13 °C

'Bu dönüşüm değil, seçim bütçesidir'

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kenan Tanrıkulu, “Devletin tüm yatırımlarının 88.5 milyar lira olduğu bir bütçede, siz 80.6 milyar lira sosyal güvenliğe transfer yapıyorsanız, bu bütçe dönüşüm değil seçim bütçesidir” dedi

'Bu dönüşüm değil, seçim bütçesidir'

canan_sakarya-008.jpg

MHP Genel Başkan Yardımcısı İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, ekonomide dönüşüm programının 2015 yılında hayata geçirilmesi konusunda bütçede hiçbir işaretin bulunmadığını belirtti. Tanrıkulu, “Bütçeye baktığımız zaman bütçede böyle bir niyet, buna ayrılabilecek bir kaynak yok” dedi. Tanrıkulu, Komisyonda kabul edilen Perakende Yasa Tasarısı’nın esnaf lehine bir düzenleme içermediğini belirterek, “Hiç çıkmamasından iyidir diye bakılan bir anlayışla yasa çıkarılmasını doğru bulmuyorum” dedi. Tanrıkulu, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak ile arkadaşımız Canan Sakarya’nın sorularını yanıtladı. 

Rusya’daki gelişmeler Türkiye’yi nasıl etkiler? 

Türkiye’nin Rusya ile ticareti önemli. 2013 yılında 7 milyar dolarlık bir ihracat yapmışız. Toplamda baktığımızda biz bu işlerden sıkıntı yaşayacağız. Müteahhitlik, otomotiv, turizm, konfeksiyon sektörlerimizin hemen hepsi bu durumdan etkilenecek. Ancak AB’nin Rusya’ya uyguladığı ambargo aynı seviyede devam ederse Rusya’nın bize dönük talepleri devam edebilir. İhracatımız bu sene Rusya’nın petrol gelirlerinin düşmesi nedeniyle zora girecek ancak bir yandan da AB’deki ambargo nedeniyle belki bunu kompanse edebilir diye düşünüyorum. Bir krizi fırsata çevirmek de iyi yönetimle olur. Ben birazda ekonomiyi risk yönetimi olarak görüyorum ama riski iyi yönetebilmek için bilgi ve beceri gerekiyor. Bilgi ve beceri ile donatılmış bir yönetsel kabiliyetiniz varsa mevcut riskleri fırsata dönüştürebilirsiniz. Ancak o noktada bir beceri gösterilebilir mi gösterilemez mi açıkçası onu zaman gösterecek.

2015 bütçesine ilişkin değerlendirmeleriniz nelerdir? 

Bütçede birkaç nokta bence önem gösteriyor. Bir kere bu bütçe gerçekten zor bir bütçe. Bir taraftan enfl asyon defl atöre bakıyorum öbür tarafta toplam harcamaların artışını mukayese ediyorum. Toplam harcamalar yüzde 5.5 artacak, faiz dışı harcamalar ise yüzde 5.2. Ama öbür tarafta TÜFE artışını yüzde 6.3 olarak öngörmüşler. Bu harcamalarınız enfl asyondan daha az artacak demek, olur mu? Seçim ortamında olacağını zannetmiyorum. Zor ve iddialı bir bütçe derken kastettiğim bu ama olma ihtimali düşük çünkü seçim ortamına giriyoruz seçim ortamında da böyle bir şeyin yapılması çok zor. Bir diğeri, bu sene 48 milyar lira olan yatırımlar gelecek yıl 41 milyar liraya düşecek bana göre yine burada bir handikap var. Nasıl olacak diye baktığımız zaman geçmişteki yatırım modellerinin terk edildiğini bu bütçe dönemi ile birlikte kamu özel işbirliğine daha fazla ağırlık verdiklerini görüyoruz. Gelecek yıl ana kalemler itibariyle baktığımızda iki ana kalemde daha azalma var bunlardan bir tanesi sermaye transferleri diğeri de borç verme sistemi ile ilgili kalemlerdeki oynamalar. Bu da bize KİT sisteminde bir oynama yapacaklarını, finansman sorunun olan KİT’lerin hepsinin özelleştirileceğini gösteriyor. Bir diğer önemli konu bütçede sosyal güvenlikteki transferler. 2015’de, 80.6 milyar lira bütçe kaynağı sosyal güvenliğe aktarılacak. Bu kabaca milli gelirin yüzde 4’den biraz fazla bir rakam, devletin tüm yatırımlarının 88.5 milyar lira olduğu bir yerde siz 80.6 milyar lira sosyal güvenliğe transfer yapıyorsanız, bu bütçe daha çok seçim bütçesidir. Artık işsizlik çift hane, geniş tanımlı işsizliğimizde yüzde 17, böyle bir ekonomide kaynakları siz yatırıma değil sosyal güvenliğe ayırıyorsunuz. Buradan seçmen yatırımla ilgilenmez cebine giren paraya göre oy verir sonucu ortaya çıkıyor. Bu da bütçenin bir seçim bütçesi olduğunu gösteriyor. Ayrıca, bütçede özel hesap uygulamaları ile örtülü alanlar ortaya konulmaya kalkışılmış. Dışişleri Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, AFAD gibi kuruluşların bütçelerinden harcamalara ilişkin ödenekler önce oluşturulan özel hesaba aktarılıyor daha sonra harcamalar oluşturulan bu özel hesaptan yapılıyor yani bir nevi fon oluşturuluyor. Bütçenin şeffaflığı açıklığı gibi temel prensiplerin dışına çıkılıyor. 

2015 yılı için riskli gördüğünüz alanlar nelerdir? 

