dünya ithalatında ise 4,4 trilyon dolar ile yüzde 25'lik paya sahiptir. 2012'de Türkiye, 152 milyar dolarlık ihracat ve 236 milyar dolarlık ithalat ile İpek Yolu güzergahında bulunan ülkeler içerisinde 7. sırada yer almaktadır. Ülke olarak 2012 yılında İpek Yolu güzergahı üzerinde bulunan 19 ülkeye toplam ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 33 artış kaydetmiştir. Türkiye ekonomisi 2003-2012 yılları arasında ortalama yüzde 5,1 büyümüştür" değerlendirmesini yaptı. 

İpek Yolu güzergahındaki ülkelerin gümrük idareleri arasında uygulamaların benzeşmesini sağlamak ve deneyimleri paylaşmak amacıyla yapılan çalışmalara değinen Yazıcı, "O rotayı eski kimliğine kavuşturmak suretiyle ticari aktiviteyi hem hızlandırmak hem de ticaretin güvenliğini sağlama konulu çalışmalar sürmektedir. Eminim ki bugün burada başlayan Hazar Forumu ve buna benzer etkinlikler sözünü ettiğim İpek Yolu projesini ve elbette ki dünyanın ticari yoğunluğunun seyrini de izlemek suretiyle bu havzada yer alan ülkelerin ekonomik performansının yükselmesine yol açacak ve sonuç itibariyle hem barışa hem de insanlarımızın mutluluğuna vesile olacaktır" diye konuştu.