Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan nüfus uyarısı: Uzun süre çalışabiliriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, OECD Beceriler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada yapay zeka ve robotik teknolojilerin iş dünyasını kökten değiştirdiğini vurguladı. Erdoğan, "Üretim biçimleri değişiyor, bazı meslekler yok olurken yenileri ortaya çıkıyor" dedi. Erdoğan, nüfusun hızla yaşlandığına dikkat çekerek 2030’da her 5 kişiden birinin, 60 yaş üstü olacağını söyledi. Dönüşümün iş hayatını değiştireceğini vurgulayan Erdoğan, "İnsanlar daha uzun süre çalışma hayatında kalacak" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan nüfus uyarısı: Uzun süre çalışabiliriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen OECD Beceriler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, dünyanın yapay zeka ve teknolojinin öncülüğünde hızlı bir dönüşümden geçtiğini söyledi. Erdoğan, bu değişimin kaçınılmaz olduğunu belirterek, sürecin doğru yönetilmesinin karar alıcıların temel sorumluluğu olduğunu ifade etti.

İstihdamda dengeler değişiyor

Konuşmasında istihdam piyasasındaki dönüşüme dikkat çeken Erdoğan, “Üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor. Bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları da ortaya çıkıyor” dedi. OECD ülkelerinde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını hatırlatan Erdoğan, bazı sektörlerde iş gücü talebi azalırken yeni alanlarda nitelikli çalışan bulmanın zorlaştığını vurguladı.

Erdoğan'dan nüfus uyarısı: Daha fazla çalışabiliriz

Nüfus yapısındaki değişime de değinen Erdoğan, 2030’da dünya nüfusunun beşte birinin, 2050’de ise dörtte birinin 60 yaş üstü olmasının beklendiğini aktardı. Ortaya çıkan durumun insanların daha uzun süre çalışma hayatında kalacağı anlamına geldiğini ifade eden Erdoğan, artan bireyselleşmenin de yeni sosyal sorunları beraberinde getirdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

OECD 2026 Beceriler Zirvesi münasebetiyle sizleri kıtaların buluşma noktası İstanbul'da sizleri ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Şunu hepimiz çok net görebiliyoruz ki önüne çıkanı sürükleyen değişim dalgasını durdurmak mümkün değil. Fakat değişimi sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Biz karar alıcıların asli görevlerindendir. Bu zirvenin beceriler alanında küresel diyalog için güçlü bir zemin oluşturacağına inanıyorum.

İstihdam yapısı köklü değişimden geçiyor

Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor. Bazı işler hükmünü yitirirken, yeni iş alanları da ortaya çıkıyor. Zirvenin ana temasının nesiller arası yeteneğin öne çıkartılması olarak seçilmesini çok isabetli buluyorum.

OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığı gözüküyor uluslararası araştırmalarda. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak işgücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışılacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Robotik teknolojilerle birlikte yapay zekanın gelişimi de yeni endişeleri birlikte getirmektedir. 25 trilyon dolarlık pazara erişmesi öngörülüyor robotik teknolojilerin. Karanlık fabrika denen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri giderek yaygınlaşıyor. Bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma. Endüstri 4.0 daha ucuz daha hızlı bir üretim süreci sunarken diğer taraftan da sıkıntılara yol açıyor. İş dünyası açısından sanayi devrimi gibi bir dönüşümle karşı karşıyayız. Eğitim her alanda olduğu gibi bu süreçte de önceliklidir.

Nüfus yaşlanıyor, çalışma süresi uzuyor

Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Eğitim tüm paydaşlarının çağımızın hızına ayak uydurması gerekiyor. OECD değerlendirmelerine göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen işgücü yaşlanmakta.

Günümüzde öğrenme hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreçtir. 2030'da dünya nüfusunun 5'te birinin 60 yaş üstü kişilerden oluşacağız 2050'de bu oranın 4'te biri bulacağı tahmin ediliyor. İnsanlar daha uzun süre iş hayatında kalacak demektir. Aşırı bireyselleşme de eklenince, karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla halen iyi bir yerdedir.

Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle kurulan etkin ortaklıklar işgücü piyasalarında belirleyici olacaktır. Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkartılması ekonomik ihtiyaç ve ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede, kadınlar, göçmenler potansiyellerini tam olarak kullanamıyor.

Bu beşeri sermayesini atıl bırakan hiçbir ülke gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak hayal dahi edilemeyen başarılara imza attık. Yüzde 27,9 olan kadınların işgücüne katılım oranını 34,7'ye çıkarttık.

Kadın istihdamına verilen destek 

Kadınları sosyal, ekonomik hayattan yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Kadın kamu çalışanların oranı son 12 yılda yüzde 43,38'e çıktı. Geçen hafta, yeni düzenlemelerle birlikte çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şekilde gençlerimizin eğitimi ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık.

"3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmak istiyoruz"

6 Ocak'ta kamuoyumuzla paylaştığımız, gençliğin üretim çağı güç programı bunlardan birisidir. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır.

Hükümetimiz zirvede tartışılacak başlıklara güçlü bir siyasi irade ile yaklaşmaktadır.

Eğitimden istihdama, sosyal korumaya kadar her alanda reformlarımıza devam ediyoruz. Giderek dijitalleşen dünyada bilinen çalışma modelleri köklü bir dönüşüme uğramaktadır.

İstihdamın kayıt dışı alanlara kayması da muhtemeldir. Biz aldığımız tedbirlerle bununla da mücadele ediyoruz. Yüzde 52'nin üzerinde olan kayıt dışı istihdamı yüzde 24'e kadar düşürmeyi başardık.

Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun merkezinde güçlü aile yapısı, istihdam, sosyal kalkınma vardır. Bu mesele kamu-özel sektör, üniversiteler, yerel yönetimler, sendikalar arasında güçlü bir işbirliği ile mümkün olabilir.

OECD’nin analitik kapasitesinin ve ülkeler arasında kurduğu diyalog zemininin bu noktada çok önemli olduğuna inanıyorum. OECD 2026 Beceriler Zirvesinin ülkelerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.