Risklerin en başında siyasi riskler geliyor, 2015 yılında bir seçimin olması risktir. Suriye, Irak, Kobani gibi dışarıdan kaynaklanan olaylar var. Bunun ihracata olumsuz etkileri söz konusu, bölgesel olarak ihracatta toplamda yüzde 7’lik bir düşüş var. Bu durum önümüzdeki dönemde de devam ederse ki edeceğe benziyor, Türkiye ekonomisini etkileyecek önemli risklerden biri dış politika. Huzur olmadan ticaret olmuyor önce o bölgenin tansiyonunun düşmesi lazım. Asıl kötü olan Türkiye’nin uzun dönemli büyümesi yüzde 3’lere intibak etmeye başladı. Bence sıkıntı burada ve ekonomik risklerin başında bu geliyor. Büyümenin düşmesine rağmen cari işlemler açığının milli gelire oranında da fazla fark eden bir şey yok yüzde 5.5-6 civarında seyrediyor. Diğer bir konu cari açığı sıcak para ile finanse ediyoruz böyle bakınca bizim kısa vadeli dış borcumuz 130.7 milyar dolar civarında, toplam 401 milyar dolarda dış borç var. Bunun 123.8’i devlet, kalan 278 özel sektör borcu. Böyle bir durumda herkese karşı politik anlamda özellikle de Avrupa’da partnerlerinizle çekişme içinde olursanız doğal olarak riskleriniz yükselecek demektir. 

Ekonomide dönüşüm programı yapısal sorunlara çözüm getirir mi ? 

Bu kaçıncı paket, çok da tutacağını zannetmiyorum. Bu pakette bir kere 10. Kalkınma Planı’nın öncelikli dönüşüm programları uygulanmaya çalışılıyor. Başbakan tarafından iki ayrı paket açıklandı buradaki esas mesele 10. Kalkınma Planı’nın ve dönüşüm programlarının bir takvime bağlanması ve o takvim üzerinden gitmesi. Üretim ve verimlilik, tasarruf, İstanbul Finans Merkezi gibi başlıklar geçiyor ama bunları bu bütçe döneminde bir eyleme dönüşmesi için tamamıyla uygulanabilir olup olmadığına bakmak lazım. Oysa bütçeye baktığımız zaman bütçede böyle bir niyet, buna ayrılabilecek bir kaynakta yok. Kaynağını siz başka yerlere harcamayı düşünüyorsunuz ve birazcık da seçim ekonomisi düşünüyorsunuz. 

Perakende Yasa Tasarısı komisyonda geçti. Sorunu çözer mi? 

Bizim dönemimizde seçim kararı alındığı için bakanlar imzalarını geri çekti ve yasalaştıramadı. Daha sonra 2007 ile 2011’de iki teklif verdik. Bu teklifl eri esnaf kesimi destekledi. Komisyondan geçen tasarıda esnaf kesiminin çok da lehine olacak hükümler yok ama TESK gibi kurumlar bu tasarıyı desteklediklerini söyledi. AVM’lerde esnaflara satış alanını yüzde 5’i kadar yer ayrılacak bu kadar yüksek kira bedelini hangi küçük esnaf ödeyebilecek. Geleneksel kültürel mesleklerin icrası için toplam satış alanının binde 3’ü ayrılıyor, ortalama 40 bin mektrekarelik bir AVM’de 120 metrekarelik alan ediyor. Bu alan kaç esnafa esnafa bölünecek ve yüksek kira bedelini esnaf nasıl ödeyecek. AVM’lerin yan yana açılmasını engelleyecek bir düzenleme yok.

MHP olarak öneriniz nedir?

Büyüme modelinin farklılaşmasını öneriyoruz. Piyasa ekonomisi ağırlıklı bir büyüme modeli bizi bir yere kadar getirip tıkandı, buradan üretimi ön plana çıkaran işin aksayan yönlerinin yapısal reformlarla düzeltilip yola koyulan bir yapıya dönüşmemiz lazım. Daha düşük gelirli kesimleri öncelik aldığınız üretime öncelik verdiğiniz, üretimde de ileri teknoloji inovatif yapılı bir büyüme modelini ortaya koymanız lazım. Çünkü son 12 yılda yüksek teknolojili ürünlerin ihracatınızın içindeki payı yüzde 6’dan yüzde 3’e düştü. Yüzde 50 azaldı, bu şunu gösteriyor 12 yıldır bu alanda yatırım yapmamışsınız. Teşviklerin yoksulluğu, bölgesel gelişmişlik farkının azaltması noktasında hiçbir faydası ve etkisi yok. Önce birlikte daha fazla üretip adil bir şekilde bölüşeceğimiz, insan odaklı bir model ortaya koymamız lazım daha çok üretip daha iyi bölüşmemiz lazım. Böyle olunca iş yapısal reformlara geliyor. Ekonomik, sosyal ve siyasi olmak üzere üç tür yapısal reform öneriyoruz. Siyasal alanda anayasa ve yasa değişiklikleri gerekiyor. Sosyal alanda da özellikle eğitim, adalet ve yargı da reformlar yapılması lazım. Ekonomi de ise ithalata bağımlı büyümenin azaltılması, cari açığın düşürülmesi birbirini etkiliyor, bütçe gelirlerini konjonktürel olmaktan çıkarmak gerekiyor. 2B, özelleştirme, vergi ve prim borçlarında yapılandırma gibi, konjonktürel bütçe geliri olmaması lazım. Enerji ithalatına çözüm bulunması, yüzde 12’lere kadar inen tasarrufl arın artırılması gerekiyor.

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.