Petrol 'siyasi içerikli bir ticari nesne'ye dönüştü

Çin, Ortadoğu'da etkinliğini artırmak ve aynı zamanda bölgedeki enerji kaynaklarını ülkesine taşımak için çaba harcarken, enerji ithalinden oluşan ekonomik açığı yapacağı ihracatla telafi etmeye çalışıyor

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

PEKİN/ŞANGHAY - Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin'in, Ortadoğu'da etkinliğini artırma çabaları çerveçesinde Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde resmi temaslarda bulunuyor ve kendi deyimleriyle Çin'in Ortadoğu meselelerindeki duruşunu aktarmak için görüşmeler yapıyor. 

Enerji ithalatına bağımlı olan Çin, elindeki yatırım ve diplomasi kartlarıyla özellikle Ortadoğu ve Afrika coğrafyasında birçok proje yürütüyor. Birçok Asya toplumu gibi garanti yatırımlara yönelen Çin, bu konuda dikkatli hareket ediyor ve potansiyel yatırım risklerine karşın gerilim olan bölgelerde yatırım alanını genişletmek ve uzun vadede kazanç elde edip enerji güvenliğini sağlamak için diplomasi kartını oynuyor. Zira 3 trilyon ABD dolarının üzerinde milli rezervi olan ülkede genel kanı, petrolün sadece parayla halledilebilecek bir sorun olmadığı ve "siyasi içerikli bir ticari nesneye" dönüştüğü yönünde. Enerji öncelikli politikalar benimseyen ve ekonomisi hızlı büyüyen Çin'in, 2020'ye kadar petrolünün neredeyse beşte dördünü bu bölgeden ithal edeceği tahmin ediliyor. 

Gelişmiş ülkeler petrol alımı yapmadığı takdirde en az 90 günlük petrol stoğuna sahip

Çin'in devlete ait dev şirketi ve ülkedeki petrol ve gaz şirketlerinin çatı kuruluşu Çin Milli Petrolleri raporuna göre, ülkenin ham petrol ve doğalgaz ithaline bağımlılık oranları sırasıyla yüzde 56,6 ve yüzde 29 seviyesinde. Bu durum ülkenin icracı kurumları tarafından enerji güvenliği açısından büyük bir sorun olarak görülüyor. Ülkenin mevcut şartlar altında petrol stoku kendisine ancak 30 gün yetebiliyor. Bunun dışında gelişmiş ülkelerse petrol alımı yapmadığı takdirde en az 90 günlük petrol stoğuna sahip. Dolayısıyla ülke her şeyden önce orta ve uzun vadeli stratejilerle enerji ihtiyacı ve petrol tedarikini garanti altına almak istiyor ve bu konudaki endişesini de saklamıyor. 

Çin hali hazırda bölgede ABD ile çekişmeyi göze almış durumda ve son yıllarda bu konudaki tutumunu açık açık ortaya koyuyor. Bölgedeki çıkarları ve enerji önceliklerine göre hareket eden Çin, NATO müdahalesiyle sonuçlanan 2011 Libya krizinde BMGK'da çekimser oy kullanmış ardından da NATO ve ABD'nin askeri müdahalesini eleştirmişti.  

Çin Ortadoğu ile ticareti artırma eğiliminde

Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi'nden Prof. Yü Cienhua da, "Çin son yirmi yıldır yakaladığı hızlı ekonomik büyüme ivmesi nedeniyle Ortadoğu ülkeleri ile ekonomik işbirliği ve ticaretini artırma eğiliminde" dedi. 

Çin'in ithalatının yüzde 50'sinden fazlasını Ortadoğu ülkelerinden yaptığını ve ham petrol ihtiyacının yarısına yakınını bölge ülkelerinden aldığını kaydeden Yü, "Çin'in Irak'ta uzun zamandır petrol çıkarma ve işleme alanında yatırımları var. Bu anlamda hem bölge ülkeleri, hem de siyasi dönüşüm sürecini istikrarlı bir şekilde devam ettiren ülkelerle ekonomik ve ticari ilişkilerini istikrarla sürdürüyor" yorumunda bulunuyor. 

Çin, Ortadoğu ve körfez ülkelerinden enerji ithalinin ekonomisinde oluşturacağı baskıyı, yaptığı birçok kalemdeki ihracatla azaltmaya çalışıyor. Zira Çin, Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden yoğun bir şekilde petrol alırken, aynı zamanda Suudi Arabistan dahil birçok körfez ülkesinde metal, ulaşım ve tarım sektörlerinde yatırım yapıyor. 

Şanghay'daki Çin Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü'nden Dr. Ye Çing, körfez ülkeleriyle ilişkilerin, Çin için diplomaside öncelik verdiği konulardan biri olduğunu vurguluyor. 

Çin'in son dönemde GCC ile (Körfez İşbirliği Konseyi) serbest ticaret bölgesi anlaşması imzalamak için yoğun gayret sarf ettiğine değinen Ye, tarafların bu konuda istekli olduğunu ve ilerleyen yıllarda teknik bazı sorunların giderilmesiyle serbest ticaret bölgesinin tesis edileceğini öngörüyor. 

Bu konularda ilginizi çekebilir