Trump’ın faiz indirimi hesabı tersine döndü, Fed’de artış cephesi büyüyor
ABD Başkanı Donald Trump’ın ucuz kredi ve büyüme için beklediği faiz indirimi, yüksek enflasyon ve Fed içindeki ayrışmayla uzaklaşıyor. Piyasalar eylül toplantısında indirim değil, faiz artışı ihtimalini giderek daha güçlü fiyatlıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın büyümeyi hızlandıracak ve konut maliyetlerini düşürecek araç olarak gördüğü ucuz para hedefi, Amerikan Merkez Bankası’nın son toplantısının ardından ters yönde ilerlemeye başladı.
Trump faiz indirimi isterken uzun vadeli tahvil faizleri yükseldi, konut kredileri pahalı kalmayı sürdürdü ve Fed içinde para politikasının daha da sıkılaştırılmasını isteyen cephenin ağırlığı arttı.
Piyasadaki yön değişimi eylül toplantısına ilişkin beklentilerde belirginleşti. Vadeli işlemler, Fed’in bir sonraki toplantıda politika faizini artırma ihtimalini yaklaşık yüzde 65 olarak fiyatlamaya başladı.
Fed’de üç isim artış istedi

ABD Merkez Bankası (Fed), 29 Temmuz’daki toplantısında politika faizini yüzde 3,50–3,75 aralığında sabit tuttu. Karar 9’a karşı 3 oyla alındı.
Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ve Dallas Fed Başkanı Lorie Logan, politika faizinin 25 baz puan artırılması yönünde oy kullandı.
Üç yetkilinin ortak kaygısı, enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalıcı hale gelmesi oldu. Fed’in yakından izlediği kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi haziranda yıllık yüzde 3,7 arttı. Oran mayıstaki yüzde 4,1 seviyesinin altında kalsa da hedefin oldukça üzerinde kaldı.
Kashkari, enflasyonun yüksek seyrini koruması halinde küçük ve kademeli artışların daha sonra ihtiyaç duyulabilecek sert adımlardan daha güvenli olacağını savundu. Logan ise mevcut politikanın fiyat baskısını aşağı çekmek için yeterli kısıtlama yaratmadığını belirtti.
Tahvil faizi 19 yılın zirvesinde

Trump’ın düşük faiz talebine karşı en sert yanıt tahvil piyasasından geldi. ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,2’yi aşarak yaklaşık 19 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Gösterge kabul edilen 10 yıllık ABD tahvil faizi de yüzde 4,7’nin üzerine yükseldi. Uzun vadeli faizlerdeki artış, Fed politika faizini değiştirmese bile konut, otomobil ve şirket kredilerinin daha pahalı hale gelmesine yol açıyor.
Yükseliş aynı zamanda yatırımcıların uzun vadeli enflasyon, bütçe açığı ve ABD’nin borçlanma ihtiyacına karşı daha yüksek getiri talep ettiğini gösteriyor.
ABD yönetiminin içinde bulunduğu mali tablo da baskıyı artırıyor. Federal hükümetin mevcut mali yılda kamu borcunun faiz ödemeleri için yaptığı harcama 827 milyar dolara ulaştı. Böylece faiz giderleri savunma harcamalarının üzerine çıktı.
Konut kredileri ucuzlamadı

Trump, faiz indiriminin konut piyasasını canlandıracağını ve ev sahibi olmayı kolaylaştıracağını savunuyordu. Ancak para politikasında beklenen gevşeme gerçekleşmediği gibi piyasa faizleri de yukarı yöneldi.
ABD’de 30 yıl vadeli ortalama konut kredisi faizi yüzde 6,66 seviyesinde bulunuyor. Oran, bir yıl öncesine kıyasla belirgin bir gerileme göstermedi.
Yönetim daha önce konut kredisi faizlerini düşürmek amacıyla Freddie Mac ve Fannie Mae’ye en az 200 milyar dolarlık konut kredisi satın alma talimatı vermişti. Buna rağmen mortgage faizleri, yönetimin yüzde 6’nın altına çekmeyi umduğu seviyenin üzerinde kaldı.
Yüksek faiz yalnızca yeni ev alacakların aylık ödemelerini artırmıyor. Mevcut düşük faizli kredisini kaybetmek istemeyen ev sahiplerinin konutlarını satışa çıkarmaktan kaçınması, piyasadaki arzı da sınırlıyor.
Trump’ın politikaları hesabı zorlaştırıyor

Trump yönetimi faizlerin yüksek kalmasından Fed’i sorumlu tutarken, piyasalar yükselişte ekonomi politikalarının da etkili olduğu görüşünde.
İthal ürünlere getirilen tarifeler üretim ve tüketici maliyetlerini artırıyor. Orta Doğu’daki çatışmaların enerji fiyatlarını yukarı taşıması da enflasyonun düşmesini zorlaştırıyor.
Yapay zekâ veri merkezleri için yapılan büyük yatırımların enerji, altyapı ve finansman talebini büyütmesi, uzun vadeli tahvil piyasasındaki baskıyı güçlendiren diğer unsurlar arasında gösteriliyor.
ABD ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,5 büyüdü. Büyüme devam etse de yüksek faizlerin konut, yatırım ve dayanıklı tüketim üzerindeki etkisi giderek daha fazla hissediliyor.
Beyaz Saray’ın hesabı, Orta Doğu’daki çatışmaların sona ermesiyle petrol fiyatlarının ve enflasyonun gerilemesine dayanıyor. Böyle bir senaryonun Fed’e faiz indirimi için alan açabileceği savunuluyor.
Eylül için yüzde 65’lik hesap

Fed’in bir sonraki faiz kararı 16 Eylül’de açıklanacak. Toplantıya kadar gelecek enflasyon, istihdam ve büyüme verileri kararın yönü açısından belirleyici olacak.
Piyasalarda yaklaşık yüzde 65’e ulaşan faiz artışı ihtimali, Trump’ın seçimler öncesinde borçlanma maliyetlerini düşürme planını zora sokuyor. Fed’in faiz artırması halinde konut kredileri, otomobil finansmanı ve şirket borçlanmaları üzerindeki baskının sürmesi bekleniyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh ise bankanın gelecekte atacağı adımlara ilişkin açık yönlendirme vermekten kaçınıyor. Warsh’ın piyasa fiyatlarının ekonomik koşullara göre şekillenmesine daha fazla alan tanıyan yaklaşımı, Trump’ın doğrudan faiz indirimi beklentisiyle ayrışıyor.
Eylül toplantısına kadar en kritik soru, enflasyondaki yavaşlamanın Fed’i beklemeye ikna edip etmeyeceği olacak. Aksi durumda Trump’ın faiz indirimi talebi, yerini yeni bir faiz artışına bırakabilir.